21 Nisan 2014 Pazartesi

Doğal Elyafların Alev Geciktirici Olarak Kullanılması

Biyokompozitlerin ana bileşeni olarak agro-fiberler


Son yirmi sene boyunca doğal elyaflar otomotiv, uçak, kağıt ve tekstil endüstrisi dışında yapı ve inşa sektörlerinde de hafif olmaları ve yenilenebilir kaynaklardan elde edilmeleri sebebiyle, cam ve diğer sentetik elyaf katkılı kompozitlerin yerine birçok alanda kullanıldılar.

Şimdiye kadar doğal katkılı kompozitler dendiğinde ahşap elyaflar (keten, kenevir ve pamuk gibi) akla geliyordu. Tarımsal kalıntılardan elde edilen doğal elyaflar hala birçok avantaj ve potansiyeline rağmen değer kazanmadılar.

Çevresel ve sosyal açıdan ekinlerin özel olarak elyaf üretimi için kaynak olarak ekilmesi tartışma halindeyken, tarımsal kalıntılar için böyle bir durum söz konusu değil. Agro-fiberler (örnek: tarımsal bitki kalıntı elyafları) doğal elyaf kompozitlerinin ana bileşeni olarak kullanılabilirler ve bu durumda bazen bu plastikler, agro-plastik olarak adlandırılmaktadır. Tahıl ekimi Dünya Bankasının 2013 rakamlarına göre dünya çapında 700bin hektarı kaplamaktadır. Üretim açısından mısır birinci sıradadır, sonra pirinç sonra da buğday gelmektedir. Pirinç ve buğday samanları dünya çapında en yüksek bulunan agro-fiber çeşitleridir.

Biyoplastik ve agro-fiberlerden yeşil agroplastikler

Mimarlık alanında saf biyoplastik uygulamalarının avantajı tasarım serbestliği, uçucu organik bileşiklerin emisyonunun olmadığı sağlıklı iç hava kalitesi ve daha güvenli bertaraf olasılıkları düşünüldüğü zaman oldukça açıktır. (Resim 2) Bu sebepten dolayı da tarımsal kalıntılardan üretilen agro-fiberlerin avantajlarını, biyoplastik avantajları ile birleştirmek  ve bunlardan mimari yeşil biyokompozit ürünler üretmek başarılı bir seçenektir.

Termoform kalıplanmış yeşil agroplastik paneller için farklı mimari seçeneklerin gösterimi

Saf biyoplastikleri mimari uygulamalarda kullanmak düşük yanmazlık direnci ve fiyat yönünden ciddi dezavantajları getirmektedir. Bununla bağlantılı olarak da, son ürünün alev geciktirici özelliğini geliştiren, biyoplastiği doldurup yerine geçen ucuz ekolojik dolgu maddelerinin arayışı başladı. Bu da küresel olarak bulunabilen ve doğal alev geciktirici silika içeren samanın ekolojik dolgu olarak kullanılması ve pahalı ve sağlıklı olmayan alev geciktiricilerin yerine geçmesi ile mümkün oldu.

Aşağıdaki tablo ana yeşil biyokompozit bileşeni potansiyeli için iki saman tipinin, yumuşak ve sert ahşap ile karşılaştırarak, iç kimyasal yapısını göstermektedir.

Geçmişteki karşılaştırmalarda içerdiği yanmazlık özellliği olan ve yapı uygulamalarında kullanılabilen yüksek miktardaki kül ve silika içeriği sayesinde tahıl samanlarının gerçek potansiyelleri gösterilmişti. Ek olarak silikanın hızlı biyobozunurluk özelliğine karşı geldiği ve bu sayede biyobozunur polimerler ile birleştirildiğinde son ürünün yanmazlık özelliğini geliştirirken ömrünü de uzattığı belirlendi. Bütün bu özellikler yapı ve inşaat sektörü için oldukça önemli.

Saman biyoplastikler için doğal alev geciktirici olarak uygulandı:

Almanya'nın Stuttgart kentinde ITKE Üniversitesinde yapılan pirinç samanı (RS) ile yapılan çalışmalarda, iki tür biyoplastik kullanıldı: PLA ve Lignin. Aynı zamanda klasik poliolefin olan PP de karşılaştırma amaçlı test edildi. Yeşil RS-PLA örnekleri RS-PP ile karşılaştırılırken; yeşil RS-lignin örnekleri de selüloz-lignin bazlı farklı malzemeler ile karşılaştırıldı. Örnekler, mekanik, görsel ve ekolojik olarak karşılaştırılmalarının yanında; alev dirençleri ve sınıfları da belirlendi. Çalışmalarda pirinç samanı her seferinde kütlesel olarak %20-30 oranında uygulandı.

Başlangıç çakma sonrası zaman >10 saniye fakat 30 saniyeden az. İkinci yakma sonrası zaman 250 saniyeden az. Pamuk gösterge yanmadı ve örnekler tamamiyle tükendi. Bunla ilişkili olarak da alev sınıfı UL-V-1 olarak belirlendi. (B2= normal alev yanmazlığı, DIN 1402)
İlk alev sonrası zaman 10 saniyenin altında ikincisi ise 50 saniyenin altına. Toplam ise 60 saniye altında. Ek olarak örnekler tükenmedi ve göstergede herhangi bir iz bulunmuyor. Buna göre alev sınıfı UL94-V-0 (B1= yanması zor, DIN1402)


Uygulanan pirinç samanında bulunan, yüksek silika içeriğinin geliştirilen biyokompozitlerin yanma davranışındaki etkisi incelendi. Her örneğe UL1694 standardına göre 20 saniyelik direk alev uygulandı. UL1694, UL94 standardı ile eşlenik fakat 2500mm3'ü geçmeyen örnekler için kullanılıyor. Elde edilen sonuçlar her iki standarda göre incelendi. 



Sonuçlara göre, RS-PLA'nın yanmazlık özelliği RS-PP'ye göre çok daha üstün çıktı. RS-PP 105-148 saniye kadar yanmaya devam etti. Bu başarısız sonuç DIN 1402 standardına göre malzemenin B-malzeme sınıfında olmasına sebep oldu. Öte yandan RS-PLA örneklerinin yanması hemen 2-4 saniye içinde durdu. Tekrar yakıldığında ise bu sefer yangın 60 saniyeden kısa sürede söndü. Her iki testte de örnekler testin sonunda 3 kere daha tekrar yakılmasına rağmen tamamen tükenmedi. RS-PLA malzemesi DIN1402'ye göre UL-V2 sınıfı ve ya B3 sınıfı olarak belirlendi.

RS-lignin malzemesi ise çok daha başarılı oldu. Bunun muhtemel sebebi RS içindeki  saman lignini ve silika arasındaki özel ilişki olarak tahmin edildi.(7) Bu da uyumu ve ekstra etkiyi arttırdığı tahmin edildi. Bu sayede silika kompozit yapının içinde homojen bir şekilde dağıldı ve alev yanmazlığını daha iyi optimize etti.

Örnekler tamamiyle eridi ve tükendi. İlk yanma 30 saniyeden fazla sürdü. Bu sebeple malzeme uygulanan standardın altında ve yanmazlık sınıfına dahil edilemez.

Aynı lignin bazlı kompozit için alev yanmazlık derecesi sadece kullanılan doğal elyaf lignoselülozik klasik elyaftan tahıl samanına değişince B2 ile B1 arasında değişti.(Resim 2) Örnekler lignin-selüloz bazlı pazardaki ürünlerle de karşılaştırılınca üstün özelliğe sahip olduğu tespit edildi.

Tahıl samanlarının kimyasal kompozisyonlarının yumuşak ve sert ahşap ile karşılaştırılması

Sonuç

Yapılan bütün bu çalışmalar sonucunda, küresel çapta en çok bulunan agro-fiber olan samanın pahalı ve sağlıksız alev geciktiricilerin yerine geçmek konusunda özellikle de biyoplastikler ile birlikte oldukça yüksek potansiyeli olduğu gösterildi. 
Biyoplastiklerin alev geciktirici ve fiyat dezavantajları sebebiyle halen mimari uygulamalarda zorluk yaşatıyor. Fakat geri dönüşüm ve sağlık açısından da kullanımları oldukça önemli. Saman-biyoplastik kombinasyonları oluşacak son yeşil kompozitlerde daha yüksek alev geciktirici sınıfların elde edilmesini sağlıyor. Bu sayede Avrupa'da Temmuz 2013'te getirilen inşaat ürünleri regulasyonlarına uyum sağlanabiliyor. Aynı zamanda Avrupa Teknik Standartları tarafından belirlenen inşaat ürünlerinde CE işareti de gerekiyor. Bu da dünyada bulunan en ucuz doğal elyafı ekolojik dolgu olarak kullanıp, son ürünün fiyatını düşürerek ve aynı zamanda başta alev direnci olmak üzere teknik özelliklerini geliştirerek mümkün olabilir. 

Kaynaklar:

1- Jenkins, B,M. Properties of biomass - In Biomass Energy Fundamentals. PRI TR-102107. Palo Alto, California. EFR - Electric Power Research Institute, 1993.
2- Summer, M. Fundamental properties of rice straw in comparison with softwoods. Davis. Department of Engineering, University of California, 2000.
3- Gelletti, AMR and Antonetti, C. Biomass pre-treatment.: separation of cellulose, hemicellulose and Lignin. Eurobrief. (Online) September 19, 2011.
4-Yang, Y and Reddy N. High Quality and Long Natural Cellulose Fibers From Rice Straw and Method of Producton Rice Straw Fibers. US 2006/0180285 A1 Lincoln NE (US) August 17, 2006.
5-Pekarovic, J, Pekarovicova, AD and III, Fleming. Preparation of Biosilica- enriched Filler and an Example of its Use in Papermaking Retention System. 63, 2008, Papir a Celuloza, Vols, 7-8, pp, 218-222.
6-Chander, R and Ajay, K. et al. Lignocellulose Biotechnology Future Prospects. India: International Publishing House Pvt. Ltd., 2007.

7-Jiang-yu, F. and Xue-long, M. In vitro simulation studies of silica deposition induced by lignin from rice. Journal of Zheijang University, SCIENCE B 2006, Vol. 7, 4, pp. 267-271.

15 Nisan 2014 Salı

Soma'dan Şık ve Sürdürülebilir Su Filtresi

Amerika'nın San Francisco kentinde faaliyet gösteren Soma firması 'dünyanın en güzel su filtresi' şeklinde sundukları ürünlerini piyasaya sürmekten dolayı oldukça gururlular. Filtre şekil ve fonksiyonu bir araya getirirken, susuz müşterilerine de en güzel tada sahip suyu vaadediyor.

Soma sözcüsü ürünün olabildiğince sürdürülebilir olduğunu belirtiyor. Filtre özgün ve kullanıcı dostu ve aktif kömür kullanan ticari alternatiflerinin aksine, karbon-aktif hindistan cevizi kabuğu kulanıyor. Filtrenin etrafı ise bitki bazlı malzeme olan Alman FKuR firması tarafından geliştirilmiş Bio-Flex ile korunuyor.

Soma filtresinde kullanılan Bio-Flex malzemesi özel olarak enjeksiyon kalıplama uygulamaları için geliştirilmiş. Bio-Flex türü PS (polistiren) ile karşılaştırılabilecek düzeyde mükemmel akışkanlık ve mekanik özelliklerine sahip. Malzeme biyobozunur ve yüksek yüzde oranında yenilenebilir hammadde içeren bir malzeme kullanmak isteyenler için mükemmel bir seçim olarak göze çarpıyor.

Filtrenin tasarımı da oldukça yenilikçi. Altta bulunan koruma bölgesi dökmeden direk olarak filtreden suyun dökülmesini sağlıyor ve iç tasarım da filtrenin kolayca değiştirilebilmesine olanak sağlıyor.

Su uzmanı olan David Beeman filtreyi tasarladı. Aşağıda izleyebileceğiniz Youtube videosunda da neden hindistan cevizi karbonunun çok sağlıklı olduğunu anlatıyor. İddiasına göre kendi tasarladığı filtreden daha iyi bir filtre olamaz.

Soma aynı zamanda cam saati şeklindeki karaflarının da camdan olması sayesinde hem tadın korunacağını hem de sağlık açısından plastiğin BPA kimyasalları riskini bertaraf edeceklerini belirtiyor.

Teknoloji, tasarım, sağlık ve hayırseverliği buluşturan bu proje ile Soma insanların su içme şeklini değiştirecek özgün bir ürün ortaya çıkarmış oldu.

FKuR Bio-Flex grubu biyoplastik polimerlerini Türkiye'de üreticiler Kumru Kimya firmasından tedarik edebilirler.

Not: Yazı yayına girdiğinde YouTube Türkiye'de yasaklı olduğundan, aşağıdaki videoyu görüntülemek için DNS değişikliği ve ya VPN kullanımı gerekmektedir.



11 Nisan 2014 Cuma

PLA için Darbe Arttırıcı


PLA darbe direncini arttırmak yönünde yapılan çalışmalar her geçen gün artıyor. Çevre dostu malzeme talepleri arttıkça PLA kullanım alanını arttırmak yönünde çalışmalar da her geçen gün artıyor. Daha önceki yazılarımızda Metabolix firmasının PHA bazlı darbe arttırıcı malzemesinden bahsetmiştik. Bu yazımızda ise Bioplastics Magazine dergisinin 02/14 sayısında yayınlanan Green Dot firmasının geliştirdiği nişasta bazlı darbe arttırıcısından bahsedeceğiz.

Amerika merkezli Green Dot firması kısa bir süre önce firmanın geliştirdiği Terratek Flex adlı kompostlanabilir biyoplastik elastomerlerinin PLA için darbe arttırıc olarak kullanılabileceğine dair verileri yayınladı. Terratek Flex ürünü, PLA'nın uzama ve darbe mukavemeti gibi değerlerini önemli ölçüde arttırırken, kompostlabilirlik özelliğinin de korunmasını sağlıyor.

PLA malzemesi ilk olarak gıda servis ekipmanları ve ambalajlarında kullanım için tüketicilere tanıtılmıştı çünkü malzeme endüstriyel kompostlama tesisinde biyobozunur özelliğe sahipti. Malesef malzemenin darbe mukavemeti ve ısı direnci oldukça düşüktü ve talepkar uygulamalar için yetersiz kalıyordu. PLA'dan yapılmış kompostlanabilir ürünler isteyen tüketiciler, kolayca kırılan çatallar ve ya sıcakta şekil değiştiren kaşıklar ile yetinmek zorunda kalıyordu. Aynı zamanda endüstriyel kompost tesisleri tüketicilere yeteri kadar sunulmadığı için bu ürünler ve ambalaj malzemeleri genel olarak atık olarak kalıyordu. Plastik üreticileri, kompostlanabilirliğin çevresel yararlarını kullanırken, PLA'dan yapılan ürünlerin sertliğini ve ömürlüğünü arttırmak yönünde çözümler arıyorlardı.

Pazarda PLA için darbe arttırıcı olarak birçok ticari ürün mevcut. Polibütadien ve akrilik içerek kauçuk reçinesi karışımları sert polimerler ile kimyasal olarak graft edilerek PLA matrisine kauçuğun uyumu sağlanabiliyor. Hem polieter hem de polyester yumuşak kısımlarına sahip termoplastik üretan elastomerleri de PLA ile oldukça uyum sağlayabiliyor. Polibütadien, etilene-propilen ve EPDM elastomerleri gibi olefin elastomerleri de aynı zaman da fonksiyonel hale getirilebilip PLA ile karıştırılabiliyor. Fakat bu malzemeler PLA'nın fiziklsel özelliklerini kompostlanabilirlikten taviz vermek suretiyle geliştirebiliyorlar.

Green Dot firmasının Terratek Flex adlı kompostlanabilir elastomerik biyoplastik ürününü PLA için darbe arttırıcı olarak kullanarak, kompostlanabilirliği geliştirmek suretiyle darbe gücünün ve esnekliğinin arttırıldığı gösterildi. Terratek Flex patenti alınmak için bekleyen nişasta bazlı kompostlanabilir bir elastomer. Bu özellikleri SGS Fresenius Laboratuvarları tarafından da onaylanmış ve biyobozunurluk açısından ASTM D6400 ve EN13432 standartlarına uygun olduğu gösterilmiştir. Aynı zamanda arkabahçe kompostu olarak da bilinen evde kompost için gereken sıcaklık ve nem değerlerinde de biyobozunur olduğu gösterilmiştir. Terratek Flex'in herhangi bir fitalat, bisfenol A, kurşun ve ya kadmiyum içermediği de NSF Laboratuvarlarınca test edilip onaylanmıştır.

Green Dot ürün geliştirme müdürü Mike Parker, Terratek Flex ürünlerinin PLA için darbe arttırıcı olarak kullanılması konusunu çalıştı. PLA %10, 20 ve 30 oranlarında Terratek Flex ile kampaund edildi. Bu numuneler bağımsız laboratuvarlara gönderildi ve burada kalıplanarak ASTM standartlarına göre test edildi. 

Çentikli darbe testleri darbe direncinde %10 ve %20 düzeylerinde bir artış olduğunu gösterdi. Darbe direnci açısından da %20-30 seviyesinde bir artış sağlandı. Darbe direnci; %10'luk numunede 0.549ftlb/in'ye, %20'lik numunede ise 0.66ftlb/in seviyesine yükseldi. %30'luk karışımda ise 1.82ftlb/in seviyesine sıçradı.

Gerilme testlerinde ise güç ve modülüs özellikleri sert polimerlere elastomer karıştırmak ile orantısal olarak düşüş gösteriyor. Fakat uzama özellikleri darbe testleri ile benzer trendde sonuçlar gösterdi. %10 ve %20'lik karışımlar sırasıyla %4.2 ve %9.01'lik oranda uzama artışı gösterdiler. %30'luk karışımda ise %18.7 gibi yüksek bir oranda gelişim sağlandı. 

Mike Parker sonuçları şu şekilde yorumladı: %0 dan %20'ye kadar olan karışımlarda artış çok lineer iken %20'den sonra darbe direncinde eksponansiyel bir artış görülüyor. Uzama özellikleri de benzer bir eğri gösteriyor. Bu durum da son hammaddenin özelliğini istenen uygulamaya göre ayarlanabilir olacağını ve fiyat faydanın bir nebze kontrol edilebileceğini gösteriyor. 

Terratek Flex'in PLA'nın biyobozunurluğu üzerindeki etkisinin gösterilmesi için daha fazla çalışma yapılması gerekiyor. Terratek Flex ürünü ABD ve Avrupa biyobozunurluk standartlarına uygun olduğu ve ev kompost tesislerinde biyobozunurluğu gösterildiği için hipoteze göre malzemenin PLA'nın biyobozunurluk oranını arttırabileceği düşünülüyor.



Bu yeni malzeme ile artık plastik işleyicileri çevresel performanstan taviz vermeden PLA'nın fiziksel özelliklerini geliştirebilecekler. Aynı zamanda PLA için yeni pazar fırsatları da ortaya çıkabilecek. 

7 Nisan 2014 Pazartesi

Biyobozunur Tepsiler ile Çevre Devrimi Okullarda Başlıyor

Bio-Flex F6611 termoform tepsi
İlk bakışta, Napoli'deki bir okulda çocuklara yemek servis edilen sert, açılı ve beyaz yemek tepsileriyle ilgili özel bir durum görünmüyor. Fakat ilk bakış bazen aldatıcı olabiliyor. Hatta okul İtalya çapındaki okullarda olası bir çevre devriminin öncüsü de olabilir.

Yeşil Halk önergesi düzenlemelerinin teşvikiyle beraber, Napoli şehrinde kompostlanabilir yemek servis malzemelerinin kullanılması atılan ilk adımlardan biri. Bu arkaplan çerçevesinde 25 yılı aşkın bir süredir sektörde olan yemek servis firması Sagifi, AORNCOMPOST projesini 2012 yılının yazında başlattı. Bu proje kapsamında Napoli şehrinin okul kafeteryalarında kullanılmak amaçlı kompostlanabilir tepsilerin geliştirilmesi hedefleniyordu.

Gereksinimler ve beklentiler zorluydu: üretilecek olan tepsinin gıda temas sertifikasına sahip olması, sıcak yemek servisine uygun olması ve kendisinin kompostlanabilir olmasının yanında kompostlanabilir bir film ile kaplanabilmesi gerekiyordu.

Plastisud firması FKuR işbirliğiyle yemek servis sektörü için inovatif bir tepsi hazırladı. Bu bağlamda iki firma da kendi uzmanlıklarını ortaya koydular. Bir tarafta ekstrüzyon ve termoform kalıplama konusunda işleme uzmanlığı, diğer tarafta da malzeme bilgisi mevcuttu. Plastisud üretim müdürü Stefano Bartoli; FKuR'un biyoplastik ürününü kullanarak çok tatmin edici bir çözüme ulaştıklarını belirtti. Yaklaşık bir senelik test, deney ve adımlar sonrasında Plastisud ve FKuR arasında oluşan sinerji Aorncompost tepsiyi ortaya çıkardı.

90 C'nin üstünde ısı direncine sahip olan Bio-Flex F6611 (pla ve ko-polyester karışımı) malzemesinden üretilen tepsiler sıcak yemek servisi için uygundu. Aynı zamanda tepsiler sadece biyobozunur değil EN13432 standardına göre kompostlanabilirdi. Aynı zamanda CIC Italya kompost birliği tarafından da sertifikalandırıldı. 2013 yılında tepsi CIC sertifikasını aldı ve Napoli'deki okullarda başarıyla kullanılmaya başlandı.

Her türlü yenmeyen yemekle birlikte, Bio-Flex F6611'den yapılan tepsiler birlikte bertaraf edilebilerek, bahçe ve çiftliklerde çalışanlar tarafından kullanılabilecek gübreye dönüştürülebiliyor. 

Bio-Flex F6611 malzemesi kompostlanabilir/biyobozunur özelliğinin yanında aynı zamanda 'GDO içermez' sertifikasına sahip. Malzeme ideal olarak termoform kalıplamada kullanılabiliyor. Dokunma hissi açısından ve parlaklık açısından da oldukça göze hoş geliyor.


Türkiye'de Bio-Flex grubu ürünlerini Kumru Kimya firmasından tedarik edebilirsiniz. Ürün çeşitleriyle ilgili detayları aşağıdaki adresten bulabilirsiniz.

4 Nisan 2014 Cuma

Innovation Takes Root Konferansı Orlando'da Düzenlendi

4.sü düzenlenen Innovation Takes Root (ITR) konferansı bir kere daha Natureworks LLC firmasının küresel çapta Ingeo biyopolimerlerini kulanan firmaları, işbirliği, öğrenmek ve tartışmak amaçlı bir araya getirdi. 17-19 Şubat 2014 tarihleri arasında düzenlenen konferansta 25 ülkeden 300 katılımcı hazır bulundu. Amerika'nın Florida eyaletinin Orlando kentinde yapılan toplantıda 43 konuşmacı, 30 katılımcı ve 11 sponsor destek verdi.

Bu yazıda organizasyona dair bazı satırbaşlarını sizinle paylaşmaya çalışacağız.

Konferanstan bir gün önce iki tane çalıştay düzenlendi. Gündüz yapılan çalıştayın konusu, Biyopolimerlerde Ürün performansının anlaşılması ve karakterizasyon için gerekli pratik ekipmanlar oldu. Daha sonra ise delegeler Küresel regulasyon manzarası konulu çalıştaya geçtiler.

Şubat 18'de konferansın açılış konuşması Jim Carroll adlı futurist ve inovasyon uzmanı tarafından yapıldı. Carroll konuşmasında günümüzde yaşayan çocukların henüz varolmayan işlerde çalışacağı, sürdürülebilirliğin genç seksi gibi değişik laflar ortaya koydu. Carroll katılımcılardan inovasyona karşı yaklaşımlarını ve ekonomik, sosyal ve çevresel küresel ekosistemimizde yaşanacak değişimlere adapte olmak konusunda istekli olmalarını tekrar gözden geçirmelerini istedi.

İlk seanstaki diğer konuşmacı olan LEGO'nun proje müdürü Allan Rasmussen ise firmalarının (lego parçalarını ilk başta ahşaptan daha sonra da ilk biyoplatiklerden olan selüloz asetattan) sürekli olarak PLA gibi sürdürülebilir malzemeleri test ettiğini belirtti. Fakat performans ve çevre gereksinimlerinin ikisinin de aynı anda karşılanması gerektiğini söyledi. Örnek olarak modern sürdürülebilir biyopolimerler kullanılarak üretilen parçaların sürtünme özelliklerinin çok iyi olmadığını, örneğin parçaların kendiliğinden birbirlerinden ayrılmaması gerekiyor, ve küçük çocukların istediği zaman bir araya getirip sökülebilmesini gerektirecek kadar rahat olmaları gerektiğini belirtti.

Sürdürelebilirlik inovasyonuna yaklaşımını başlayan bir başka marka sahibi ise Ravinder Reddy tarafından temsil edilen Unilever oldu. 2020 yılına doğru giderken Unilever'in büyük hedefinin tarımsal malzemelerinin %100 sürdürülebilir olarak sağlanması ve ürünlerinin karbon ayakizlerinin azaltılması olduğunu belirtti. Bu hedefe ulaşmanın koşullarından birinin de diğer firmalar ile ortaklık kurmak olduğunu söyledi.

Öğleden sonra yapılan toplantılar, paralel şekilde pazarlara odaklanma toplantıları olarak gerçekleşti. Natureworks uzmanları, müşterileri ve ortak firmaları ile birlikte delegeler ile uzmanlıklarını paylaştı. Burada tartışılan konular arasında, film ürünlerinin geliştirilmesi, şekillendir-doldur-kapat ambalajları, etiketler ve köpükler ve bazı arı kovanı tahtası gibi niş uygulamalar da tartışıldı. Aynı zamanda 3Boyutlu yazıcılar ile ilgili bir uygulama da yapıldı.

Metabolix firması fiziksel özellikleri elastomere benzeyen yeni amorf bir PHA biyopolimeri geliştirdi. Bu yeni malzemenin PLA'nın bir çeşit kauçuk modifiye edici özelliği göstererek esnekliğini geliştirdiği gösterildi. Bu esnada transparan özellik ve kompostlanabilirliğin korunması da önemliydi. Bu modifiye edici malzeme aynı zamanda daha esnek ve halen kompostlanabilir olan ama daha az gürültülü filmlerin, cips ambalajlarında gibi, üretilmesine olanak sağlıyor. Metabolix başkan yardımcısı Bob Engle bu konuyu sundu.

İkinci günde ise Seattle Mariners takımında Green Sport Alliance & VP Ballpark Operations yönetiminden olan Scott Jenkins büyük spor klüplerinin ve liglerinin sürdürülebilirlik konusunda halkı nasıl yönlendirebileceği ile ilgili konuştu. Konuşmasında Jenkins, Amerika'da halkın sadece %13'ü bilimi takip ederken %61'inin sporu takip ettiğini belirtti.

Pazar odak seanslarında ise, elyaflar, uzun ömürlü uygulamalar ve PLA'nın ısı dayanım performansı tartışıldı. 

Konferansın kapanış seansında ise European Bioplastics başkanı Francois de Bie konuştu. Konuşmasında organizasyonunun günümüzdeki ve gelecekteki olası pazar gelişmeleri konusundaki fikirlerini sundu. Aynı zamanda biyoplastikler için uygun alanın bulunup bulunmadığı, gıda rekabeti konularına da değindi. Son olarak çeşitli plastik torba yasakları, geri dönüşüm sorunları ve yeşil yıkama konularında Avrupa'nın yasal görüşlerinden bahsetti.

Marc Verbruggen
Konferansın son konuşması ise Natureworks PLA'nın CEO'su Marc Verbruggen tarafından yapıldı. 

Konuşmasında Verbruggen Natureworks'ün kurulumunda şimdiye kadar olan yolculuğundan ve özellik/fiyat ve tercih yönünden başarılarından bahsetti.

Konuşmasında şimdiye kadar 450bin ton satışa ulaştıklarından ve Asya bölgesi dahil birçok bölgeye ulaştıklarından bahsetti. Bu sebeple de Bangkok'ta bir ofis açılması düşünülüyor.


Bir diğer önemli nokta ise 1kg PLA'nın üretilmesi için sadece ve sadece 1.25kg şeker gerektiği. Bu rakam bio-PP için 2.14 iken bio-PE için 3.22 ve biyo-PET için 2.77. Bu durum maliyetler açısından PLA'nın yakın vadede polistren ve PET ile rekabet edebilecek düzeyde olabileceğini gösteriyor. Hatta eğer şekerin barrel fiyatının 0.17-0.20USD arasında olduğu düşünüldüğünde, PLA ham malzeme açısından fiyat avantajlı bile sayılıyor. Çünkü barrel petrol 100USD iken şeker 50USD oluyor.

2 Nisan 2014 Çarşamba

3. PLA Dünya Kongresi Münih'te Yapılacak


PLA bilindiği gibi yenilenebilir kaynaklarda elde edilen bir biyoplastik çeşidi. Film ve katı ambalajlarda kullanıldığı gibi, elyaflarda ve tela uygulamalarında da kullanılabiliyor. Otomotiv endüstrisi ve tüketici elektronikleri de halen uygulama alanlarını araştırma ve malzemeyi kullanmaktalar. Yeni polimerizasyon metodları ve karışımlar ile malzemenin özellikleri daha da genişliyor ve yeni uygulama alanları ortaya çıkıyor.

Artık her yıl gelenekselleşmiş olan PLA Dünya Kongresinin 3.sü bu sene 27-28 Mayıs 2014 tarihleri arasında Almanya'nın Münih kentinde düzenlenecek. Bioplastics Magazine dergisi tarafından organize edilen konferans, PLA'ya ilgisi olan; yararları ve zorlukları hakkında bilgi edinmek isteyen herkese çağrı yapıyor. Endüstrideki en üst düzeydeki şahısların yüksek kalitedeki sunumları ve işbirliği fırsatları gibi imkanlar bu sene de sunuluyor olacak.


Program boyunca PLA polimerinin tekstilden, yüksek teknolojiye kadar birçok farklı uygulamasına dair sunumlar yapılacak.

Kongrede PLA ile ilgili işlenecek olan ana başlıklar arasında; son gelişmeler, yüksek sıcaklık etkisi, karışım ve kampaundlar, köpük, işleme, katkılar, stabilizasyon, uygulamalar, elyaflar ve tekstil ve son olarak geri dönüşüm bulunuyor.