22 Mayıs 2015 Cuma

Biyoplastikler Ambalajların İmajını Parlatabilir mi?

Biyobazlı malzemeler ambalajı son kullanıcının dikkatine sunuyor


Günümüzün ambalajı - önemli fakat kötü bir imaj


Geliştirilmiş plastik ambalajlar artık hayatımızda daha da önemli bir role sahip. Özellikle bariyer özelliklerindeki iyileştirmeler sayesinde hassas gıdaların raf ömrünün uzatılması sağlanıyor. Porsiyonluk ambalajlar sayesinde, örneğin kahve kapsülü gibi uygulamalarda, tüketicilere büyük kolaylık sağlanıyor. Cam şişe ve sürahiler, çok daha düşük ağırlığa sahip PET çözümlerle değiştiriliyor. Fakat ürün eve taşınıp teslim edildiğinde ve ambalajından çıkarılıp tüketildiğinde, boş ambalajı kalıyor. Bu da çöp kutusundaki diğer ambalajlarla birlikte birikiyor. Ürünü satın alırken, tüketici genellikle ambalaja dikkat etmez, ürünün değerine odaklanır. Ürün kullanıldıktan sonra ve sadece ambalajı çöpte kaldığında ise, tüketicinin genelde ambalaja karşı negatif bir algısı oluşur, hele ki bu atık plastikse bu negatif algı daha da fazladır.

Ambalajın en önemli faydaları nelerdir?


- Ürünleri dağıtım ve depolama için korumak
- Uzun mesafelerde ulaştırmaya izin vermek
- Raf ömrünü uzatmak ve ürünü korumak
- Porsiyon kontrolü
- Reklam, ürün bilgisi ve sunumunu sağlamak

Yukarıda sayılan ambalajın fonksiyonları tüketici için o kadar açık ki bu özelliklerin olduğu varsayılarak hiç dikkat bile edilmiyor. Hayatın talihsiz bir gerçeği olarak, bu olduğu varsayılan fonksiyonlardan çok ambalajın atığı konusu daha fazla dikkat çekiyor. Hatta ambalajlardan elde edilen pozitif performansın, atık konusuyla gelen negatif bağdaştırmanın çok altında kaldığı ortaya çıkıyor. Buna bağlı olarak plastik torba yasakları gibi yeni regulasyonlar ile birlikte plastik ambalajların gereksiz kullanımına yönelik çabalar ortaya çıkıyor. Konvansiyonel petrokimya plastik endüstrisi bu yeni regulasyonun gerekliliklerine uymaya çalışırken, tüketim sonrası atık geri dönüşümü üzerinde aktif çalışıyor. Fakat birçok durumda, geri dönüşüm sadece sınırlı döngüler için fizibil olabiliyor ve sonuç olarak petrokimyasal ambalajların birçoğu konvansiyonel atık yığınlarında birikiyorlar. Bu sebeple geri dönüşüm burada altı çizilen temel negatif algının önüne geçmede tamamiyle başarılı olamıyor. Bunu söylerken, petrol bazlı ambalajın geri dönüşümünün tek kullanımdan sonra atık yığınlarına karışmasından çok daha iyi bir alternatif olduğunu da belirtmek gerekir.

Biyobazlı malzemeler pozitif bir imaj yaratabilir


Biyopolimerler gibi konvansiyonel plastiklerden üretim orijinleri ve ya yaşam döngüleri sonu seçenekleriyle ayrılan plastik malzeme çözümleri plastik ambalaja karşı olan bu negatif algının düzeltilmesinde ve imajın farklı bir odak noktaya çekilmesinde yardımcı olabilir.

Biyopolimerler sundukları doğal yaşam döngü başlangıcı ve sonu seçenekleriyle tamamen kapalı bir döngü izliyorlar. Örneğin organik mutfak atığı tipik olarak yüksek miktarda su içermektedir bu sebeple bu atığı yatmak verimsiz bir seçenek olarak görülmektedir. Bu durumda kompostlanabilir alışveriş torbaları tekrar kullanılarak organik mutfak atıklarının toplanıp verimli bir şekilde kompostlanmasına yardımcı olabilir. Yüksek miktarda mutfak atığı kompostlanarak, doğadan kaynak bulan şeyler tekrar doğaya geri verilebilir. Öte yandan, biyobazlı hazır çözüm sunan polimerler ise karbon döngüsünün kapanmasına katkıda bulunurken, benzer petrol bazlı polimerlerin sunduğu geri dönüşüm alternatifini de korumaya devam ederler.

Karbon ve malzeme döngülerini biyopolimerler içinde bulunan yaşam döngü başlangıcı ve sonu opsiyonları ile kapamak plastik ambalajların genel imajının iyileştirilmesi için oldukça çekici bir yöntem olarak ortaya çıkıyor. Biyoplastik ambalajın pazar girişiminin arttırılması ile, tüketici farkındalığı konvansiyonel plastiklerin yarattığı negatif atık algısı boyutundan, ambalajların daha pozitif yönlerine kayacağı söylenebilir.

Sonuç olarak, biyopolimer ambalaj çözümlerinin olumlu yönden algılanması için oldukça büyük bir potansiyeli bulunuyor. Tüketicilerin fikirlerinin ambalajların fonksiyon ve özelliklerin takdir edilmesi yönünde değişmesi ve günümüz dünyasında ne kadar vazgeçilmez olduklarının görülmesi yönünden fayda sağlayacağını belirebiliriz. Bu bağlamda da, biyoplastikler plastik ambalajların pozitif fonksiyonlarını arttırırken, konvansiyonel plastik ambalajlar tarafından oluşan atık odaklı negatif imajları da azaltabileceği öngörülüyor.

Bu açıdan, biyopolimerler bir fark yaratabilirler!

Spectra Packaging - Yenilikçi biyoplastik ambalaj çözümleri


Yukarıda belirtilen biyopolimer tabanlı yenilik ve farklılaşma çabasının bir örneği de Spectra Packaging firması. Firma, İngiltere menşeili bir plastik ambalaj üreticisi ve plastik şişe çözümleri arasında Braskem'in Yeşil PE ve Globio'nun Bio-PET ürünlerini sunmaya başladı. Bu genç ve oldukça yenilikçi firma ürün portföylerinin çeşitliliğini göstererek tüketicilere biyobazlı çözümler sunmak istiyor. Spectra Ticaret Müdürü Gavin Chenery, bu sayede müşterilerilerimize kovansiyonel üretilen ürünlere oranla aynı özellik, performans ve uygulamaları sağlayabilecek, sürdürülebilir alternatifler sunabildiklerini belirtiyor. Ek olarak, her iki malzeme de eldeki makinalarda işlenebiliyor ve bu sayede Spectra'nın herhangi bir makine yatırımı ya da kalıp yatırımı yapması gerekmiyor. Her iki biyobazlı malzemenin konvansiyonel çeşitleriyle olan benzerlikleri sayesinde de, malzemeler geri dönüştürülmüş malzemelerle karışım olarak da kullanılabiliyor ve geri dönüşüm zincirini etkilemeden konvansiyonel HDPE ve ya PET ile birlikte geri dönüştürülebiliyorlar. Yeşil PE ve Biyo-PET aynı zamanda tüketim sonrası geri dönüştürülmüş ambalaj ile de karıştırılıp, nihai ürünün daha da doğa dostu hale gelmesini sağlayabiliyor.

Özet


Biyopolimer, tanım açısından, kapalı döngü çözümler sunuyorlar. Gerek, biyobazlı kullanıma hazır çözümlerdeki gibi malzeme döngüsüne giriş sırasnda, ya da kompostlanabilir ve biyobozunur malzemeler için döngü çıkışında döngünün kapanmasına katkı sağlıyorlar. Bu malzemeler ile üretilen yenilikçi ambalaj çözümleri ise konvansiyonel plastikler sonucu oluşan atıklar temelli genel negatif imajın düzeltilmesinde önemli bir rol sahibi olabilir. Biyoplastik ambalaj yenilikleri sayesinde firmalar, tüketiciler nezdinde, ürün ve ambalajlarına olan algıları olumlu yönde geliştirebilirler.

Kaynak: Bioplastics Magazine 02/15 Vol.10 pp.50-51

www.fkur.com

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Vincotte'den OK Biyobozunur Marine Sertifikası

Deniz ortamında biyobozunurluk iddiasını garanti ediyor


Vincotte sertifikasyon kurumu marine ortamıda biyobozunurluk, bundan sonra yazıda deniz ortamı olarak bahsedilecektir, iddialarını doğrulamak amacıyla yeni bir sertifika sunuyor: OK biodegradable MARINE. Fakat herhangi bir ürünü pazara denizde biyobozunur olarak sunmak oldukça hassas bir konu ve hemen olumsuz tepkilerle karşı karşıya kalabileceğinden dolayı birçok sertifikasyon kurumu kendini bu konuyla riske atmak istemiyor. Bu yazıda denizde biyobozunur olan ürünlerle ilgili olan ana eleştirilere ve bütün bunlara rağmen Vincotte'nin neden bu ürünler için bir sertifika imkanı sunduğuna dair açıklamalar kapsamlı şekilde ele alınıcaktır.

Deniz Kirliliğini Teşvik Ediyor mu?


Konuyla ilgili önemli bir eleştiri, eğer tüketici bir ürünün ve ya ambalajın deniz ortamında biyobozunur olduğunu bilirse, bu ürünlere ait çöplere ve kim bilir olmayanları da denize atmakta tereddüt etmeyecekleri şeklinde. Bir başka deyişle, problemi azaltmak yerine daha fazla okyanus kirliliğine sonucunu doğurabilir fikri ortaya çıkıyor. 

Bu varsayımda, denizde bulunan çökeltilerin denize direk olarak atıldığı düşünülüyor. Fakat durum gerçekten böyle mi?

Deniz atıklarının kaynağı nedir?


Deniz tabanında bulunan atıkların kaynağı sınırsız bir şekilde çeşitliliğe sahip. Ek olarak çöpler denizde çok uzun mesafeler kaydedebiliyor ve bu sebepten dolayı atılan çöpün kaynağını izlemek de oldukça zorlu bir iş. Genellikle deniz kirliliği iki kaynaktan geliyor; karadan gelenler, okyanustan gelenler.

Deniz kirliliğine sebep olan karasal kaynaklar genel olarak, sahil kenarındaki çöp depolama sahalarından, akarsu yataklarından, endüstriyel atıklardan, malzeme üreticilerinden, işleyicilerinden ve nakliyecilerinden kaynaklanıyor.

Okyanus kaynaklı oluşan kirlilikler ise genelde deniz taşımacılığı, balıkçılık aktiviteleri ve deniz altı keşiflerinden ve son olarak yasal ve yasal olmayan denize çöp atımından kaynaklanıyor.

1991 yılında Birleşmiş Milletlerden bir grup uzman, deniz kirliliği üzerine yaptıkları araştırma sonucunda deniz kirliliğinin %80'inin karasal kaynaklı olduğunu tahmin ettiler. 2001 yılında, Ulusal Deniz Kirliliği Takip Programı (NMDMP) başlatıldı. bu çalışma Eylül 2001 ile Eylül 2006 arasında sürdürüldü ve sonuçlar deniz krililiğinin %49'unun karasal kaynaklı, %18'inin okyanus kaynaklı ve %33'ünün (plastik torbalar, şişeler vs.) ise kaynağının tespit edilemediği belirlendi.

Bütün bu bilgiler ışığında, denizde biyobozunur ürünlerin denizdeki kirletme davranışına olumsuz etki edeceği gerçeği önemli olsa da deniz kirliliğinde karasal kaynakların daha büyük bir etkisi olduğunu da belirtmek gerekir.

OK biyobuzunur Deniz sertifikalı ürünler bir çözüm müdür?


Denizde biyobozunur ürünlerin sertifikasyonunun problemi çözüp çözmeyeceği aslında başlangıç noktası ve ya yanıtlanması gereken bir soru değil. Bu sertifika denizde biyobozunur ürünler sunan ve bu iddialarının bağımsız bir kurum tarafından onaylanmasını isteyen üreticiler ve tedarikçiler için bir çözüm sunuyor.

Fakat, tüketicilerde oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçmek amacıyla, OK biyoozunur Deniz sertifikasyon planı iki ana konuyu birbirinden ayırıyor.

  • Denizde biyobozunuruk iddiasının sertifikalandırılması
  • Sertifika durumunun yayınlanma yetkisinin verilmesi


Bu sayede sadece çok sınırlı ürün grupları için ürün üzerinde sertifikayı kullanarak tüketiciyle iletişim imkanı tanınmış olacak. Bu ürünler de gerçekten deniz ortamında kullanılan, balık ağları, balık yemleri ve av panelleri gibi ürünler olacak ve bu sayede denizde biyobozunurluğun tüketiciyi direk olarak ilgilendireceği durumlarda bu tarz bir iletişim sağlanabilecek. 

Tüketicilerin denize çöp atmalarını teşvik edebileceği durumlar için diğer bütün ürünlerde OK Biyobozunur Deniz logosunun kullanılmasına izin verilmeyecek. Bu tip ürünlerde denizde biyobozunurluk ürüne içten katma değer katan bilinmeyen bir fonksiyon olacak. Eğer istenmeyen bir şekilde bu ürünler kendilerini denizde bulursa da mikroorganizmalar tarafından tüketilerek yok olabilecekler.

Deniz kirliliğinin kaynağının büyük bir bölümünün karasal kaynaklı olduğu düşünüldüğünde, denizde biyobozunurluk özelliği herhangi bir ürün ve ya ambalaj için nerede tüketilirse tüketilsin bir katma değer sağlayacaktır. Bu ürünün bir şekilde denize ulaşması her zaman mümkündür. Ürününe bu tarz bir katma değeri katmak için yatırım yapan herhangi bir tedarikçinin de bu bilgiyi uluslararası standartlara göre doğrulama imkanına sahip olması gerekir.

Bu doğrulama iddianın desteklenmesi yönünde bir referans olmakla beraber aynı zamanda gerçekten denizde biyobozunur olan ürünlerin piyasada bulunan ve şüpheli iddialarda bulunan rakip ürünlerden ayrılmasını da sağlayacaktır.

Sertifikasyon nasıl işliyor: aysberg örneği



Sertifikasyon işlemi adeta bir aysberg (buz dağı) yapısında organize edilmiştir.

Üst kısımda; buzdağının tepesi ilgiyi çekmektedir, sertifikasyon logosunda olduğu gibi, fakat en büyük kısım denizin altındadır.

Alt kısımda; Sertifika sahipleri ürünlerinin denizde biyobozunurluk iddiasını ürünleri hakkındaki gizli bilgileri ve reçeteleri açıklamak zorunda olmadan kanıtlamak istiyorlar. Bu da sertifikasyonun gerçek amacını oluşturuyor; üçüncü bağımsız bir kurum ürünü detayları halka açıklamadan tamamiyle değerlendiriyor ve sadece sonucu açıklıyor. Değerlendirme ''suyun altında'' gerçekleşiyor.

İlgili Standartlar

- ASTM D 7081- 05 (Deniz Ortamında Batmayan Biyobozunur Plastikler için Standart Özellikler)

- ASTM D 6691 (Belirli mikrobiyal topluluklar ve ya doğal deniz suyu inokulumu aracılığıyla plastik malzemelerin deniz ortamında aerobik biyobozunurluğunun belirlenmesi için standart test metodu)

OK Marine test uygulamasına özet bakış



Deniz ortamında biyobozunurluğn sertifikalandırımasından önce ürünler dört farklı şekilde test edilmektedir.

Yapının bozulması (Disintegration)


Yapının bozulmasının testi sırasında ürünün küçük parçacıklara yeterli miktarda ayrılıp ayrılmadığına bakılır. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse 84 günlük bir periyod sonunda test malzemesinin %90'lık kısmının 2-2.5mm'lik elekten geçmesi gerekmektedir.

Biyobozunurluk (Biodegradation)


Biyobozunurluk testinde test numunesi CO2 ve H2O seviyesinde moleküllerine parçalanıp parçalanmadığı kontrol edilir. 6 aylık bir süre sonunda deniz ortamında, ürünün en az %90'lık kısmının bu moleküllere dönüşmesi gerekmektedir. Test tuzlu su ortamında doğal deniz mikroorganizmalarından oluşan bir aşı ile gerçekleştirilir.

Ekotoksisite (Ecotoxicity)


Ekotoksisite testi sırasında, bozunan test malzemesinin deniz organizmalarına (omurgasızlar, dafnia, balık, algler ve mavi-yeşil algler) herhangi bir negatif etkisinin olup olmadığına bakılır.

Ağır metal ve florine içeriği


Avrupa'da kullanılan kompostlanabilirlik standardı olan EN 13432 için belirlenmiş olan ağır metal ve florin standartları limitleri geçerlidir. Ek olarak kobalt için daha yüksek bir sınır belirlenmiştir.



Kaynaklar:

1) National Marine Debris Monitoring Programm (NMDMP): http://water.epa.gov/type/oceb/marinedebris/nmdmp.cfm
2) Certification OK biodegradable MARINE: www.OKbiodegradable.be
3) GESAMP Joint Group of Experts on the Scientific Aspects of Marine Environment Protection: http://www.gesamp.org/

Bioplastics Magazine 02/2015 pp.20-21

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Biyoplastikten Bebek Maması Kaşığı

İsviçreli Holle firması bir kere daha sürdürülebilir üretimin kendileri için ne demek olduğunu gösteriyor: Dünya çapında pazara sunulan ve üst kalitede organik ve %100 oranda yenilenebilir malzemeden üretilen mama kaşıkları, ebeveynler için plastik ve ya metal kaşıklara bir alternatif olarak ortaya çıkıyor. Kaşıklar Nuremberg, Almanya'da düzenlenen Biofach fuarında tanıtıldı.

Holle adlı bebek maması üreticisi için, Avrupa'daki en uzun süreli organik bebek maması üreticilerinden biri olarak, sürdürülebilir üretim ve ekonomik sürdürülebilir her zaman elzem iş prensipleri olmuştur. Bu durum sadece yüksek kalitede olan kendi Demeter markasında değil aynı zamanda Bioland markası olan Lebenswert bio'da da kendini göstermiştir. Ama en önemlisi kullanılan hammaddelere de önem verilmiştir. Dünya çapında yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan üretilen ilk bebek maması kaşığıyla da, firma bebeklerin sağlığı ve geleceğine olan bağlılığını bir adım öteye taşırken, çevresel sürdürülebilirliğe de katkı sağlıyor. Kaşıkları geliştiren ve üretimini Holle firmasıyla iş birliği içinde gerçekleştiren Raphael Stabler: Bu kaşıkların üretiminde organik malzemeler kullanmak sadece küçük bir sansasyon, Holle burada öncü bir iş yaparak ebeveynlere plastik ve ya metal kaşıklar için bir alternatif sunuyor.



Plastikleştirici kullanılmadı ve tamamen geri dönüştürülebilir


Konvansiyonel plastiklerden yapılan kaşıkların aksine, yeni Holle bebek kaşıkları organik malzemelerden yapılmış ve herhangi bir petrol türevi ve ya plastikleştirici içermiyor. Çoğunlukla bitkisel atıklardan elde edilen glikozdan oluşuyor. Talk mineral dolgu maddesi olarak kullanılmış ve mükemmel bir kararlılık sağlıyor. Yeni ebeveynler artık bebeklerini genetik mühendislikle üretilmemiş, zararlı malzemelerden arındırılmış ve yüksek oranda çizilmeye dirençli kaşıklarla besleyebilecekler. Mama kaşığı Avrupa'da üretildi ve tamamen geri dönüştürülebilir. Stabler, ürün yakıldığında daha önce bitkinin kendisini üretmesi için aldığı karbondioksit kadar bir karbondioksit salımı olacaktır, şeklinde durumu açıklıyor.

Kaşığın şekli özellikle dört aylık ve daha büyük bebekler için özel olarak geliştirildi. Mükemmel boyutta porsiyonları tutabiliyor ve eğimi sayesinde de ebeveynler bebeklerini dökmeden kolay bir şekilde yedirebilirler. Meme kaşığı aynı zamanda kaynatılabilir, steril edilebilir ve bulaşık makinasında kullanıma uygun. Holle'nin ürünü doğal olarak gıda temasına uygun, tadı ve kokusu olmayan bir ürün.

Transparan tedarik zinciri


Holle bebek mamaları, kaşıkta kullanılan hammaddeden mağazalara kadar, işbirliğine ve tedarik zinciri boyunca transparanlığa inanıyor. Holle yönetimi; iş ortaklarıyla aktif diyalog halinde olduklarını ve müşterilerinin yüksek beklentilerini ancak bu tip bir işbirliğiyle karşılayabileceklerini belirtiyorlar. Ürünler yüksek kalitede hammaddelerden üretiliyor ve kaynakları tamamen izlenebilir. Kullanılan biyoplastik PLA/PHA karışımı bazlı özel geliştirilmiş bir malzeme ve Tecnaro firması tarafından üretiliyor.

Holle'nin organik mama kaşıkları 2015 ilkbaharından itibaren özel mağazalarda yerini alacak. Ambalajın içindeki sette yeşil, kırmızı ve turuncu kaşık bulunuyor. Her bir renk çeşiti DIN EN 14372 ve EN71-3 standartlarına uyuyor. Bu standartlar ürünün tamamen güvenli olduğunu ve herhangi bir ağır metal içermediğini gösteriyor. 


27 Nisan 2015 Pazartesi

Yenilikçi ürünler için Biyobazlı Termoplastik Elastomer

 2011 yılında Green Dot (Cottonwood Falls, Kansas, ABD) şirketi Kuzey Amerika pazarı için, Terratek Flex adlı ilk biyobozunur termoplastik elastomer (TPE) malzemesini tanıttı. Terratek Flex kısmı olarak biyobazlı malzemelerden (nişasta) oluşuyor ve teknik termoplastik elastomerlerle karşılaştırılabilir fiziksel özelliklere sahip.

Terratek Flex güçlü ve bükülebilir olmakla birlikte üstün bir yumuşak dokunuşa sahiptir. Malzeme özellikleri fabrikasyon sırasında mükemmel bir performans sağlar ve enjeksiyon kalıplama, profil ekstrüzyonu, levha ekstrüzyonu, termoform kalıplama ve laminasyon gibi işleme yöntemlerinin çoğunluğunda mevcut üretim ekipmanları ile işlenebilmektedir. Terratek Flex aynı zamanda petrol bazlı TPE ile karşılaştırıldığında mükemmel baskı ve koku özelliklerine de sahiptir.

Enjeksiyon kalıplama ve ekstrüzyon için uygun olan Terratek Flex ailesi çeşitleri müşteri isteğine göre sertlik ve esneklik açısından da değiştirilerek uygun hale getirilebilmektedir. Daha yumuşak ve esnek parçaların üretiminde kullanılmasının yanında, PLA ve ya PBS gibi biyopolimerlerin darbe dayanım özelliklerini ve esnekliklerini de ayarlamak ve ya geliştirmek için kullanılabilir.

Green Dot'un ilk ürün başarısı ise iPhone için üretmiş oldukları kompostlanabilir telefon kılıfıydı. Green Dot kılıfı tasarlayıp üreterek 100binden fazla parçanın teslimini gerçekleştirdi ve böylece ürünü direk olarak tüketicinin ellerine sunmuş oldu.

Firma, Colorado'dan oyuncak üreticisi, Fort Collins'in BeginAgain Toys markasıyla da çalışarak bazı ürünler üretti. Scented Scoops (kokulu kepçeler) firması da Terratek Flex'i çikolata, vanilya ve çilek kokularıyla birleştirerek  hayali bir dondurma oyun seti üretti. BeginAgain aynı zamanda malzemeyi bazı diş çıkarma oyuncaklarında da kullandı. Terratek Flex NSF Uluslararası Laboratuvarlarında test edilerek fitalat, BPA, kurşun ve kadmiyum içermediği de onaylandı.

Green Dot firması son olarak Mart ayında Orlando, Florida'da düzenlenen NPE 2015 plastik fuarında, Terratek Flex'den yapılmış sentetik deriyi tanıttı. Gren Dot sentetik deri herhangi bir çözücü, yapıştırıcı ve ya suya zararlı bir deşarj olmadan üretilmiş olan nefes alabilir ve güçlü bir ürün olabilir olarak öne çıkıyor. Sentetik deriden yapılan giysiler ve aksesuarlar Zero Waste (Sıfır Atık) moda şovunda fuarın açılış seromonisinde tanıtıldı. New York'lu bir tasarımcı olan Catherine tarafından tasarlanan taşıma çantaları ve sırt çantaları da fuar sırasında Green Dot standında tanıtıldı.

Green Dot, sentetik deriyi kullanarak tüketicilerden artarak gelen daha sürdürülebilir ürün talebini karşılamayı amaçlayan birçok üst segmentten ayakkabı, giysi ve aksesuar firmasıyla çalışmalarını sürdürüyor. 


Kaynak: Bioplastics Magazine 02/2015

13 Nisan 2015 Pazartesi

Yeni Levha PLA film Uygulamaları

Polonya'nın Bydgoszcz kentinde bulunan Chemical Works NITRO-CHEM S.A şirketi, Corbion Purac ile işbirliği yaparak, rijit ve termoform kalıplamaya uygun ambalajlar için TRINIFLEX marka adlı levha şeklimde PLA filmleri geliştiriyor. İşbirliği 2014 yılında et ambalaj endüstrisi gibi bazı hedef uygulamalarla başladı. Filmler Corbion Purac'ın üretimini gerçekleştirdiği PLA malzemesinden üretiliyor. Corbion firması ambalaj pazarına levha film ekstrüzyonu için uygun olan farklı çeşitlerde PLA hammaddeleri sundu. Çift tarafa gerdirilmiş PLA filmlerden (BOPLA) farklı olarak, Triniflex film çeşitleri mekanik özellikleri, kalınlık profili ve mükemmel ısıyla yapışma performansıyla ayrılıyor. Düşük kalınlığa sahip (25-70um)Triniflex PLA filmleri flekso ters baskı ve kalın kompostlanabilir malzemelere laminasyon açısından da uygun ve mükemmel derecede optik baskı özellikleri sağlıyor. Filmler ambalaj endüstrisinde kullanılan standart teknolojiler ile başarılı bir şekilde üretilebiliniyor.

Firma şu anda, rijit ve termoform ambalaj uygulamalarında, Triniflex PLA filmleri için iki uygulama konsepti üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bunu yaparken de Corbion Purac'ın yüksek kalitedeki PLA malzemesini Nitro-Chem S.A.'nın mükemmel derecede özgün levha film ekstrüzyon teknolojisiyle birleştiriyorlar:

Biyo-kaynaklı lifli malzemelerden (kağıt hamuru, şeker ve ya palmiye ağacı lifleri hamuru gibi) üretilen kompozit rijit tepsilerin Triniflex levha PLA filmleriyle (25-70um) laminasyonu.

Termoformlanabilir Triniflex levha PLA filmlerinin (25-70um) baskı için optimize edilmiş kalın (200-400um) PLA ve ya diğer kalın kompostlanabilir filmlerle kaplanması.

Levha çekimi olarak da bilinen yönlendirilmemiş PLA filmlerinin üretilmesi sürecinde, eritilmiş malzeme katmanı düz bir nozıldan dönen ve suyla soğutulan bir merdaneye ekstrüde ediliyor. Levha PLA filmi üretilirken, malzeme dikkatli bir şekilde ön kurutmadan geçmeli ve kalınlık ve oluşan ağın yönü de dikkatli bir şekilde takip edilmeli. PLA'nın bazı özgün özellikleri sebebiyle, levha çekme makinelerinde işlenebilmeleri için özel teknik çözeltiler de gerekiyor. Yüksek orandaki rijitliği ile birlikte mükemmel optik özelliği, ambalaj uygulamalarında PET, PVC, HIPS ve ya selüloz türevlerine alternatif olarak bu malzemenin kullanımına olanak sağlıyor.

Yönlendirilmemiş levha PLA filmleri mükemmel bükülme açısının tutulması (twist-angle retention) ve ölü kat yeri açısının tutulması (deadfold-angle retention) özelliklerine sahipler. Bu özellikler selüloz filmler ile karşılaştırıldığında rekabet edebilir düzeydeyken, diğer termoplastik malzemelere göre ise %20'ye kadar daha iyi durumdadır.

PLA levha filmin diğer termoplastik ve selüloz bazlı malzemelerle karşılaştırılması

Levha PLA filmleri aroma, çözücü moleküller ve yağlar için de oldukça iyi bir bariyer sağlar. Örneğin d-linonene'ye karşı bariyer özellikleri PET ve ya PA-6 ile karşılaştırılabilir seviyededir.

Levha PLA filmin su buharına karşı bariyer performası, PP, PVC ve ya PET'in yönlendirilmemiş filmlerine göre daha yüksekken, oksijene karşı bariyer performansı HIPS'e göre daha yüksektir. PP, PVC ve PET ile karşılaştırıldığında oksijen bariyeri düşük kalmaktadır. Belirtilen bariyer performansları göz önünde bulundurulduğunda, PLA Triniflex film düşük raf ömrüne sahip olan gıda ürünleri, kuru gıdalar ve ya donmuş gıdaların ambalajlanması için uygundur.

Standart PLA'nın Tg (kristalleşme sıcaklığı) 55-65C arasında olduğundan dolayı, 80C civarlarında yapışma sıcaklığı başlar. Levha PLA filmleri hızlı yapıştırma makineleri için optimize edilmiştir çünkü ısıyla yapışma özellikleri oldukça iyidir. Bu özellikleri ısıl laminasyon ile lifli malzemelerden üretilen tepsilerin kaplanması konusunda oldukça iyi sonuçlar vermiştir. Homojen bir kaplanma ve güçlü bir laminasyon sağlanmıştır. PLA ile kaplanmış hamur tepsiler oksijen ve suya karşı dirençli hale gelmiş ve güzel bir ters baskı sağlanması için diğer BOPLA ve ya BOPLA-levha PLA laminatları ile kolay bir şekilde yapışmıştır.

Yukarıda sayılan bütün bu özellikleri sayesinde, Trinifilex levha PLA filmleri ambalaj sektöründeki farklı uygulamalar için mükemmel bir seçim olmaya aday.

Not: Corbion Purac firmasının PLA malzemelerini Türkiye'de Kumru Kimya firmasından tedarik edebilirsiniz.
www.biyoplastik.com.tr

Kaynak: www.triniflex.com.pl

Bioplastics Magazine (02/2015)

8 Nisan 2015 Çarşamba

Plastiklerin Biyobozunması için Kullanılan Katkılar İşe Yaramıyor


Michigan State Üniversites'inde yapılan yeni bir çalışmaya göre; polietilen (plastik torbalar gibi) ve ya polietilen terefitalat (PET- içecek şişeleri gibi) gibi malzemelerin parçalanmasını sağladığı iddia edilen bazı katkıların çöp gömme ve ya kompostlama gibi genel kullanılan atık bertaraf sistemlerinde işe yaramadığı belirlendi.



Çalışmanın yazarlarından olan ve MSU'da ambalaj alanında profesör olarak bulunan Susan Selke konuyla ilgili olarak; 'Doğru olmayan ve ya kanıtlarla desteklenmeyen iddialarda bulunmak tüketiciyi aldatır, çevreyi istenmeyen polimer artıklarıyla doldurur ve firmaların yasal cezalar almasına sebep olur' şeklinde açıklama yaptı.

Çalışmanın sonuçları Environmental Science and Technology adlı derginin son sayısında (Mart 2015) yayınlandı ve beş katkı maddesinin üç yıl boyunca çalışılması sonucu elde edilen sonuçlar toplandı. Bu katkılar üç biyobozunma kategorisinde incelendi ki bunlar pazardaki metodların neredeyse hepsini kapsamaktaydı. 

Çalışma grubu kompostlamada olduğu gibi oksijenle biyobozunma; anaerobik öğütücüler ve ya çöp gömülerinde olduğu gibi oksijensiz biyobozunma ve basitçe plastik gömmek yöntemlerini test ettiler.

Çalışmanın bir başka yazarı olan ve MSU'da ambalaj profesörü olan Rafael Auras'a göre elde edilen sonuçlar, katkı eklenen plastikler ile eklenmeyenler arasında herhangi bir fark olmadığını gösterdi. Katkılar genelde plastiklerin mikroorganizmalar tarafından tüketilebilecek boyutlara kadar parçalamaya yaradıklarını iddia ediyorlar. Fakat bu gözlemlenen bir durum olmadı.

Selke doğru olmayan iddialarda bulunulmaması gerektiğini de ekledi. Atık plastiklerin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar gösteriyor ki çalışmada denenen hiçbir atık yönetimi metodu için biyobozunurluk iddia eden katkılar fizibil gözükmüyor.

Selke; birçok ABD şehrinde ve ülkelerde plastik torbaların parakende marketlerde kullanılması yasaklandı ve ya ekstra vergiye bağlandı. Plastik üreticileri bu soruna bir çözüm de arıyorlar, dedi.

Ambalajları kullanan firmalar özellikle bu çalışmaya kaynak sağladılar çünkü kendilerine pazarlanan katkı maddelerinin gerçekten işe yarayıp yaramadığını görmek istediler. Kendileri için hazırda bulunan plastiklerin bozunmasına yönelik bertaraf yaklaşımlarının ve ürünlerini bilimsel kanıtlar çerçevesinde değerlendirmek önemliydi.

Kaynak: http://msutoday.msu.edu/news/2015/additives-to-biodegrade-plastics-dont-work

Bioplastics Magazine (02/2015)