Ana içeriğe atla

Kompostlanabilir Biyoplastik Hammaddelerinin Önemi

Herkesin kafasında son dönemde benzer sorular var. Özellikle de kar marjları bu kadar düşük seviyelerdeyken çok daha ucuz olan ve normal plastiklere biyobozunurluk özelliği kattığı söylenen katkılar yerine neden biyoplastik hammaddelerini tercih etmeliyiz.

Bu konu için tek bir cevap olmasa da en kuvvetli cevapları her zaman olduğu gibi bilimde buluyoruz. Aslında oxo-bozunurluk sağlayan katkıları bir kenara bırakırsak ki bu katkılar çözündükten sonra doğada bıraktıkları ağır metaller sebebiyle doğaya verdikleri zarar biliniyor.

Son zamanlarda ortaya çıkan ve organik olduğunu iddia eden katkılar anaerobik atık ortamlarında biyobozunma sağladıklarını belirtiyorlar. Bu her ne kadar raporlarla desteklenmiş olsa da ve biyobozunurluğun süresi nasılsa atık ortamında olduğu için çok önemli değil dense de biyobozunma sonucu ortaya çıkan ürünlerin verdiği zararlar konusunda neredeyse hiçbir elle tutulur veri ya da çalışma görülmüyor. En basitinden biyobozunma sonucu ortaya çıkan metan gazı bile atık ortamlarında belli seviyenin altında tutulması gereken bir emisyon gazı olarak biliniyor. Yani aslında her ne kadar biyobozunma olsa da bu anaerobik gerçekleştiği için belli dengeler bozunuyor.

Burada devreye kompostlanabilir ve yenilenebilir şeker, nişasta ve çeşitli diğer kaynaklardan elde edilen biyoplastik hammadde çeşitlerinin gireceğini söylemek çok zor değil. Malesef ülkemizde ve dünyamızda henüz global düzeyde bir standardizasyon olmasa da en kabul görülen standartlar ASTM D6400 ve ISO 13432 kompostlanabilirlik standartları olarak göze çarpıyor. Bu standartlar biyobozunma sonucunda elde edilen ürünlerin de ağır metal şartını ve bu ürünün faydalı bir gübre olarak kullanılabilme gibi şartları da sağlamasını gerektiriyor.

Her ne kadar maliyet en önemli unsur gibi gözükse de geleceği görmek ve ona yatırım yapmak her zaman uzun vadede kazandıracaktır. Bu bağlamda gözünüz her zaman gerçek biyoplastik hammaddelerinin üstünde olsun.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Kendi Biyoplastiğinizi Nasıl Üretebilirsiniz

Biyoplastiklerin en güzel tarafı tamamiyle petrolden bağımsız kaynaklardan üretilebilmeleridir. Buna ek olarak elinizde petrol dahi olsa normal plastik hammaddelerini üretebilmeniz için çok yüksek ısılara çıkabilecek teknolojik aletlere ve damıtma aletlerine ihtiyacınız vardır. Fakat biyoplastik tamamiyle evde bulunabilen basit maddeler ile üretilebilmektedir.

Greenplastics.net sitesinin desteğiyle hazırlanan ve 2008 yılında hazırlanmış olan 'Kendi biyoplastiğinizi yapın' adlı youtube videosu zamanında pek rağbet görmemiş olsa da son dönemdeki bazı haberler sonrasında tekrar gündeme getirilmesinde yarar olacağını düşünüyorum. Aşağıda İngilizce olarak seyredebileceğiniz videoyu anlayamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse; öncelikle gerekli malzemeler açıklanıyor, bir ısıtıcı, bir tencere, su, nişasta, gliserin ve sirke. Son olarak da üretilen biyoplastiği yayıp kurutmak için düz bir yüzey ve aluminyum folyo da gerekmekte.

İşin biraz kimyasına inilirse; nişasta amiloz ve ami…

Poliüretan Polimeri Nedir- Kullanım Alanları- Biyobazlı Poliüretanlar

Blogumuzda Poliüretan dosyasını da açıyoruz. İlk defa 75 sene önce Almanya'da bir laboratuvarda sentezlenen bu polimerin geçmişten günümüze olan macerasını size anlatıyoruz.
Bu yazımızda size geçmişten günümüze ve biyopolimerlere ulaşan serüvende poliüretanların tarihi, nasıl üretildiği, yapısı ve kullanım alanlarına dair bilgileri vereceğiz. Son olarak yeni teknoloji ile birlikte son yıllarda poliüretan üretiminde kullanılan petrol bazlı kimyasalların nasıl ve hangi yenilenebilir kaynaklarla üretildikleri yani Biyobazlı Poliüretanlar hakkında bilgiler de vereceğiz.
2012 yılında poliüretan endüstrisi, ilk olarak Leverkusen şehrinde bu çok yönlü malzemenin ilk formunun oluşturulmasının üzerinden 75 yıl geçmesini kutladı. İlk olarak Otto Bayer tarafından 1937 yılında yapılan araştırmalar, elyaf olarak örülmek amaçlı yapışkan bir reçineydi. Amaç Amerika'da üretilen naylon elyaflar ile rekabet edebilmekti. Araştırma 2.Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle dursa da, 1945 yılından …