29 Temmuz 2013 Pazartesi

İçecek Üreticileri Biyoplastiğe Geçiş Yapıyor







Ekonomik ve çevresel sebeplerle, dünyanın her tarafındaki içecek üreticileri biyoplastiğe geçiş yapıyor. Fakat hala bazı zorluklar mevcut.

Bitkisel yağlar, ve mısır nişastası gibi yenilenebilir biyokütle kaynaklarından yapılan biyoplastikler uzun zamandır geleceğin plastiği olarak görülüyor.

Dünyanın en büyük içecek üreticisi Coca Cola da bir gün bütün ürünlerini mısır ve şeker kamışı gibi bitkilerden üretilen şişelerde sunmayı umuyor. İçecek devi hali hazırda kısmı olarak yenilenebilir kaynaklardan üretilen şişeler kullanıyor. Zaten firmanın verilerine göre 2009 yılından beri 15 milyar bu türde şişe küresel üretim tesislerinden çıkış yapmış durumda.

İster Coca Cola olsun ister Pepsi ya da Nestle olsun neredeyse bütün büyük şişe üreticileri biyoplastik konusuna ilgi gösteriyorlar. Ekonomik sebepler muhtemelen firmaların bu rekabetçi ortamdaki en büyük motivasyon sebepleri.

Günümüzde üretilen plastik şişelerin çoğunluğu petrol gibi fosil yakıt kaynaklarından üretiliyor. Fakat uzmanların da anlaştığı bir konu var ki, önümüzdeki yıllarda küresel rezervler de azaldıkça petrol fiyatlarının azalması beklenti dahilinde değil. Bu sebeple birçok içecek firması da yenilenebilir kaynaklardan üretilen biyoplastikleri hem maliyet hem de tedarik yönünden daha sürdürülebilir bir alternatif olduğunu düşünüyorlar.

Yön Değişimi

Bunun tabi bir de çevresel boyutu bulunuyor. Diğer bir yandan üreticiler çevreye duyarlı olan tüketicilerini karbon ayakizini düşürme konusunda ciddi adımlar attıklarını göstermek istiyorlar. Bu hem imajları hem de satışları için önemli bir faktör.

Diğer taraftan, çok da fazla seçenekleri bulunmuyor. Dünyadaki hükümetler, özellikle de endüstriyelleşmiş ülkeler, karbondioksit emisyonların azaltılması yönünde üreticilere bazı kurallar ve düzenlemeler getiriyorlar.

Avrupa Biyoplastik Endüstrisi kurumundan Kristy Barbara Lange de biyoplastik pazarında açık bir şekilde momentum olduğunu belirtiyor. Fakat biyoplastiklerin ne oldukları konusunda da oldukça fazla karmaşa bulunuyor. Standartlar ve işaretleri harmoni içinde uygun hale getirmeli ve tüketicilerin de daha iyi algılara sahip olmasını sağlamalıyız diyor.

Günümüzde şişelemede en yaygın kullanılan malzeme PET olarak bilinen polietilen terefitalat malzemesi. Endüstrü uzmanlarına göre, plastik malzemesi karbonasyon içeren ve sağlamlık gerektiren meşrubatlar için ideal. Bu malzeme aynı zamanda birçok içeceğin satılmasında önemli olan renksiz bir halde. Fakat normal koşullarda yüksek petrol içeriğine sahip.

Yeşil Polietilen

Bu durumu değiştirmeye yönelik çeşitli çabalar bulunuyor. Örneğin Coca Cola firması biyobazlı monoetilen glikol (MEG) içeren PET reçinesi geliştirdi. Günümüz itibariyle, şişe %30 MEG %70 PTA (saf terefitalik asit) içeriğine sahip. Firma bitkiden elde edilecek PTA üzerinde de çalışsa da bunun yıllar sürecek bir bilimsel çalışma gerektireceği düşünülüyor.

Brezilya firması Braskem ise yeşil polietilen adı verilen alternatif bir biyoplastik ürün geliştirdi. Ürün şeker kamışından elde edilen etanolden üretiliyor ve her ne kadar bütün özelliklerine sahip olmasa da petrol bazlı polietilen ile neredeyse aynı performans özelliklerine sahip.

Avrupa ihracat sorumlusu Marco Jansen ürünün hem 10 kereye kadar geri dönüştürülebilir özellikte hem de hafif şişelerin üretiminde de kullanılabileceğini belirtiyor. Fakat PET ile karşılaştırıldığı zaman tamamen transparan bir özellikte değil.

Biyobozunurluk konusu

Biyo bazlı PET ve Yeşil PE ürünleri genel olarak biyobozunur değiller. Bu ürünün destekçileri de bu durumun bir avantaj olduğunu belirtiyorlar.

Biyobozunur olmayan biyoplastiklerin tedarikçileri ve kullanıcıları Jansen'e göre geri dönüştürülebilirlik üzerine odaklanmış durumda. Malzemenin tekrar kullanılmasında çok daha fazla değer var. Karbon ayakizi yönünden daha sürdürülebilir ve daha ekonomik.

Hannover Üniversitesi Uygulamalalı Bilimler Bölümü Biyoplastik ve Biyokompozit Malzemeler Enstitüsü Profesörü Hans Josef Endres de aynı görüşte. İki ayrı biyoplastik grubu bulunuyor. Bir kısmı geri dönüştürülebilirliği tercih ediyor, bir kısmı da biyobozunur malzemeleri tercih ediyor. Bu da biraz ikilem yaratıyor.

Avusturya firması Naku biyobozunur şişeler için de bir pazar öngörüyor. Firma fermente edilmiş mısır ve patates gibi karbonhidrat bakımından zengin olan bitkilerin nişastasından elde edilen polilaktik asit bazlı bir şişe geliştirmiş. Naku'nun su şişelerinin bozunması 35-90 gün kadar sürüyor. Bu süre 350 sene gerektiren geleneksel şişeyle karşılaştırılamaz düzeyde.

Fakat bu tip yeni ürünler için bazı zorluklar bulunuyor. Şişe petrol bazlı plastik şişeye göre yaklaşık 20 sent daha pahalı. Sağlamlık açısından ise 1 seneye karşılık 6-8 aylık bir dezavantaj mevcut.

Sonuç olarak biyobozunur olsa da olmasa da, biyoplastikler çevre için faydalı olarak değerlendiriliyor. Her ne kadar bazı besin stoklarının tüketilmesi konusunda endişeler olsa da bu konuda da bazı veriler sadece çok düşük bir kısmının kullanıldığını gösteriyor.

Gelecekte bu konuda da alternatiflerin çıkarak, besin stokları yerini ikinci nesil yenilenebilir kaynakların kullanılmaya başlaması söz konusu.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder