15 Temmuz 2015 Çarşamba

PHA - Denizlerdeki plastik kirliliği için bir fırsat mı?

Belçikalı sertifikalandırma kurumu olan Vincotte International tarihindeki ilk OK Marine Biodegradable (Denizde Biyobozunurluk) sertifikasını MHG firmasına verdiği anda firma PHA (polihidroksialkanoat) biyopolimer üreticileri arasında en popüler ve birincil seçenek olarak öne çıktı.


Okyanuslardaki, göllerdeki ve nehirlerdeki plastik kirliliğinin çağımızın öne çıkan en önemli ve yıkıcı çevre problemlerinden biri olduğu düşünüldüğünde ödülün önemi de artıyor.

Özellikle Amerika'da ve uluslararası arenada plastik torbalara, mikrokürelere ve polistiren yemek servis ekipmanlarına karşı genel yasal düzenlemelerle birlikte doğrulamalar da oldukça önemli hale geldi.

Yaklaşık bir sene kadar önce, MHG firması bütün altı Vincotte OK biodegradable ve compost sertifikalarına sahip olan ve aynı zamanda US FDA gıda temas onayına sahip olan firma olarak özel bir konuma sahiptir. 

MHG'nin Meredian, Inc ve Danimer Scientifik firmalarının evliliğiyle birlikte Meredian Holdings Group (MHG) küresel olarak firmanın biyoplastik reçinelerinin tedarikçisi olma yönünde planını formalize etti.

O zamandan bu yana firma, İngiltere, Londra merkezli gıda ürünleri tedarikçisi olan Tate&Lyle firmasından ticari ölçekte üretim onayı aldı.

Ek olarak Kuzey Carolina merkezli LC Industries firmasıyla da Amerika'nın servis sektöründe çalışan personelleriyle yenilenebilir kaynaklı tek kullanımlık servis seti üretimi konusunda çalışmalarla birlikte de MHG dünyanın en büyük gıda ve içecek firmalarından biriyle biyobozunur ambalaj konusunda bir kontrat yapmış oldu.

MHG firmasının CEO'su Paul Pereira, tarihsel olarak ambalaj ve konteyner dünyası petrol bazlı hammaddelerden üretilen birçok farklı şekle sahip objelerle dolu diyor.

Pereira, daha yakın zamanda ise Canola yağı ve ya herhangi yağ asidi bitkisel yağından üretilen biyoplastik polimerler yenilenebilir içerikleri ve bazen de biyolojik olarak bozunabilmeleri sayesinde ön plana çıkmaya başladılar. Bu dönüşüm ambalaj dünyası ve atık yönetimi açısından ezberleri bozacağa benziyor şeklinde sözlerine ekledi.

MHG firması Kanola bazlı PHA polimer üretiminin ticari ölçekli olarak genişletilmesi konusunda bütün gücüyle çalışıyor.

2014 sonbahar ekim sezonunda, firmanın ikinci Kanola ekimi 1600 hektara kadar genişletildi. 2015 yılının başında ise MHG Perry McCall ile ortaklık yaparak kendi AgroCRUSH tesisini kurdu ve böylece 6000 tonluk tahıl depolama kapasitesine sahip bir tesisi devreye soktu.

Hasat Mayıs 2015'te başlatıldı. Ekinlerden 6 milyon pound (yaklaşık 3 milyon kg) PHA reçinesi üretilmesi bekleniyor. Yüksek talebi karşılamak içinse, MHG Bainbridge tesisinde 19bin metrekarelik yeni bir laboratuvar ve üretim alanı edindi.

MHG dünya pazarına açılmak konusundaki misyonu yönünde ilerlemeye devam ederken, Pereira Asya'dan Avrupa'ya ve Amerika boyunca seyahat ederek, PHA polimerini üreticilere tanıtmaya çabalıyor.

Isı dayanım sıcaklığı, UV direnci, mükemmel mekanik özellikleri ve biyobozunurluğu gibi özellikleriyle MHG'nin NodaxTM grubu PHA polimerleri hem petrokimya plastiklerine hem de farklı biyoplastiklere karşı bir alternatif sunuyor.

PHA'dan üretilen ürünler 3-12 ay içerisinde
biyolojik olarak bozunuyorlar
Rekabet ettiği diğer selüloz, şeker ve nişasta bazlı biyopolimerlerle karşılaştırıldığı zaman bu diğer polimerle ısı ve nem dayanımı açısından zayıf kalıyorlar. Bu polimerle az bir ısıyla dahi kırılgan hale gelebiliyorlar ya da nemli ortamlarda yapışkan bir yapıya dönüşüyorlar.

Ürünler ne kadar çevre dostu gözükse de sağlam olmayan bir şişe kapağı, kahve kaşığı ya da oyuncak işe yaramayacaktır. Bu ürünlerin üretiminde kullanılacak olan herhangi bir biyopolimer reçinenin seri üretim için uygun sıcaklık ve akışkanlık gereksinimini sağlaması gerekmektedir. Daha sonrasında da depolama ve kullanım surasında sağlam ve yeterli oranda ısıya dirençli olması gerekmektedir. Son olarak da kullanım ömrü bittiğinde güvenli ve organik bir şekilde kısa sürede bozunabilmelidir.

Termoplastik polyester olarak, PHA'nın ısıda bozunma sıcaklığı 125C-170C arasında değişmektedir. Park etmiş bir araba içerisindeki sıcaklığı ortalama 50C olduğunu, sıcak bir kahvenin 75C'ye ulaşabildiğini ve suyun 100C'de kaynadğını düşündüğünüzde yüksek erime sıcaklığı önemli ve gerekli bir çözüm sunmaktadır.

PHA diğer ticari biyoplastikler ile karşılaştırıldığı zaman aerobik olarak toprak ve suda, anerobik olarak da tatlı su, deniz suyu, toprak ve kompost ortamlarında biyolojik olarak bozunması açısından da üstün özelliğe sahiptir. 

Kanola yağı ile beslenen mikroorganizmalar tarafından üretilmesi PHA'nın bu kadar iyi bozunabilmesinin en basit sebebidir. Malzeme organizma içerisinde yağ deposu olarak sentezlenmektedir. Sonuç olarak da diğer mikrobiyal organizmalar PHA'yı bir çeşit lezzetli besin olarak görmektedirler.

Nodax özelinde ise, ürün grubu farklı işleme koşullarına ve ürün gereksinimlerine için ürünlere sahiptir. Bu grupta bulunan PHA polimerlerinin her biri farklı monomer karışımlarına sahiptir ve farklı mekanik özellik gereksinimleri için özel bir polimer sağlanabilir.

Nodex'in mucidi olan Dr.Isaq Noda, farklı PHA polyesterleri farklı yapıtaşlarının oranlarının büyük polimer molekülleri oluşturma şekli ile konrol edilmektedir şeklinde açıklıyor. Örnek olarak enjeksiyon kalıplanmış ürünler için bu varyasyonun sağlanması tasarım esnekliği sağlarken son ürünün sertliğinin de ayarlanabilmesine imkan veriyor. Bazen sert ve sağlam ürünler istenirken, bazı uygulamalarda ise daha yumuşak ve esnek ürünler tercih ediliyor.

Birçok yönden PHA petrokimya plastiklerine göre daha iyi bir ürün olarak fonksiyon gösteriyor. Gıda tazeliğini daha verimli olarak koruyor, koku ve gazları geçirmiyor ve herhangi bir toksin içermiyor.

PHA, okyanus ve gölleri sürekli olarak kirleten plastik torbalar, mikroküreler, şişe kapakları ve diğer atılabilir tek kullanımlık plastik ürünlerin biyobozunur versiyonlarının üretilmesi için başarılı bir şekilde kullanılabilir.

Dünya su kaynaklarının daha temiz hale gelmesi plastiklerin dönüştürülmesinden çok daha kapsamlı stratejiler gerektiriyor olsa da PHA'nın kullanılması da bu zararın azaltılması için önemli bir adım olacaktır.

Son olarak, PHA polimerlerinin piyasada ticari ölçekli olarak üretilen ve pazarlanan biyopolimer çözümleri arasında fiyat rekabeti açısından biraz daha yol alması gerektiğini belirtmek gerekir. Bu bağlamda piyasada bulunan PLA bazlı ürünler de en az PHA kadar etkili olabilmektedir. 

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Mikro-Sulama Sistemleri için Biyobozunur Malzemeler

Dünya Tarımı: 2015/2030'a doğru adlı çalışmanın FAO tarafından yayınlandı ve sonuçlar dünya çapında sulanan ekinlerin alanının arttığını gösteriyor. Çalışma sonuçları 1997-1999 periyodu arasında sulanan alanların 202 milyon hektar olduğunu gösterdi. Bu rakamın 2030 yılına kadar 242 milyon hektara ulaşması öngörülüyor.


Endüstriyel boru ektstrüzyon hattının genel görünüşü

Damla sulama sistemleri (mikro-sulama sistemleri) artan sulama ihtiyacından dolayı gereksinim haline geldi. Bu sistemler sayesinde ekinlerin bakımı için gerekli su daha sürdürülebilir bir şekilde idare edilebiliyor.

Hali hazırda üretilen damla sulama boruları polietilenden yapılıyor ve kullanım sonrası ülkede bulunan yasal sorumluluklara göre ya geri dönüşüm tesisine gidiyor ya da bölgede yakılıyor.

AB-27 ülkelerinde tarımda oluşan plastik atık miktarı, Norveç ve İsveç'te 2008 yılında 1.243 milyon ton oldu. Bu toplamın %53.6'sı atıldı. Geri kalan %46.4'lük kısım ise geri kazanıldı: 262bin ton mekanik olarak geri dönüştürüldü ve 315bin ton ise enerjiye dönüştürüldü. Damla sulama boruları ve diğer aksesuarlarından oluşan atık miktarı ise 200bin ton oldu (1).

Tarımsal atıkların yönetimi konusunda alternatiflerden biri de biyobozunur plastiklerin kullanılmasıdır. Biyobozunur plastikler tarımda malç filmlerinde, bitki saksılarında ve farklı uygulamalarda hali hazırda kullanılmaktadır. Fakat şimdiye kadar kompostlanabilir damla-sulama sistemleri üretimi için uygun bir malzeme bulunamamıştır.

DRIUS projesi: kompostlanabilir damla-sulama sistemi


Avrupa projesi olan DRIUS (Tarım uygulamaları için biyobozunur ve kompostlanabilir düz damla sulama sistemlerinin endüstriyel boyutta uygulamaya konulması) bu bağlamda yeni biyobozunur ve kompostlanabilir damla sulama sistemlerinin üretilmesi ve pazara sürülmesini hedefliyor.

Geliştirilen sulama sistemlerinin özellikle kısa büyüme periyodlarına ihtiyaç duyan çilek ve domates gibi bitkilerin yetiştirilmesinde kullanılması planlanıyor.

Bu yeni sistemin avantajları:


Şu anda kullanılmakta olan yakma ve geri dönüştürme proseslerine alternatif oluşturma. AB'de kontrolsüz yakmaya izin verilmediği de göz önünde bulundurulmalıdır. (Insinerasyon Yönetmeliği (Directive 2000/76/EC)). Bu sebepten dolayı gerçekleştirilen geri dönüşümlerde de yüksek bulaşmalar ve özellikle de toprakla, pestisit ve gübrelerle sürekli temas halinde olan borulardaki bozunmalardan dolayı da düşük kaliteli ürün elde edilmektedir.

Biyobozunur borular kalibrasyon ve yıkama banyolarından çıkıyorlar

Ekonomik kazançlar: Ayırma ve geri dönüştürme masraflarının hektar başına 1050 Euro'luk bir kazanç sağlaması öngörülüyor.

Bu tip malzemelerden üretilecek olan borular daha düşük işleme sıcaklıkları gerektirdiğinden dolayı enerji kazancı sağlanacaktır.

Kullanım ömürleri bittikten sonra borular organik atık olarak değerlendirilebilecek ve 6 aydan kısa sürede biyolojik olarak bozunacaklardır.

Yeni kompostlanabilir bir ürün mikro-sulama sistemlerine katma değer katacaktır. Ürünün geliştirilmesi ile herhangi bir ayrımaya ihtiyaç olmadan kompostlama tesisinde atıklar değerlendirilebilecektir.

Projenin Sonuçları


Projenin ilk senesinde, konvansiyonel ekstrüzyon hatlarında ekstrüzyon işleminin optimize edilmesine yönelik çalışmalar yapıldı. Bu borular polietilenden 40C aşağıda sıcaklıkta işlenebilmektedir (Figür 1, Figür 2) ve bu da enerji kazancı ve çevresel etki açısından olumlu değerlendirilmektedir.

Borularda kullanılan düz ve tüp şeklindeki damlalıklar

Boruları geliştirmek amacıyla, farklı ticari biyobozunur malzemeler fiziksel uyumlaştırma ve kimyasal fonksiyon sağlama gibi yöntemlerle karıştırılarak  denemeler yapıldı. Aynı zamanda, bu karışımların sinerji etkileri incelendi. Geliştirilen boru çoğunlukla polilaktik asit (PLA) bazlı olup, farklı biyopolimer ve katkılarla istenilen özelliklere ulaşması sağandı. Üründe kullanılan malzemelerdeki yenilenebilir kaynaktan üretilme oranı %70 üzerinde oldu.

Bu aynı periyodda, damlatıcıların enjeksiyon sistemi ile üretilebilmesi için yeni kalıplar tasarlandı. 3 nolu figürde sonuçların tatmin edici olduğu görülebilmektedir. Damlatıcıların geometrilerinin doğru şekilde tasarlanması farklı ekinler için gereken farklı miktardaki suların sağlanması için önemliydi.

Projede katkı veren firmalar kalıptan sökme işleminin geliştirilmesi dışında damlatıcıların borulara entegre edilmesi üzerinde çalışıyorlar.

DRIUS projesi 1 Kasım 2013'te başladı ve 24 ay sürecek. Avrupa komisyonunun CIP-Eco-Innovation Programı dahilinde finansmanı sağlanıyor. Projeyi oluşturan konsorsiyum içinde İspanya'dan AIMPLAS, Extruline Systems SL firması, Israel'den Metzerplas Irrigation Systems ve Belçikadan OWS NV firması bulunuyor.

Yukarıdaki yazı Oded Baras, Antonio Bayonas, Steven Verstichel, Chelo Escrig ve Raquel Giner tarafından yazılmıştır.

Kaynaklar:
1)  Plastic Waste in the Environment, BioIntelligence Service, http://ec.europa.eu/environment/waste/studies/pdf/plastics.pdf

Türkiye'de biyobozunur damla sulama boruları ve damlalıkları üretme amacıyla FKuR Bioflex grubu malzeme ürünlerini kullanabilirsiniz. 


29 Haziran 2015 Pazartesi

Biyoplastiklerin Enjeksiyon Kalıplama ile İşlenmesi

Enjeksiyon kalıplama operasyonlarında biyoplastikler için bilgi açığını kapamak

Biyoplastikler sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda hep yukarıdalar fakat işlenebilme özellikleri açısından hep yerdeler. Birçok firma pertol bazlı plastiklerin yerine biyoplastikleri kullanmaya karar verdiklerinde malesef bu gerçekle ve ya benzer bir sonuçla karşılaşıyorlar.

Fakat bu durum düzeltilebilir çünkü hiçbir şekilde biyoplastikler petrokimya türevlerine göre daha aşağı konumda değiller ve hatta yeni ve enteresan özellikler sağlayabilirler. Yine de bazı çözülemeyen hammaddenin işlenmesi ile ilgili problemler ve hammaddeye ödenen daha yüksek fiyatlar biyoplastiklerin endüstriyel olarak yaygın kullanımını engelledi. Fiyat konusu çözülmesi daha zor çünkü hali hazırda biyoplastikler çok daha küçük hacimlerde üretiliyorlar. Öte yandan işlenme problemleri, hammadde işleme teknolojisinin adaptasyonu ile çözülebilir. Bu problemler genellikle malzemelerin veri belgelerinin yeterli olmamalarından ve/ve ya yüksek kaliteye sahip parçaların üretimindeki işleme koşullarının nasıl uygun hale getirileceğine dair teknik servisin eksikliğinden kaynaklanıyor.

Bu yazımızda Alman Federal Beslenme ve Tarım Bakanlığı ve Yenilenebilir Kaynaklar Ajansı'nın (FNR) ortak bir şekilde desteklediği büyük bir araştırma ortaklığının arkaplanını anlatacağız. Proje başlığı:  FNR Biyopolimer ağı altında bir kompetans ağı kurulması ve biyobazlı plastiklerin işlenmesi şeklinde. Bu işbirliği gerektiren projede şu anda kullanılmakta olan bütün işleme teknolojileri ele alınıyor ve pazarlanabilir olan biyoplastikleri işlenebilme koşullarına dair veriler göz önünde bulundurularak inceleniyor, ki birçoğunda malzeme tedarikçileri bu verileri dahi sunamıyor. Ek olarak küçük ve orta ölçekli şirketlere biyoplastiklerin işlenmesi konusunda destek teklif ediliyor.

Biyoplastiklerin Enjeksiyon Kalıplama performansları


Proje kapsamında Biyoplastik ve Biyokompozit Enstitüsü (IfBB) biyoplastiklerin enjeksiyon kalıplama performanslarının değerlendirmesi kısmını ele aldı. İncelemeler için seçilen malzemeler arasında iki farklı PLA (polilaktik asit), PLLA (poli-L-laktik asit), biyobazlı PA (Polyamid) ve PBS (polibütilen suksinat) bulunuyordu. Optimum işleme koşullarının bulunması için, çok kapsamlı ön testler yapılarak malzemelerin işlenmesiyle ilişkin olan; erime viskositesi, termostabilite, ısıl yalıtkanlık, erime noktası, camalşa ısısı ve yoğunluk gibi teknik özellikleri belirlendi. 

Plastikleşme performansı


Malzemenin plastikleştirilmesi üretim döngülerinin daima başında bulunmaktadır. Burada önemli faktör malzemenin beslenmesi ve erimesi için gereken zamanın en aza indirilerek döngü zamanının azaltılması ve bu sayede de operasyon maliyetinin azaltılmasıdır. Denemelerde, test örneğinin kavitesi (Campus tip A1 (DIN EN ISO 20753)) kalıplanmış parçaların üretilmesi için kullanıldı.

Genel olarak 200cm3/min değeri plastikleşme performansı açısından iyi olarak değerlendirildi yani enjeksiyon kalıplama işleminin kararlı bir şekilde gerçekleştiğini gösteriyordu. 1 nolu grafikte farklı erime sıcaklıklarına sahip farklı biyoplastiklerin tipik kapsamı görülebilmektedir. Bu biyoplastikler üzerinde gerçekleştirilen testler, uygun sıcaklık aralığında, bütün seçilen biyoplastiklerin yeterli plastikleşme performansı gösterdiğini teyit etti. Tipik olarak, semi-kristal yapıdaki malzemelerde, yükseltilmiş erime sıcaklığı daha düşük akışkanlığa sebep olmaktadır. Bunun sonucunda da daha yüksek kaçak akım gerçekleşir ve bu da düşük plastikleşme performansına sebep olmaktadır. Bu durum PLA 3251D ve PA Vestamid Terra HS 16'da görülmüştür.

Farklı PLA çeşitleri, PBS ve PA'ya ait plastikleşme performansları

Enjeksiyon Davranışı


Gerçek işleme ortamında malzemelerin akışkanlıkları kalıba özgün enjeksiyon basıncı ile karakterize edilebilir. Bu da enjeksiyon fazı sırasında belirlenen basınç eğrisindeki maksimum değişikliklerdeki sapmalardan tespit edilebilir. 2 Nolu grafikte gösterildiği gibi, Hisun PLLA yüksek akışkanlığa sahip ve bu değer polikarbonat seviyelerinde. PLA Ingeo 6202D'nin ölçülen akışkanlığı göreceli olarak daha düşük fakat halen yüksek seviyede. Bundan dlayı 200C'nin üstündeki sıcaklıklarda bu malzemelerin işlenmesi oldukça kolaydır. Fakat akışkanlıkları çok daha düşük olan PLA 3251D, Bio-PA Vestamid Terra HS16 ve PBS Bionelle 1020MD gibi polimer çeşitlerinde enjeksiyon basıncının da az olması gerekir. Beklenildiği gibi, bütün bu malzemelerin akışkanlığı erime sıcaklığı yükseldikçe azalmıştır. Geniş çevrelerce bazı biyoplastiklerin düşük termo-mekanik kararlılık aralığına sahip olduğu varsayılmıştır. Fakat bütün biyobazlı malzemeler bütün sıcaklık aralıklarında normal bir enjeksiyon davranışı göstermiştir. Bu sebepten hepsinin işleme güvenilirliği açısından petrol bazlı malzemelerle benzer olduğu söylenebilir.

Malzemelere ait erime sıcaklığı ve enjeksiyon basıncı eğrileri

Kalıptan ayrılma ve Çekme Payları


Enjeksiyonla kalıplanan parçalar kalıpta soğuduktan sonra, kaviteden ejektör bir sistem ile ayrılması gerekir. Bu da hesaplanabilir özel bir kuvvet gerektirmektedir. Bunun hesaplanmasında normal kuvvet (malzemenin kalıp yüzeyine, malzemenin soğuması sırasında çekmesinden dolayı tutunması) çarpı statik ve kayma sürtünmesi (malzemenin kalıba yapışmasını engellemek için gereken kuvvet ve kalıp yüzeyinden serbest bir şekilde kaymasını sağlayacak olan kuvvet) şeklinde hesaplanabilir. Sürtünme katsayısı eğer 1'den fazla ise, yüksek bir kuvvet gerekecektir ve bu da işleme sırasında deformasyonlar ve ya kırılmalar gibi bazı hasarlara sebep olacaktır. Figür 3'te gösterildiği gibi, PLA türleri olan Ingeo 3251D ve 6202D ve Hisun PLLA için bu değerler yüksektir fakat kritik seviyede değildir. Fakat diğer polimerler için çok daha yüksek ejeksiyon kuvvetleri gerekmektedir bu da bu işlemi kolaylaştıracak bazı ajanların kullanılmasının  önerilmesine sebep olmaktadır. Aynı zamanda çekme paylarında da oldukça büyük farklar bulunmaktadır. PLA türleri sadece 0.3% çekme payına sahipken, PBS 0.7%, Bio-PA ise 1.6%'lik çekme payına sahiptir. Bu değerlerin doğal olarak değerlendirilmesi gerekir çünkü petrol bazlı plastikler de benzer değerlere sahiptir. Fakat eğer biyobazlı malzeme için petrolbazlı malzemede kullanılan kalıbın tamamen aynısı kullanılıyorsa bir problem teşkil edebilir. Kalıpların malzemelerin çekme paylarına uygun olarak tasarlandığı göz önünde bulundurulursa, çekme payları biyoplastiklerin petrolbazlı malzemenin yerine geçip geçemeyeceğinin belirlenmesi konusunda önceden belirlenmesi gereken bir faktör olduğunu bilmek gerekir.

Malzemelere ait kalıptan ayrılma basınçları ve çekme katsayıları

Sonuçlar


Temel olarak çoğu biyoplastik proses karalılığı göstermektedir. Biyoplastiklerin işlenebilme kabiliyetleri son yıllarda önemli ölçüde artmıştır. Eğer gerekli teknik veriler elde bulunuyorsa, petrol bazlı termoplastiklerin yerine biyoplastiklerin kullanılması için bir engel kalmamaktadir. Hali hazırda, teknik verilerin az olmasından dolayı, eldeki makinelerde biyoplastiklerin işlenmesi zor olmaktadır.

Türkiye'de üreticiler PLA ve PLA bazlı enjeksiyon kalıplamaya uygun hammadde çeşitlerini aşağıdaki adresten tedarik edebilirler.

Polilaktik asit hammaddesi tedariği: http://www.biyoplastik.com.tr/polilaktik-asit-pla.html
PLA bazlı kampaund ürünlerin tedariği: http://www.biyoplastik.com.tr/fkur-bioflex.html

Teşekkür


Yazarlar Federal Beslenme ve Tarım Bakanlığı (BMEL) kurumuna projeyi finansal açıdan desteklediği için teşekkür ederler.

Kaynak: http://ilbb.wp.hs-hannover.de/verarbeitungsprojekt/
Yazarlar:
Marco Neudecker
Hans-Josef Endres
Institute for Bioplastics and Biocomposites (IbFF)

University of Applied Sciences and Arts, Hannover Germany

23 Haziran 2015 Salı

Lovechock- Natureflex ambalajlı sevgi dolu çikolata


Lovechock'ın yaratıcısı Laura de Nooijer
12 Mayıs'ta Amsterdam şehrinde düzenlenen bio!PAC fuarında yapmış olduğu sunumla, Laura de Nooiker birçok katılımcıyı etkiledi. Bu sebeple hikayesini siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Lovechock aşktan doğan bir ürün. Kalpleri açan ve ruhu ortaya çıkaran çikolataya karşı olan mükemmel aşk. Maya uygarlığının da bildiği gibi, çikolata oldukça kutsal bir şeydir ve Lovechock'da insanları bu özüne götürmeye çalışıyor.

Lovechock markası 2008 yılında Hollanda'nın Amsterdam kentinde Laura de Nooijer tarafından başlatıldı. O zamanlarda ilk kutsal tıbbi içeceğini bir ritüelde içmişti ve doğanın bilgeliğinden oldukça etkilenmişti. Daha sonrasında öğrenmekte olduğu Psikoloji dalının doğanın sunduğu bu sihirli bitkilerle karşılaştırıldığında oldukça sıkıcı olduğunu düşündü. Çalışmalarını bırakıp, Brezilya'da kutsal tıp bitkileri üzerine şamanik bir yolda ilerlemeye başladı. Amerikalı çiğ gıda uzmanı olan Daviod Wolfe ile tanıştı ve sağlıklı ve parlak aurasından etkilendi. Kendisinden çiğ kakao çekirdeklerini öğrendi. Aslında insanlar çiğ kakao çekirdeklerini içerdiği antioksidanlar ve sevgi kimyasalları gibi sizi mutlu ve sevgi dolu yapan şeylerden dolayı yiyebilir. Çikolata içinde bulunan antioksidanlar damarları genişletirken, kardiyovasküler fonksiyonu da geliştirmektedir. Bazı arkadaşlar ile birlikte Laura daha sonra Cikolata kulübünü başlattı, bu kulüpte çiğ çikolata içeceklerinin servis edildiği aylık dans partileri organize ediyorlardı. Bunun yanında muz, hindistan cevizi yağı ve diğer süper gıdaları içeren içecekler servis ediliyordu. Bu partiler oldukça heyecanlı, kahkaha dolu ve mutluluk saçıyordu. Yine de Laura gerçek ve çıtır bir çikolatayı ısırma hissini özlemişti ve Amerika'dan çiğ çikolata barları sipariş vermeye başladı. Sipariş ettiği barlar pahalıydı bu sebeple kendisi yapmaya karar verdi. Çikolatasının birçok kişiyi mutlu ettiğini gördü ve bu sayede bir iş planını harekete geçirmeye karar verdi. Eylül 2009'da ilk Lovechock barını üretti. Her gün mutfaktaydı ve üretebildiği maksimum sayı günde 1000 taneydi. 1.5 sene sonra, bu küçük mutfağın kapasitesi kendisine çok dar gelmeye başladı ve girişimini sosyal çalışma ortamına taşıdı, bu andan itibaren çikolataları da burada üretilmeye başlandı.

İş planının büyümesi zorlu bir yoldu çünkü çikolata yapımı gerçek bir sanattı ve kakaoda komodite gıda hammaddeler arasında çalışılması en karmaşık olanlardan biriydi. İş planına giderek daha fazla insan dahil oldu ve satışları yükseldi. Her sene cirosu ikiye katlandı ve Lovechock kısa sürede Almanya, Avusturya ve İsviçre'ye yayıldı.

Çikolata %100 yenilenebilir kaynaklı kompostlanabilir filmde paketleniyor

Lovechock'ın başarısının ardında ne var?


Lovechock'ın başarısının önemli bir kısmı yüksek kalite Arriba Nacional kakaosundan geliyor, aynı zamanda yüksek kalite hindistan cevizi şekeri ve diğer süpergıdalar. Lovechock çikolatalarının içi her zaman tam parça meyve ve yemişlerle dolu ve bu sayede ağızda özel bir hissiyat yaratıyor.

Hollanda'da bulunan ilk çiğ çikolata firması olması sayesinde Lovechock birçok konuda ilk hareket eden avantajını da kullanabildi.

Kaliteli bir çikolata olmasının yanında, ambalajı da ürüne önemli bir değer kattı. Prouddesign firması ile yakın olarak çalışarak, çikolataya bir kimlik ve ambalaj kazandırıldı. Aynı zamanda piyasada bulunan lüks markalardan ayrışması sağlandı. Konsept: ''Dışarıdan çiğ ama içeriden şaşkınlık yaratan'' şeklinde seçildi. Bu da dış kısmında dürüst, ekolojik ve doğal bir görünüm, ve iç kısmında da mutluluk ve sevinç dünyası yaratan bir konsept anlamına gelmekteydi. Bu aynı zamanda çiğ çikolatanın verdiği deneyimi de anlatıyordu. Daha az işlenmiş çikolata ve bu sebeple daha katı, çıtır ve çiğneme gerektiriyor ama yediğin zaman da sahip olduğu zengin tatlar triptofan, dopamin ve PEA gibi sevgi kimyasallarını vücütta ortaya çıkarıyor.

Tasarımın arkasındaki hikaye nedir?


Kağıt ambalajın iç görünümü
Lovechock ilk üretildiğinde aluminyum folyoya sarılı halde ve karton içinde paketlenmişti ve lastik gibi bir bant şeklinde plastikle bir arada tutuluyordu ve elle sarılıyordu. Daha sonra aluminyumun çevreye zararları ve dahası çikolataya migrasyonu daha açık bir şekilde anlaşıldı.

Ek olarak aluminyum biraz lüks ama çirkin bir görüntü veriyordu. Bu sebeple Lovechock biyoplastik seçeneğini inceledi ve Innovia Films firmasını ve evde kompostlanabilen folyo ambalajı olan Natureflex'i buldu. Ürün ökaliptus ağaçlarından sürdürülebilir bir şekilde üretiliyordu. Başta malzemenin geçirgenliği sebebiyle çikolatanın raf ömrünün azalacağından korktular. Fakat hali hazırda aynı malzemeyi başarıyla kullanan başka bir çikolata markası da vardı. Aynı zamanda kullanılan plastik lastik bantlar da açılıp kapanabilir bir mekanizma ile değiştirildi.

Sonuç iyi bir seçim yapıldığını gösterdi. Çikolata transparan ambalajında oldukça lezzetli gözüküyordu ve Lovechock sosyal medyada bu ekolojik makyajını oldukça iyi bir şekilde kullandı. 


Bir başka iyi haber ise Innovia firması üretim verimliliğini optimize ederek halen folyolarının karbon ayakizini düşürmek konusunda çalışmaya devam ediyorlar. Laura ise fosil kaynakları yerine sürdürülebilir ökaliptus ağaçlarını kullandığı için oldukça mutlu.

Folyonun yanı sıra Lovechok ambalajı kullanılan bütün kartonun PEFC sertifikalı olmasını sağlayacak şekilde tasarladı. Üstündeki yazılarda organik mürekkep kullanıldı. Aynı zamanda etiketler de tamamen biyobozunur özellikte ve kullanılan mürekkebin içindeki pigmentler dahi fosil kaynak bazlı değil.


Sürdürülebilirlik yolunda Lovechock halen emin adımlarla gidiyor fakat geliştirilecek şeyler halen mevcut. Toplam bir hesap yapıldığında ürün hala doğada bir karbon ayakizi bırakıyor ve bunu da zamanla ortadan kaldırmak istiyorlar. Laura son olarak ürünlerinde birçok farklı açıdan bakılabilecek yön olduğunu belirtirken, ama kendilerinin üzerinde durduğu en önemli noktanın ''Sevgi'' olduğunu vurguluyor.

18 Haziran 2015 Perşembe

Coca Cola Milan Fuarında %100 Biyobazlı Bitkişişeyi Tanıtacak

Coca-Cola firması birçok markasında ağırlık olarak %30 oranında yenilenebilir kaynak içerek PET malzemesini BitkiŞişe markasında kullanıyor. Bu %30'luk içerik olan mono etilen glikol (MEG) doğal bitki kaynaklarından üretilebilinirken, %70'lik saflaştırılmış tereftalik asit (PTA) ise biyolojik kaynaklı değil. Coca-Cola ürünlerinden Brezilya'nın şeker kamışından elde edilen MEG'i kullanarak BitkiŞişe 1.0 versiyonunu üretiyor. Firma aynı zamanda ikinci nesil besleme kaynaklarını kullanarak bio-MEG üretim fırsatlarını da araştırıyor. Firmanın Avrupa İş Grubu'nda Çevresel Sürdürülebilirlik planından sorumlu olan Klaus Stadler, bu ürünün ise BitkiŞişe 1.1 versiyonu olacağını belirtiyor. Bu versiyon 8.Uluslararası Bio-bazlı malzemeler Konferansında, Nisan ortasında Almanya'nın Köln şehrinde açıklandı.

Biyolojik kaynaklı PTA geliştirmek adına, Coca-Cola firması Gevo ve Virent firmalarıyla endüstriyel olarak uzun süreli bir işbirliğine girdi. Stadler'ın açıklamasına göre ürün ilk gösterim için hazır. Expo Milan 2015 furarında %100 biyolojik kaynaklardan üretilen BitkiŞişe 2.0 versiyonu tanıtılacak. Coca-Cola aynı zamanda fuarın meşrubat sponsoru olacak. Fakat Stadler'a göre bio-PTA'nın ticari miktarlarda üretilebilmesi için beş ila sekiz senelik bir süreç daha gerekiyor.


Kaynak: www.thecoca-colacompany.com

16 Haziran 2015 Salı

Kompostlanabilirlik Sertifikasının 20. Yılı

1990'lı yılların başında ev eşyalarını önemli ölçüde etkileyen bir düzenleme yayınlanmıştı ve bu sayede de vatandaşlar atıklarını ayırmaya başladılar. Atıkların seçici olarak toplanması ve geri dönüştürülmesine ilişkin olan Avrupa Yönetmeliği 94/62/EC, Avrupa'da yayınlanan ve organik geri dönüşümü yani kompostlamayı ele alan ilk yayındı.

O zamanlarda EN13432 standardının sadece anahatları belirlenmişti, ve belediye otoriteleri de yeşil atıkları toplamak için kompostlanabilir poşetlerin kullanımını gözden geçirmeye başlamışlardı.

Bu atmosferde birçok poşet üreticisinin farklı ve çok sayıda iddiaları altında, Vincotte bağımsız kurumu OK compost uyum işaretini geliştirdi. 

İlk iki sertifika 5 Mayıs 1995 yılında yani bundan tam 20 yıl önce imzalandı.

20 yıl sonra, günümüzde ise Vincotte kurumu biyoplastiklerin sertifikalandırmasında dünya liderliğine sahip. Dünya çapında 380 sertifika sahibi ve 1200 adet dolaşımda bulunan sertifika ile her geçen gün sertifika çeşitlerini arttırıyor. 2000 yılından itibaren OK biodegradable SOIL (toprakta biyobozunurluk), 2005'ten itibaren suda biyobozunurluk, 2009'dan itibaren OK biobased (biyoesaslılık sertifikası) ve son olarak da 2015'ten itibaren OK biodegradable MARINE (denizde biyobozunurluk) sertifikaları ile hizmet veriyor.

Ek olarak Vincotte kurumu 2012 yılından itibaren Avrupa Bioplastik (European Bioplastics) kurumunun Seedling işareti için de sertifikalandırma işlemlerini yürütüyor.

Vincotte 20.yılın şerefine, 1990'lı yıllardaki veteranlardan yenilere, bütün sertifika sahiplerine, konularında öncü oldukları için mutlu yıldönümleri diliyor.


Vincotte'den sertifika sahiplerinin ürünlerde kullandığı işaretler