18 Nisan 2017 Salı

Biyoplastik Uzmanları 4-10 Mayıs 2017 Interpack'ta

Her 3 senede bir Almanya'nın Düsseldorf kentinde gerçekleştirilen ve bu sene 4-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan Interpack fuarında ambalaj endüstrisinin dünyaca önde gelen firmaları teknolojide geldikleri en son noktaları ziyaretçilerin beğenisine sunacak.

Biyoplastikler konusunda uzman Alman FKuR Kunststoff firması da Hall 9 F14 numaralı standda biyoplastik uygulamalarındaki en son gelişmeleri firmaların beğenisine sunacak.

Bu seneki yenilikler arasında göze çarpan; PE-PP kampaund malzemeleri, Home Compostable poşete uygun biyobozunur hammaddeler ve PBS bazlı enjeksiyon ve termoform uygulamalarına uygun yüksek ısı dayanımına sahip formulasyonlar olucak.

FKuR firmasının Türkiye temsilcisi olan Kumru Kimya firması olarak da fuar boyunca standda yerimizi alarak Türkiye'den gelen ziyaretçilere detaylı bilgiler sunmaya çalışacağız.

FKuR firması yeni home compostable poşet üretimine uygun malzemelerinin tanıtımı amaçlı bir adet kısa film hazırladı. Bu filmi izleyerek ve müşterilerinizle paylaşarak, kompost hale gelebilen torbaların nasıl verimli olarak kullanılabileceğini ve fonksiyonlarını daha rahat bir şekilde anlayabilirsiniz.




FKuR firmasının ürünleri ile ilgili detaylı teknik bilgiler için firmanın aşağıdaki web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

http://fkur.com/en/marken/bio-flex-3/

15 Mart 2017 Çarşamba

Katkılar Plastikleri Biyobozunur Yapabilir Mi?

Bir malzemenin ya da ürünün biyobozunurluk özelliği, doğada bulunan bakteri, fungi ve alg gibi mikroorganizmaların davranışları sayesinde vuku bulan ve doğasında olan bir özelliktir. Bu proses sonucunda su, karbondioksit ve biyokütle ortaya çıkar. Hiçbir katkıya ihtiyaç yoktur ve herhangi bir fragman (küçük parça) çevrede kalmaz. Endüstriyel kompostlama özelindeki gereksinimler de uluslararası çapta kabul edilen EN 13432 ve ISO 18606 gibi standartlar tarafından açık bir şekilde tanımlanmıştır. Diğer ortamlardaki biyobozunurluk özelliği için, başka standartlar çerçeve koşullarını ya da geçti/kaldı kriterlerini belirleyebilir ya da belirlemesi gerekir.

Oxo-bozunur olarak ifade edilen plastikler ise genel olarak içine katkı maddesi olarak tuzar ve ya geçiş metalleri katılan fosil kaynaklı, biyobozunur olmayan poliolefinler ve ya polyesterlerdir (örnek olarak; PE ve ya PET). Bu katkıların biyobozunur olmayan bu plastiklerin biyobozunurluğunu sağlaması beklenmektedir. Fakat şimdiye kadar bu iddiayı temellendirebilecek herhangi bir tekrarlanabilir çalışma yapılamamıştır. Genel olarak biyobozunurluk karbondioksit oluşumunun ölçülmesi ile gösterilmekte ve onaylanmaktadır. Oxo-bozunur plastikleri destekleyen yayınlarda, örnek olarak, iki senelik bir sürede %60'lık biyobozunma iddia edilmiştir ve bu da kalan %40'ın kaderinin ne olacağı ile ilgili durumu spekülatif kılmaktadır. Göreceli olarak daha uzun süreli çalışmalara dayanmasının dışında (EN 13432 standardı %90'lık fragmanlaşma için 12 hafta, %90'lık biyobozunma için ise 6 ay gereksinimi ortaya koyar) farklı çıkarımlar da yapılmıştır: Oxo-bozunur malzemelerin ancak güneş ışığı (UV radyasyonu) ve oksijen varlığında fragmanlara ayrılıp gözle görülmez hale geldiği varsayılmaktadır.  Eğer bu süreçte aynı zamanda ve ya sonrasında gerçek biyobozunurluk (burada ''gerçek biyobozunurluktan'' kasıt karbondioksit oluşumunun ölçülmesidir) gerçekleşmediği takdirde, küçük parçalara ayrılma (disentegrasyon) sürecinde oluşan ve gözle görülmeyen plastik fragmanları, bu çevreye yayılan mikroplastiklerin oluşturduğu, çeşitli çevresel ve sağlık tehlikelerine sebep olabilir.

Bir diğer katkı ile biyobozunur olduğu iddia edilen plastik malzeme grubu ise enzim-aracılı plastiklerdir. Doğada gerçekleşen biyobozunma işlemi doğada bulunan organizmaların enzim tepkimelerine dayanmaktadır. Enzim-aracılı plastikleri üreticileri de konvansiyonel plastiklere enzim ekleyerek bu doğadaki durumu yapay bir şekilde taklit etmeye çalışırlar. Fakat şimdiye kadar herhangi bir bağımsız çalışma ya da bilimsel yayın biyobozunurluk adına bu tip malzemeler için olumlu bir sonuç göstermemiştir. Buna rağmen üretici firmalar ürünlerinin %100 biyobozunur olduklarını hatta kompostlama standartlarına dahi uygun olduğunu iddia etmektedirler. Bu iddialar genel olarak karbondiokside dönüşme yerine kütle kaybına dayandırılmaktadır. Bu da biyobozunurluk için bilimsel bir kanıt oluşturmamaktadır.

Yukarıda belirtilen tüm bilgiler ışığında, kavramlar arasındaki farkları doğru şekilde ayırt etmek gerekir.  Enzim-aracılı plastikleri günümüzde yapılan ve umut vaadeden enzim-aracılı geri dönüşüm çalışmalarıyla karıştırmamak gerekir. Enzim-aracılı geri dönüşümde PET ve ya PU gibi konvansiyonel plastiklerin atıkları özel üretilmiş enzimlerle depolimerize edilmektedir. Elde edilen monomerler ise PHA gibi herhangi bir katkı gereksinimi olmadan birçok çevre ortamında biyobozunur özellikte olan biyoplastiklerin üretiminde hammadde olarak kullanım alanı bulabilmektedir.

Kaynak: www.european-bioplastics.org
Issbrücker, Constance, Bioplastics Magazine 01/17 pp.41.

10 Mart 2017 Cuma

Biyoplastiklerin BiyoBozunurluk Testlerinin 25 Yılı


OWS (Organic Waste Systems- Organik Atık Sistemleri) biyoplastik de dahil olmak üzere farklı tür malzemelerin biyobozunurluk, kompostlanabilirlik ve ekotoksisite gibi testlerinde dünya lideri uzmanlardan biri olarak bilinmektedir. Belçika asıllı firma 80 çalışanı ve çeşitli laboratuvar altyapısıyla Gent şehrinin eski limanında konuşlanmştır. Firmanın yolculuğu ise 1990 yılında, ilk modern biyoplastiklerin piyasaya girmesi ile başladı.

Yavaş fakat emin bir başlangıç


Resim 1 - OWS'nin ilk laboratuvarı
Novon Polymers, Procter & Gamble and Novamont OWS firmasının ilk müşterileri oldular. Testler GLP (Good Laboratory Practice- İyi laboratuvar uygulamaları) prensiplerine uyan iki laboratuvarda yapıldı. Bunların bir tanesi Gent şehrindeki merkez ofiste, diğeri ise Ohio eyaletinin Dayton şehrinde, ABD’de bulunuyordu 

Sonuç olarak OWS biyoplastik endüstrisinin öncülerinden biri oldular. Firma hem ulusal (ASTM ve DIN) hem de uluslararası (CEN ve ISO) birçok standardizasyon organizasyonuna yoğun bir şekilde katılım gösterdi ve bu sayede son 25 sene içinde birçok test metodunun geliştirilmesinde ve biyobozunurluk ve kompostlanabilirlikle ilgili standardların belirlenmesinde katkıda bulundular. Bu da diğer farklı şeylerin yanında, başta ISO 14855 ve ISO 16929 gibi sırasıyla endüstriyel kompostlama koşulları altında biyobozunurluk ve disentegrasyon test metodlarının yayınlanmasını sağladı. 

Hali hazırda endüstriyel kompostlama koşulları ile ilgili standard bir koşul belirlenmiş olmasa da, Belçika bazlı serfikikasyon enstitüsü olan Vincotte 1995 yılında OK Compost sertifika programı altında ilk ürünlerine sertifika verdiler. İki sene sonra, European Bioplastics (daha sonra IBAW) ve DIN CERTCO ‘’the Seedling logosu’’ adı verilen kompostlanabilir ürün logosunu tanıttılar. Vincotte ve DIN CERTCO’nun ABD’deki versiyonu olan Biyobozunur Plastik Enstitüsu (Biodegradable Plastics Enstitute - BPI) ise kendi logosunu 1999 yılında tanıttı. Japonya, Avustralya, Kore, Kanada vb ülkelerdeki sertifikasyon büroları da bu durumu takip ettiler. OWS günümüzde dünya çapındaki bütün sertifikasyon büroları tarafından yıllardır tanınmaktadır.

İlk yıllarda, odak noktası, biyobozunurluk/kompostlanabilirliğin önemli bir değer yaratacağı biyoatık torbaları gibi niş pazarlardı. EN 13432’nin tanıtılması ile birlikte bu durum hızlı bir şekilde değişti.

Önemli büyüme


Resim 2- OWS'nin GENT şehrindeki
merkezinin yeni binası
Birkaç yıl sürmesine ve önemli ölçüde zaman almasına karşın, birçok kurumun ortak çabalarıyla, 2001 yılının şubat ayında endüstriyel kompostlama ile ilgili olan Avrupa standardı EN 13432 yayınlandı. ABD’de bu standarda eşitlik gösteren ASTM D6400 ve ASTM D6868 sırasıyla 1999 ve 2003 yıllarında yayınlandı. Bununla birlikte biyoplastik endüstrisinde önemli bir büyüme gerçekleşti ve bu sayede de OWS bilgisini tek bir noktaya odaklamaya karar verdi. Firma ABD’deki laboratuvarlarını kapayarak Gent şehrindeki laboratuvara yatırım yaptı ve GLP pratiğinden ISO 17025 akreditasyonuna geçti.

Endüstrinin genişlemesiyle birlikte pazar gelişiminde bir sonraki adım geldi. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler artık organik gıda ambalajonda da kullanılmaya başlandı. Kısa süre sonra da biyoplastik üreticileri fast food restoranlarını, festivalleri ve spor müsabakalarını potansiyel müşteri olarak hedeflemeye başladılar.

Aynı zamanda, poşet ve tek katmanlı ambalaj gibi basit ürünler de optimize edilerek daha karmaşık yapılar haline getirildi. Kompostlanabilir malzemeler pizza kutularında, donmış gıda ambalajlarında ve yoğurt kaplarında kullanılmaya başlandı. Günümüzde kısa ömürlü tüm ambalajlar kompostlanabilir malzemelerden üretilebilmektedir. Bu durum da yeni sorunları ortaya çıkardı. EN 13432 standardı kompostlanabiir için gerekli şartları mükemmel bir şekilde tarif ederken, bazı sorulara artık cevap verememeye başladı. Bu soruların arasında: hali hazırda sertifikaya sahip ürünlerden oluşturulan karışımların bütün teste tabi tutulmaları gerekli midir? Çok katmanlı yapıları nasıl değerlendirmek gerekir? Mürekkepler, katkılar ve yapıştırıcı gibi ürünler nasıl değerlendirilmelidir? Sonuç olarak sertifikasyon komiteleri oluşturularak, OWS dahil olmak üzere uzmanlarla birlikte bu karmaşık ürünlerinin EN 13432’ye uyabilmeleri için nasıl test edilmesi gerektiğine dair tartışmalar yapıldı. Bu kurallara ‘’yönetmelik’’ adı verildi.

Resim 3- Test reaktörü inkübatorden çıkarılırken 

Günümüzde OWS’nin biyobozunurluk, kompostlanabilirlik ve ekotoksisite testleri üzerinde özel olarak çalışan 16 kişilik bir ekibi bulunyor.

Diğer ortamlarda biyobozunurluk


OWS, kompostlanabilirlik testlerine ek olarak farklı testler de uygulamaktaydı. Sera filmleri (malç filmleri) test açısından sektörün karşılaştığı ilk zorluklardan biriydi. Toprakta bozunmanın kantitatif olarak ölçülmesi ile ilgili test metodu ASTM seviyesinde 1996 senesinde geliştirildi. Fakat bunun uluslararası eşitliği olan IS0 17556 testinin yayınlanması 2003 yılını buldu. Toprakta bozunan ürün sertifikası ilk olarak 2000 yılında Vincotte tarafından OK Biodegradable Soil sertifikasyon programı altında verildi. Günümüzde DIN CERTCO kurumunun da benzer sertifikasyon programı bulunuyor ve bu tip ürünlere sertifika verebiliyor.

Resim 4- Kompost içeriğinin incelenmesi

Benzer şekilde evde kompostlanabilir ve tatlı suda biyobozunur olan malzeme ve ürünler (bulaşık makinesi tabletlerinin kaplamaları ve ıslak mendiller gibi) için de sertifika programları geliştirildi. En çok ilgiliyi ise son yıllarda ortaya çıkan tuzlu suda biyobozunurluk (marine degradation) çekti. Piyasadaki tek test metodu olan ASTM D7081 çekilmiş olsa da, firmalar bu alanda çalışmaya devam ediyorlar.

Sonraki yıllarda neler beklemeliyiz


Önümüzdeki senelerde kısa ömürlü ambalajlar ve tüketici ürünlerin kompostlanabilir plastik endüstrisini sürüklemesi bekleniyor. Örneğin kahve kapsülleri günümüzde bu alanın en sıcak ürünlerinden biri ve farklı firmalardan onlarca firma geçtiğimiz iki üç sene içinde OWS’de ürünlerini test ettirdiler. İlgi çeken diğer başka ürünler arasında da çok katmanlı kese şeklindeki ambalajlar, meyve etiketleri ve ağaç ve kök korumasında kullanılan tarım ürünleri bulunuyor.

Kanunlar ve mevzuatlar ise bir diğer sürükleyici kuvvet olarak ortaya çıkıyor. Mart 2016’da Fransa ulusal bir kanun yayınlayarak 50 mikronun altındaki bütün tek kullanımlık torbaların home compostable olması gerektiğini belirtti. Plastik gıda servis ekipmanları da bu kanuna eklendi ve 2020 itibariyle home compostable olmaları gerekiyor. Bunun sonucunda OWS özellikle Fransa pazarı için gerekecek olan evde kompostlanabilme ile ilgili test isteklerinde eksponansiyel bir büyüme gördü.

Avrupa seviyesinde de, güncellenmiş toprak gübre düzenlemeleri çerçevesinde toprakta biyobozunuruk ile ilgili bazı gereksinimlerin koyulması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Bu sebepten dolayı gübrenin kontrollü olarak salınmasını sağlayan kaplamalar üreten firmalar bu kaplamalarını toprakta biyobozunan kaplamalardan geliştirmek yönünde çalışmalara başladılar. OWS de bu sektördeki en büyük üreticilerle çalışmaya başladı ve diğerleriyle de iletişim halinde.

ABD’de bir değişim söz konusu. Avrupa’da birçok sertifikasyon programı ve yönetmelikler transparan bir şekilde yürürlükte olmasına rağmen ABD’de bunlar bilinmiyor. 2016 yılının sonunda BPI kurumu, Standart ve Prosedürler Komitesi kurarak, sertifikasyon programlarının ve yönetmeliklerin belirlenmesi konusunda çalışma başlattı. OWS de bu komitenin bir üyesi olarak bulunuyor.

AD-able plastiklere geçiş olabilir mi?


Kompostlanabilir ürünler ve bu ürünlerin ömürlerinin sonu özellikleri Avrupa (biyo)atık yönetimi planlarıyla mükemmel bir şekilde uyuyor. Uzun yıllardır, kaynağında ayrlan biyoatıklar endüstriyel kompostlama metoduyla geri kazanılıyor. EN 13432’ye uyan ürünler de bu sistemlerle proses edilebiliyor ve kompost sistemini bozmuyor. Ek olarak şehirlerdeki biyoatıkların ayrı toplanmasının daha da gelişeceği öngörülüyor.

Resim 5- Anaerobik arıtma tesisi

Fakat Avrupa’da endüstriyel kompostlamadan anaerobik arıtmaya doğru açık bir dönüşüm olduğu da gözüküyor. Özellikle organik ev atıklarının biyolojik olarak arıtılmasında bu yöntem tercih edilebiliyor. Endüstriyel kompostlama ile benzerlik gösterse de biyogaz üretimi ile birlikte elektrik üretimine de olanak sağlıyor. Bu sayede enerji geri dönüşümü de sağlanmış oluyor. Sonuç olarak her geçen gün daha fazla endüstriyel kompostlama tesisi kapasitelerini anaerobik arıtma yönünde de arttırma imkanlarını değerlendiriyorlar. Çöp atık sahalarının dönüştürüldüğü yerlerde de bu dönüşüm direk olarak anaerobik arıtma yönünde oluyor.

Endüstriyel kompostlama çok basit ve güçlü bir geri kazanım yöntemiyken, anaerobik arıtma biraz daha karmaşık ve birçok parametrenin devreye girdiği (ıslak vs kuru, mezofilik vs termofilik, tek aşamalı vs iki aşamalı) bir yöntem olarak biliniyor. Örneğin OWS’nin kullandığı patentli DRANCO teknolojisi; kuru, termofilik ve tek aşamalı bir sistem. Bunun sonucunda da bütün kompostlanabilir olan ürünler bu koşullar altında (biyo)bozunmayabiliyorlar. Bu da problem oluşturabiliyor. Bu sebeple Avrupa FP7 çerçeve projesi olan Open-Bio kapsamında, OWS, bu AD-able adı verilen plastikler için bir test metodu ve standard geliştirdi. Temsili test metodu tanımlandı ve kriterler belirlendi. Her iki döküman da CEN’e transfer edildi ve onaylandıktan sonra hali hazırda hızlı büyümekte olan bu endüstriye yeni bir itici güç de kazandırabilir.

Kayak: www.ows.be / www.biobasedeconomy.eu/research/open-bio

Bioplastics Magazine 01/17 p.22-24

12 Aralık 2016 Pazartesi

Fransa'da Plastik Poşet Yasağı 2017 Ocak'ta Başlıyor

Resim Kaynağı: AFP
2016 yıllarının son günlerine doğru yaklaşırken, özellikle Avrupa Birliği üyelerinden Fransa'da plastik hammadde tüketimi alışkanlıklarının önemli bir şekilde değişmesi söz konusu. 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle kısmen başlayan, daha önce defalarca gündeme gelen ve birçok olumlu ve olumsuz yönde eleştiriyle karşılaşan plastik poşet yasakları 1 Ocak 2017 tarihi ile Fransa'da tamamiyle yürürlüğe giriyor.


İlk başta size bu yasaklardan etkilenecek ekonominin hacmi hakkında bir bilgi verelim.


Fransa Çevre Bakanlığına göre Fransa'da yılda 17 milyar plastik poşet kullanılıyor ve bu poşetlerin 8 milyarı doğaya karışıyor.

Bu poşetlerin 5 milyar tanesi kasalarda dağıtılırken, 12 milyar tanesi de alışveriş sırasında sebze ve meyvelerin ambalajlanması için kullanılıyor.

Ortalama olarak 1 plastik poşetin üretimi sadece 1 saniye sürerken, tüketici bu poşeti ortalama 20 dakika kullanıyor ve doğada yok olması ise 400 sene sürüyor.

Fransa'da ayrıca her bir birey yılda ortalama 80 adet poşet tüketiyor.

Resim Kaynağı: AFP


Peki artık hangi poşetler kullanılabilecek


Fransa'da plastik poşet yasağı kanunu aslında 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle başladı. Bu tarihten itibaren bütün market ve perakende satış mağazalarında 10 litrenin altında ve 50 mikron kalınlığının altındaki poşetler yasaklandı. Bu poşetlerin biyobozunur olması halinde dahi kullanılması mümkün olmuyor.

Birçok market artık kasalarda ufak bir ücret karşılığında kağıt poşetlerin kullanımına başladı ve bu poşetlerin üzerinde lütfen doğaya terketmeyin ve tekrar kullanın yazısının yazılması zorunlu hale getirildi.

Fakat halen marketlerde sebze ve meyveleri doldurmak ve balık ve et gibi ürünleri sarmak amaçlı daha ince plastik poşetler kullanılabiliyor. Fakat bu durum da 1 Ocak 2017 tarihi itibariyle değişecek.

Plastik poşet tüketiminin en büyük kısmını oluşturan bu daha ince torbaların EN13432 kompostlanabilirlik standardına göre (HOME COMPOSTABLE) ve en az %30 oranında biyolojik kaynaklardan üretilmiş olması gerekiyor.

Bu ürünler piyasada %30 biobased and Home Compostable olarak ifade ediliyor.

Türkiye'den ihracat yapan firmalar için uyarı ve fırsat

Yukarıda bahsettiğimiz durum her ne kadar ince market poşetleri üreten ve Fransa başta olmak üzere Avrupa'ya ihracat yapan ülkeler için önemli bir değişiklik olsa da, bu kanuna kendini çabuk adapte eden ve değişikliğe doğru şekilde tepki verebilen firmaların da bu katma değerli ürünlerden daha yüksek karlar sağlayabileceğini düşünüyoruz.

Piyasada henüz çok fazla %30 biyobazlı ve HOME COMPOST sertifikasına sahip malzeme üreten ve aynı zamanda hali hazırda konvansiyonel LDPE işleme makinelerinde verimli bir şekilde üretim yapabileceğiniz çok fazla malzeme alternatifi bulunmuyor. 



2018 Ocak ayı itibariyle %30 biyobazlı kriterinin %40'a çıkarılacağı planlandığı göz önünde bulundurulduğunda, bu gelişmeleri doğru şekilde takip etmek ihracat pazarına tedarik sağlayabilmek açısından önemli olacaktır.

Konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak için, Almanya'nın FKuR firmasının Türkiye temsilciliğini yürütmekte olan Kumru Kimya firması ile iletişime geçebilir ve son kanunlara uygun malzemelerimiz hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.



2 Aralık 2016 Cuma

Mars’ın Biyoplastik Çikolata Ambalajı 11. Küresel Biyoplastik Ödülünü Kazandı

Her sene düzenlenen ve iki gün süren Avrupa Biyoplastik Konferansı bu sene 11.kez 29-30 Kasım tarihleri arasında Berlin’de yapıldı. İlk güne politikaların ve oynayabileceği rollerin biyoplastiklerin teşvik edilmesi konusunda bir faydası olabileceği konusundaki tartışmalar ile güzel bir başlangıç yapıldı.

Endüstrinin serzenişleri bazen açık bir şekilde duyulabiliyor. Tetrapak firmasından bir katılımcı yatırımcının korunacağı bir çerçevenin sağlanması gerektiğini ve bu sayede yeni pazarlara açılmanın daha mümkün olabileceğini belirtti. Statükodan uzaklaştıran düşünce tarzının da teşvik edilmesi gerektiğini de ekledi, ve artık ‘’evet ama’’ların ortadan kaldırılması gerektiğini savundu. Eğer hükümete ve politika belirliyicilerine sadece bir şey söylemem gerekirse, sadece oturup işlerin mükemmel olmasını beklemeyin şeklinde konuştu. Mükemmelin iyinin düşmanı olduğunu şeklinde devam ederken, eğer mükemmeli beklerken gereken hızda ilerleme kaydedilemeyeceğini ve artık yenilikçilerin önünün açılmasına izin verilmesi gerektiğini söyleyerek sözünü tamamladı.

Gün iki önemli not ile sona erdi. Bunlar NEN’nin (Hollanda Standardizasyon Enstitüsü) EN 16785-1 kodlu sertifikalama programını duyurması ve 11.Küresel Biyoplastik Ödülünün kazananının sunulması şeklinde oldu. Biyobazlı içeriğin belirlenmesi ile ilgili olan yeni EN 16785 standardı, V14 karbon analizi ve element analizine dayanan biyobazlı içerik miktarının belirlenmesini içeriyor. Yeni sertifikasyon sisteminin duyurulması itibariyle iki firmaya ilk sertifikaları sunuldu. Bu firmalar çam-bazlı kimyasal üreticisi olan ve yakın zamanda Kraton tarafından bünyesine alınan Arizona Chemical ve Corbion şirketleri oldu.

Daha sonrasında ise sıra bioplastics MAGAZINE dergisinden Michael Thielen’in geleneksel olarak biyoplastik ‘’Oskar’’ının kazananını sunmasına geldi. Daha önceki yazımıda bu senenin adaylarını sizlere tanıtmıştık.


Bu sene jüri üç firmanın ortak çalıştığı projede karar kıldı. Kazanan Snickers çikolatalarının yeni biyoplastik ambalajı oldu. Mars şirketi tarafından üretilen bu ürün Hollandalı biyoplastik üreticisi olan Rodenburg tarafından üretilen biyoplastik malzemesi kullanılarak dünyanın en büyük BoPP ve CPP üreticilerinden olan Dubai merkezli Taghleef firması tarafından filme çevrildi.



Proje Mars firmasının üretim müdürünün Rodenburg firmasına bir iddia ile yaklaşması ile başladı. Bu iddiaya göre Rodenburg firmasının Mars’ın çikolatalarında şu anda kullandıkları kadar iyi bir biyobazlı ambalaj malzemesi geliştirmeleri üzerineydi. Yeni malzemenin biyobazlı olması gerekliydi ama biyobozunurluk zaruri değildi. Bunun dışındaki kriterler, doğaya atıldığında doğayı kirletmemesi, çevreye hiçbir şekilde zararı olmaması ve ikinci nesil besleme stoklarından elde dilmesi gerekiyordu ki bu sayede gıda kaynakları tartışmasına mahal vermemeliydi. 

Thijs Rodenburg bütün bunları başarabileceklerini söyledi ve bu sebeple yapmak zorunda da kalmış oldular.

Firma patates atıklarından elde edilen ve bu sayede hiçbir şekilde gıda ekinleriyle de rekabet etmeyen bir nişasta ve bir miktar PLA içeren bir kampaund malzeme geliştirdi. Taghleef ise BOPP hatlarında bu filmi üretti, Mondi firması ise baskıyı gerçekleştirdi. Kabul edilebilir ambalaj filminin üretilmesi için dört ayrı üretim denemesinin yapılması gerekti.

Micheal Thielen firmalara ColorFABB firmasının üretmiş olduğu 3D yazıcı ile üretilmiş ödüllerini sunarken ürün için ‘’havalı ürün’’ ifadesini kullandı.


Ödülü kabul konuşmasında Rodenburg ise kazandıklarına şaşırdığını fakat daha önemli olanın büyük bir markanın çıkıp biyoplastikleri kullanması olduğunu belirtti. Bunun mükemmel ve büyük bir adım olduğunu söyleyerek konuşmasını bitirdi.

28 Kasım 2016 Pazartesi

Yeni Biyobazlı PP ve TPE Kampaundlar

Biyobazlı TPE ve PP kampaundları pazarın ihtiyaçlarını karşılıyor


Yeni geliştirilen biyobazlı TPE ve PP kampaundlarının ürün özellikleri  petrokimyada kendisine karşılık gelen ürünü bütünüyle ve ya kısmen karşılıyor. Bu sayede hali hazırda devam eden pazarlarda bu ürünlerin yerine geçip yeni bakış açıları ortaya çıkarabiliyorlar. Terraprene ürün grubu ile birlikte FKuR firması yüksek oranda biyo kaynaklı hammaddelerden oluşan yeni TPE-S ürünleri geliştirdi ve biyomalzeme pazarının daha da olgunlaşmasına katkı sağladı. Ek olarak, yakın zamanda duyurulan Terralene PP kampaundları da kısmi olarak biyobazlı olmaları ile göze çarpıyor ve enjeksiyon kalıplama ve ekstrüzyona uygun çeşitleri bulunuyor.

Son yıllarda pazardaki biyobozunur ve biyobazlı plastik ürünlerin çeşitleri önemli ölçüde artıyor. Artık birçok pazar segmentinde bu ürünler kendilerine yer buluyor ve tüketici algısı da olumlu yönde gelişiyor. Bu sayede talepler de artıyor. Bazı Avrupa ülkeleri biyoplastik çözümlerine o kadar önem veriyorlar ki kanunlarla bu ürünlerin kullanılmasını destekliyorlar. Büyük marka sahipleri sürdürülebilir ürünler için stratejiler geliştirerek, sürdürülebilirliği odak noktalarına alıyorlar.

Temel olarak, biyobozunur plastiklerin yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi gerekmiyor. Bunun aksine biyobazlı plastikler, karbon zincirleri yenilenebilir kaynaklardan geliyor, genellikle biyobozunur özellikte olmuyorlar. Çoğunlukla biyobazlı plastikler fosil malzemelerdeki karşılıkları ile aynı ya da benzer malzeme özelliklerini sunuyorlar. Ek olarak, biyobazlı plastikler çoğunlukla biyobozunur plastiklerin sadece koşullu olarak sunabildikleri yüksek nem bariyeri gibi özelliklere sahip olabiliyorlar.

Saf biyobazlı plastikler, örneğin Yeşil PE (şeker kamışından elde edilen polietilen) artık bazı pazar segmentlerinde iyice yerleşerek petrokimya plastiklerini neredeyse yerinden etmiş durumda. Öte yandan bazı biyobozunur ürünler de emtia olma yönünde ilerliyorlar. Örneğin atık torbalarında bu durumdan dolayı fiyat baskısı kalite ve bazı özellikleri geri plana itiliyor. Bu gelişmeler bu tip ürünlerin geliştirilmesi için gereken yüksek eforların karşısında engel olarak çıkıyor. 

Çok yönlü emtia plastiği olan polipropilen (PP) ve termoplastik elastomerlerin büyük bir grubu olan TPE’ler ise biyobazlı çeşitlerin henüz neredeyse hiç olmadığı ya da çok sınırlı olduğu gruplar olarak ön plana çıkıyor. 

Tamamen ve ya Kısmen Biyobazlı TPE


TPE ürün grubu SBS/SEBS bazlı tipler (TPE-S), çapraz bağlanmış ürünler (TPE-V) ve termoplastik poliüretanlardan (TPU) oluşuyor. Her ürün grubunun kendine has özellikleri ve avantajları bulunuyor. TPE-S ürünleri enerji dengesi sağlarken, düşük ağırlıklı bileşenlerin enjeksiyon kalıplama ve ekstrüzyon ile düşük döngü zamanlarında üretilmesine olanak sağlıyorlar. Her iki durumda da, iki bileşenli teknolojiler için, örneğin PP ve ya PA ile birlikte işlendiği zaman, uyum sağlayabiliyor. Polimer fazlarının dinamik çapraz bağlanması sayesinde de TPE-V yüksek kimyasal direnç ve düşük sıkıştırma setlerine olanak sağlıyor.

Terraprene ürün grubu FKuR firmasının yeni biyobazlı TPE-S ürün grubu olarak ön plana çıkıyor ve ürünlerde yenilenebilir içerik %40-90 arasında değişkenlik değişiyor. Terraprene kullanıcıları uygulamalarına göre malzeme sertliğini Shore A20 ile Shore D40 arasında oranlamalar ile ayarlayabiliyorlar. Petrol bazlı TPE’ler ile karşılaştırıldığında Terraprene ürünlerinde performans ve direnç özellikleri korunuyor. Halen devam etmekte olan geliştirme çalışmalarında Shore A sertlik derecesindeki ürünlerdeki yenilenebilir hammadde oranının arttırılması hedefleniyor.

Resim 1- Terraprene ürünlerinde biyobazlı içerik arttıkça sertlik de artmaktadır.


Baton Terraprene çeşitleri ayrı olarak renklendirilebiliyor. Yoğunluk da müşterinin isteğine göre ayarlanabiliyor. Bazı farklı ve özel tasarım özelliklerine sahip ürünlerin üretimi için ahşap elyaf ve diğer doğal elyaflarla dolgu yapmak da mümkün. Yumuşak dokunuşa sahip ahşap yüzeyler de bu sayede mümkün olabiliyor ve doğal görünüme sahip yumuşak yüzeyler de ortaya çıkabiliyor.

Resim 2 - Ahşap ve diğer doğal elyaflar Terraprene ürünlerine eklenerek doğal bir yüzey görüntüsü sağlanaiblmektedir.


Kısmen Biyobazlı PP Kampaundları


PP dünya çapında en çok kullanılan plastiklerden biridir ve neredeyse küresel çapta kullanılmaktadır. Eşit olarak enjeksiyon kalıplama, termoformlama ve ekstrüzyon gibi işleme metodlarına uygun olmasının yanında geri dönüştürülebilmektedir. PP homopolimerleri daha sert ve transparan iken PP kopolimerleri ise etilen içermeleri sayesinde düşük sıcaklıklarda iyi özelliklere sahiptir. PP random kopolimerleri ise mukavemeti yüksek transparanlıkla birleştirmektedir.


Biyobazlı PP türleri aynı zamanda yukarıda belirtilen özellikleri de taşıyabilirlerse pazarda önemli fırsatlara sahiptir. FKuR firması enjeksiyon kalıplama ve ekstrüzyon için bu tip modifiye PP kampaundları geliştirmeye devam etmektedir. Bu ürünlerin hem performans hem de işlenme özellikleri açısından fosil bazlı PP türleri ile benzer olması sağlanmaktadır. Bu sayede plastik işleyiciler sahip oldukları ekipmanları kullanmaya devam edebilirler. Pazara sunulan ilk ürünlerden biri de kısmen biyobazlı olan Terralene PP 2509 kodlu üründür. 50g/10min (230/2,16’da ölçülmüştür) olan akışkanlık (MFI) değeri ile, karmaşık ve ince cidara sahip parçaların üretimi için de uygundur. Ek olarak bu ürün konvansiyonel PP ile karşılaştırıldığında oldukça iyi bir darbe dayanımına sahiptir.

Kısmen biyobazlı PP kampaundu olan Terralene PP V260 ise halen geliştirilme sürecindedir. Bu ürün ekstrüzyon uygulamaları için geliştirilmektedir. Düşük akışkanlık değerini (7g/10min) PP’nin performans özellikleri ile kombine etmektedir. Resim 3 ve 4’te yeni Terralene PP kampaund ürünlerinin özellikleri konvansiyonel PP türleri ile karşılaştırılmaktadır.

Resim 3- Terralene PP ürünlerinin konvansiyonel PP ile karşılaştırılması (Vicat A ve gerilme uzaması)

Bu karşılaştırmalardan da görülebileceği gibi, her iki türdeki modifikasyonların da sertliğe çok etkisi bulunmamaktadır. Eğilmezlik konusunda ise, Terralene PP 2509, saf PP malzemelerine göre daha düşük değerlere ulaşabilmiştir. Aynı zamanda bu ürün yüksek darbe dayanımı ile de öne çıkmaktadır. Akışkanlık özelliklerinin karşılaştırılması sonucu da ürünün enjeksiyon kalıplama için ne kadar uygun olduğu öne çıkmaktadır. Geliştirilmesi halen devam eden Terralene PP V260 için ise, MFI saf ekstrüzyon tiplerine göre halen biraz yüksek kalmaktadır. Tipik PP rijitliğine ulaşılmış olsa da, MFI’nın düşürülmesi yönünde çalışmalar halen devam etmektedir.

Resim 3- Terralene PP ürünlerinin konvansiyonel PP ile karşılaştırılması (Vicat A ve gerilme uzaması)


Hedef biyobazlı içeriği yükseltmek 


FKuR firması artık biyobazlı Terraprene TPE-S ürünlerinin geliştirilmesi konusunda oldukça ileri seviyede olduğundan dolayı, bu ürünlerde müşteriye özel gereksinimlerin karşılanması yönünde çalışmalar devam edecektir. Terralene PP ürünleri ise %30-35’lik biyobazlı içerikleri ile hali hazırda konvansiyonel PP türleri yerine, mekanik özelliklerden ödün vermeden kullanılabilmektedir. Buradaki öncelik ise PP’nin tipik özelliklerinin korunarak, geliştirilen malzemelerdeki biyobazlı içerik miktarını arttırabilmek yönündedir. Entegre biyobazlı plastik ürünler geliştirmek için, kısmen biyobazlı TPE ve PP kampaundlarının ko-ekstrüzyon ve ya 2K enjeksiyon kalıplama yöntemleri ile kombine bir şekilde işlenebilir hale getirilebilmesini sağlamak ana odak noktası olacaktır.

Türkiye'de FKuR firmasının ürünleri konusunda bilgi almak istiyorsanız, FKuR firmasının Türkiye temsilcisi olan Kumru Kimya firmasının biyoplastik ürünleri ile ilgili sitesi olan www.biyoplastik.com.tr sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Kaynak: