31 Ekim 2013 Perşembe

Tela (Nonwoven) Endüstrisinde Biyoplastik Fırsatları


Tela endüstrisi petrol bazlı polimerleri artan bir şekilde kullanan büyük bir endüstri. Bu sebeple de biyoplastiklerin bu polimerlerin yerine geçebilme potansiyelini incelemek çok doğal bir durum. Gerçekten bir olasılık mı yoksa hayal mı? Öncelikle bu soruya cevap vermeden tela kumaşların ne olduğunun tam olarak anlaşılması gerekiyor.

Telalar her gun etkileşim halinde olduğumuz çok çeşitli son ürünlerde kullanılan mühendislik kumaşlarıdır. Tela (örgüsüz, dokusuz) kumaş ise kimyasal, mekanik ve ya ısıl olarak birbirine bağlanmış elyaf tabakaları ya da kesintisiz filamanlardır. Tela kağıt olmamakla birlikte, örülmüş ya da dokunmuş kumaş da değillerdir. Genellikle petrol esaslı plastiklerden, polipropilen, polyester (PET) ve en az da polietilenden yapılırlar. Örneğin, bebek bezlerinin neredeyse tüm kısımları tela kumaşlardan yapılmaktadır. Bunun dışında ıslak tuvalet mendilleri, bebek mendilleri ve diğer kişisel bakım mendillerinde de bu tür kumaşlar kullanılmaktadır. Kişisel bakıma ek olarak bu tür mendil türlerine ev temizlik bezleri ve endüstri bezleri de eklenmektedir. Bütün kadın bakım ürünleri ve idrar torbaları gibi ürünler de tela kumaşları içerirler. Hava filtreleri ve çay poşetleri gibi sıvı filtre ürünlerinden endüstriyel toz toplama sistemlerine kadar ürünlerde de telakumaşlar bulunmaktadır. Bunun dışında otomobillerdeki yaklaşık 25 kadar filtre türünde de bu ürünler yer bulmaktadır. Doktor ve ya hastane ziyaretlerinde gördüğümüz, ameliyat önlüğü, ameliyat odası perdeleri, sterilizasyon örtüleri, yara bakım ürünleri gibi birçok eşyada tela kumaşlar bulunmaktadır. Bunların dışında tek kullanımlık acil müdahele ürünleri, kimyasal ve tehlikeli atık koruma ürünleri ve bazı tarım ürünlerinde de tela kumaşlar bulunmaktadır. Her ne kadar bahsi geçen tek kullanımlık ürünlerde yaygın olsalar da, daha uzun ömürlü ürünlerde de kullanılırlar. Bu tür ürünler arasında jeotekstil ürüneri, döşeme ile kaplanmış mobilyalar, çatı destekleri, halı komponentleri, otomobil döşemeleri ve yalıtımı gibi alanlar bulunmaktadır. Kısaca telaların binlerce kullanım alanı bulunmaktadır ve her geçen gün bu alanlara yenileri eklenmektedir.

Tela endüstrisi küresel ve büyümekte olan bir endüstridir. 2012 yılı itibariyle tela kumaş satışları 28.2 milyar dolara ulaştı ve 2007-2012 yılları arasında yıllık %6'lık bir oranda artış gösterdi. 2017 yılı itibariyle küresel satışların 39.2 milyar dolara ulaşması ve yıllık büyüme oranının %6.8 oranında olması bekleniyor.

Bütün bu bilgiler ışığında, biyoplastikler çerçevesinde akla gelen ilk soru ise bu sık kullanılan petrol bazlı polimerlerin bazılarını biyo-esaslı polimerler ile değiştirmek mümkün müdür. Aşağıdaki tabloda farklı alanlar için biyoplastik potansiyelleri gösteriliyor. Her bir alanın potansiyeli 5 yıldız üzerinden değerlendirilmiş ve 5 yıldız en yüksek potansiyel olarak notlandırılmış. Değerlendirilen alanlar arasında, Emici Hijyen Ürün Komponentleri, Tüketim mendilleri, Tıbbi/Cerrahi ürünler, Tekrar kullanılabilen alışveriş torbaları, Otomotiv bileşenleri/Mühendislik yapıları, Tarımsal/Peyzaj Kumaşları.

Emici Hijyen Bileşenleri

Emici hijyen kategorisinde, bebek bezleri, kadın bakım ürünleri ve idrar torbaları ürünleri bulunuyor. Tela kumaş kullanımında yıllık 1milyar dolarlık satış ve 2012 yılında Kuzey Amerika'da 404bin tonluk polimer kullanımıyla birinci sırada bulunuyorlar. Bu segmentteki üreticiler sayı olarak azlar fakat büyüklük olarak devler. Sektördeki etmenler olarak genellikle tüketicilerden ve ya Proctar&Gamble ve Kimberly-Clark gibi çok uluslu şirketler öne çıkıyor. Sürümü yüksek ve karı düşük bir iş kolu olarak, yüksek maliyet ve riskleri çok fazla kaldırmayan bir sektör olarak göze çapıyor. Ürün uygulamalarında biyo-esaslı reçinelerle ilgili bazı teknik endişelerle karşı karşıya gelmeye hazırlıklı olunması gerekiyor. Son olarak hijyen ürünleri söz konusu olduğu için zorlu bir ürün kalite kontrol sürecinin atlatılması gerekiyor. Örneğin bebek bezinde 30 tanesi petrol-bazlı olan 32 bileşen bulunuyor ve her bir bileşenin ayrı kalite kontrolden geçmesi gerekiyor. Sektör çok büyük olduğu için biyo-esaslı polimerler için fırsatlar bulunuyor. Fakat maliyet baskısı, kalifikasyon ve performans gibi etmenler sebebiyle, bu geçiş yavaşlatılacaktır. Özel marka üreticileri biyo-bazlı reçineleri kabul etme konusunda biraz daha cömert olabilir çünkü bu nişte daha yüksek fiyatlar için yer bulunmaktadır. İyi bir örnek olarak iç ve dış katmanlarında PLA bulunan bebek bezlerini verebiliriz. Bütün bu sebeplerden dolayı bu sektör beş üzerinden üç yıldız alıyor.

Tüketim Mendilleri

Kuzey Amerika'da 2012 yılında Tüketim mendilleri sektörüne tela kumaş satışları 846 milyon doları bulurken, polimer tüketimi ise 328bin oldu. 2017 yılına kadar Kuzey Amerika'da bu sektörün ortalama %6'lık büyüme oranıyla büyümesi bekleniyor. Bu ürün grubu içerisinde çok çeşitli ürünler, demografik faktörler ve farklı fiyat hassasiyetleri bulunuyor. Bu sayede ve çevre duyarlılığı yüksek tüketiciler sayesinde tüketici mendilleri biyoplastikler için çekici bir fırsat olarak ortaya çıkıyor. Bebek bezleri ile karşılaştırıldığı zaman, mendiller üretim açısından çok daha basit bir işlemden geçiyorlar. Yine de başarıya ulaşmak amacıyla aşılması gereken bazı zorluklar bulunuyor. Öncelikle biyo-reçinenin filaman olarak çekilmesi ve elyaf olarak kesilmesi gerekiyor. Bundan sonra da ıslak mendillerde bulunan losyon ve diğer katkılar ile etkileşimlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu zorluklara rağmen, tüketici mendilleri ve özellikle kişisel bakım mendilleri tela kumaşlarda biyoplastiklerin potansiyeli açısından en büyük ve en gelecek vaadeden sektör olarak ön plana çıkıyor ve beş üzerinden dört yıldız alıyor.

Tıbbi/Cerrahi

Tıbbi/Cerrahi sektörü telalarda biyo-reçinelere fırsat tanıyan bir başka sektör. 2012 yılında bu sektöre yapılan tela satışları Kuzey Amerika'da 783 milyan dolar seviyesindeydi ve 166bin tonluk polimer tüketimi gerçekleştirildi. Diğer sektörlerden farklı olarak bu sektörde, biyoplastikler için tamemen yeni bir ürün kategorisinde fırsat doğuyor. Biyopolimer esaslı telalar vücut içerisinde bozunabilen doku iskeletlerinin inşaasında kullanılabilir. Bunun dışında vücut içerisinde bozunan bandajlar da ayrı bir seçenek. Bu alanlar çok büyük bir ilgiyi çekiyor çünkü çekici bir katma değer katıyor. Aynı zamanda bu ürünlerin petrol bazlı polimerlerden yapılması mümkün olmadığı için avantajları yüksek. Günümüz itibariyle tıpta tela kumaşlarının en yüksek miktarda kullanımı cerrahi önlüklerde ve ameliyat perdelerinde gerçekleşiyor. Bu ürünlerde ise FDA onayı ve alım yapan grupların yüksek fiyatları kabul etmek istememesi gibi sebeplerden biyo-reçinelerin çok büyük bir şansı bulunmuyor. Fakat bunlara rağmen hastanelerin daha çevre dostu olma yönünde baskı altında olmaları sebebiyle Tıbbi/Cerrahi sektörü beş üzerinden iki yıldız alıyor.

Kumaş Alışveriş Torbaları 

Kumaş alışveriş torbalarının popülerliğindeki artışı görebilmek için yerel mağazalara gidip alışveriş yapmak yeterli olacaktır. Özellikle Kuzey Amerika ülkelerinde son birkaç senedir bu durumu görmek mümkün. Bazı ülkeler, eyaletler ve şehirler ise plastik alışveriş torbalarının yasaklanması ve ya ekstra vergilendirilmesi konusunda çalışmalar yapıyorlar. Hatta Los Angeles de bu kapsamda plastik torbaları yasaklayan en büyük Amerika şehri oldu. Bazı mağazalar ise marka stratejilerinin bir parçası olarak plastik torbaları kullanmayı bıraktılar. Sadece Amerika'da her yıl milyarlarca plastik torba kullanılıyor ve sadece %0.06'sı geri dönüştürülüyor. Kumaş plastik torbalarında biyoplastik reçinelerin kullanılması için tek problem maliyet. Fakat kumaş torbaların daha geniş boyutlarda kullanılması yönünde ekolojik baskılar bukunuyor. Bu ürünlerin tek tipteki tasarımları üretimlerini de kolaylaştırıyor. Aynı zamanda farklı marka amaçları sağlamak ve fiyat çeşitlendirmesi oluşturmak amacıyla çeşitli türdeki torbaların üretilmesi için fırsatlar da mevcut. Bu sebeplerden dolayı bu sektör beş üzerinden iki yıldız alıyor.

Otomotiv

Tela kumaşlar ortalama bir arabanın 40'dan fazla kısmında kullanılıyorlar. Kuzey Amerika otomotiv pazarına 2012 yılında yapılan satışlar 291milyon doları buldu ve 57bin ton polimer tüketildi. Otomotiv endüstrisi sağlıklı bir şekilde büyümeye devam eden küresel bir endüstri. Tela kumaşların arabalardaki özel uygulamalar için mühendislik ile geliştirilebilmeleri sayesinde çok yüksek dayanıklılığa sahip çok hafif kumaşlar üretilebiliyor ve bu durum da tasarımcı ve planlayıcıların dikkatini çekiyor. Özellikle bu sektörde otomobil alıcılarının ''daha yeşil arabalar'' için daha fazla ödemek isteyeceğine dair kanıtlar buluuyor. Bu sektördeki en büyük zorluk maliyetler ile birlikte biyoplastik üretim kapasiteleri. Eğer biyo-reçineler bu sektörde pay almaya başlarlarsa ve daha fazla araba firması bu ürünleri kendi arabalarına uygulamaya başlarlarsa acaba tedarik zinciri talebi karşılayabilecek mi? Otomobil sektöründe biyo-reçineler için akustik yalıtım, halı ve tavan döşemelerinde potansiyel bulunuyor ve bu sektör de beş üzerinden 2 yıldız alıyor.

Tarım/Peyzaj

İncelenecek olan son potansiyel alan ise Tarım/Peyzaj sektörü. Bu sektöre 2012 yılında Kuzey Amerika'da yapılan satışlar 90 milyon doları buldu ve yaklaşık 31bin ton polimer tüketildi. Peyzaj/Tarım kumaşları fideleri gölgede tutmak için, erozyonu engellemek için ve yabani ot büyümesini engellemek amacıyla kullanılıyor. İdeal olarak çiftçiler ekin sezonu bittiğinde bu kumaşları genellikle toprağın içine sürmek istiyorlar. Bu sebeple malzemenin biyo-esaslı kaynaklardan üretilmesinden çok biyobozunurluk ve yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi daha fazla önem taşıyor. Organik ve sürdürülebilir tarıma karşı olan ilginin büyümesi ile birlikte bu trend de artıyor. Fakat maliyetler bu sektör için çok önemli vir etken ve bu sebeple hem biyo-esaslı hem de biyobozunur tela ürünler için fırsat çok sınırlı gözüküyor. Bu sebeple de bu sektör beş üzerinden sadece bir yıldız alabiliyor.

Bütün bu bilgiler ışığında, acaba tela kumaşların üretiminde biyo-reçine kullanımı artacak mı? Kesinlikle artacak. Bir hayal olmaktan öte, bir pazar fırsatı olarak öne çıkıyorlar. Olanaklar olumlu ve şu anda dahi biyopolimerlerin uygulamaları gerçekleşiyor. Fakat birçok sektörde maliyetler çok hassas olduğu için, biyo-reçine fiyatları her zaman problem olacak, özellikle de fiyat açısından petrol-esaslı malzemeler ile rekabet söz konusu ise. Bu sebeple biyopolimerlerin tamamen yeni ürün alanlarında (doku iskeleti gibi) kullanılması fikrinin akıllarda tutulması önemli. Son olarak da beklentiler konusunda dikkatlı olunması gerekiyor. Günümüzde sadece 2.5milyon tonluk biyopolimer kapasitesi varken, 230 milyon tonluk petrol bazlı polimer kapasitesinin yaklaşık 10milyon tonu tela için kullanılıyor. Bu sebeple petrol bazlı polimerlerin önemli bir kısmının biyo alternatifleri ile değiştirilmesi için teknoloji mevcut olsa da bu kapasite (henüz) bulunmuyor.


Kaynak:
Bioplastics MAGAZINE (05/13) Vol.8 page 20-23

28 Ekim 2013 Pazartesi

Elyaf Pazarı için PLA Potansiyeli

Enjeksiyon kalıplama işinde olan polilaktik asit (PLA) polimerini sert,kırılgan ve kolayca parçalara ayrılan ve kopma esnemesi %3-4 civarında olan bir malzeme olarak biliyorlar. Fakat malzeme elyaf haline getirildiği zaman tamamen farklı bir resim ortaya çıkıyor: elde edilen elyaflar, ipeksi ve üretilen kumaşlar da yumuşak, cildi okşayan ve hoş bir yapıda oluyorlar. Esnetmeye göre kopma esnemesi %20'den %200'e kadar ayarlanabiliyor.

PLA polimeri birçok özellik açısından PET (polietilen terefitalat) polimerine benzemektedir. PET ile benzer olarak PLA da eriyikten elyaf olarak çekilebilirler, polyester elyaf haline getirilebilir ve ya tela haline getirilebilirler. Tekstil açısından PLA'nın birçok çekici özelliği bulunmaktadir ve bu özelliklerden bazıları PET'ten bile daha üstündür. Bu özellikler arasında doğal elyaflara göre daha yüksek sağlamlık, ciltten nemi mükemmel bir şekilde uzaklaştırabilme, doğal UV direnci, yanmazlık ve az duman oluşturma bulunmaktadır. (1)

Tekstil uygulamalarında yıllık PET tüketimi 41 milyon tonu (Mt) (2012) bulmaktadır ve bu miktar ambalaj uygulamalarının gereksiniminin iki katından fazladır. 2011 yılında küresel pamuk tüketimi 24Mt idi ve PET ile güçlü bir rekabet halindeydi. Durum böyleyken, PET ve pamuk küresel tüketiminin sadece %1'lik bir kısmının dahi PLA'ya çevrilmesi PLA için tekstilde çok büyük bir büyüme potansiyeli yaratacaktır. Bu gerçekler ışığında PLA'nın neden sadece sınırlı bir payı olduğuyla ilgili aslında çok da belli sebepler mevcut değil.

PLA lehine ikna edici çevresel argümanlar da sunuluyor.

Aşağıdaki grafikte gösterildiği gibi PLA'nın sera gazlarını azaltma konusundaki etkisi biliniyor. Petrokimya polimerlerine üstün olduğu gibi pamuk gibi doğal elyaflara karşı da üstünlüğü görülebiliyor. Sadece selüloz esaslı elyaflar daha düşük sera gazı emisyonu değerlerine sahipler.
nova-Institute yaptığı araştırmaya göre çeşitli elyafların küresel ısınma potansiyelleri
Alan kullanımı ile ilgili avantajlar genelde PLA için söz konusu olmuyor. Bilindiği gibi PLA polimeri nişasta ve ya şeker içerek ekinlerden yapılıyor ve bu ekinlerinde yetiştirilmesi için alana ihtiyaçları bulunuyor. Tarımsal alanlar sınırlı kaynaklar olduğu için, PLA'nın gıda amaçlı ekilen ekinlerle rekabet etmesi gerekiyor. Tabi bu durum da gıdadan bağımsız hammalzemelerin üretim için kullanılmasına kadar geçerli. Aşağıda gösterilen Grafik 2'de bir bilimsel derleme makalesinde yayınlanmış, her ton elyaf başına gereken alan gereksinimlerinin karşılaştırılması bulunuyor. Makalede doğal elyaflardan, selüloz bazlı elyaflar, çelitli doğal elyaflar ve PLA elyafları karşılaştırılmış. Bu durumda tabi ki petrokimya endüstrisi polimerlerinden elde edilmiş elyafların endüstriyel üretim alanları dışında başka bir alana gereksinim olmadıkları gerçeğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu istatistiklerde PLA ve Lyocell (selüloz bazlı) elyafların en az alan gereksinimine ihtiyacı olduğunu ve rakamın da bütün doğal elyaf ve viskosa göre yarısından az seviyede olduğunu gösteriiliyor. Yün ise özel üretim koşulları gerektirdiği için en fazla alan gereksinimine sahip.
Çeşitli elyaflar için alan kullanım değerleri

Bazı bilimadamlarına göre, tatlı su yakın gelecekte insanlığın en sınırlı kaynaklarından biri olacak. Bu amaçlı Grafik 3'te ise çeşitli elyaf malzemelerinin kilogram başına su tüketim gereksinimleri karşılaştırılmış. Bu karşılaştırmada, neredeyse hiç su gerektirmeyen yün dışında PLA elyaflarının özellikle PET gibi petrokimyasal ürünlere ve selüloz bazlı elyaflara göre avantajlı olduğu göze çarpıyor. Pamuk en yüksek miktarda suya gereksinim duyuyor. Bu durum ekinin yüsek miktarda sulama gerektirmesinden de kaynaklanıyor. PLA üretiminde kullanılan ekinler genelde neredeyse hiç sulama gerektirmiyor. 
Elyaf üretimlerinde kullanılan su miktarları

Bütün bu sayılan çevresel faktörlerin en azından bir kısmı PLA'nın PET ve pamuğun yerini alması konusunda etkili olması gerektiği düşünülüyor. Çevresel olmayan diğer faktörler ise aşağıda yazının geri kalanında tartışılacaktır.

Uhde-Inventa-Fischer gibi uluslararası mühendislik firmaları laktik asit ve PLA üreticilerinden bağımsız olarak PLA polimerizasyon teknolojiler sunuyorlar. Entegre edilmiş yıllık kapasiteleri 100bin tona ulaşabilen LA-PLA üretim tesisleri gerekli anlaşmalar sağlandıktan birkaç sene içerisinde kurulabiliyor.  Bu durum büyümeyi sınırlayan bir faktör kesinlikle olmayacaktır.
PLA üretim prosesine ait adımlar

Fakat buna rağmen, tekstil tipi PLA'nın fiyatı PET ve pamuk ile karşılaştırılınca halen yüksek kalıyor. Yine de fiyatın dünya çapında üretim kapasitelerinin artması ve rekabetin de artması ile benzer seviyeleri geleceği tahmin ediliyor.

PLA hali hazırda kullanılan polyester elyaf, filaman, tela işleme makinalarında işlenebiliyor ve bu sayede herhangi bir geliştirme ya da teknolojiye gereksinim bulunmuyor. PET için kullanılan eriyikten çekim teknolojisi özellikle de işleme verimi, ürün kalitesi ve otomasyon açısından yüksek standartlar yakaladı. PLA'nın daha düşük işleme sıcaklığı için gereken değişiklikler neredeyse göz ardı edilebilir boyutta. 

PLA'dan yapılan elyaf ve tekstillerin boyanması ise en büyük zorluklardan biri olarak gözüküyor. PET'in dispers boya yöntemi ile boyanması PLA için de kullanılabilir. Fakat sıvı içerisindeki dispers boyalarda sınırlı hidroliz direnci sebebiyle boyama derecelerinin 100C'yi geçmemesi gerekiyor. Buna rağmen belli bir miktarda çekmenin ve moleküler ağırlık kaybının hesaba katılması gerekiyor ve bu durum da sağlamlık ve esneklikten kayıp anlamına geliyor. Bunun dışında rengin kumaşa geçmesi ve renk yoğunluğu ile problemlerin de çözülmesi gerekiyor.

Eğer PLA elyaf pazarı büyüme imkanı bulursa, başka boyama yöntemlerini de gözden geçirmek gerekebilir. Özellikle PLA elyaflarının daha yumuşak muamele edilmesini sağlayacak yöntemler öne çıkabilir. Çekerken boyama (elyafın eriyikten çekilmesi sırasında boya pigmentlerinin eklenmesi) özellikle yüksek hacimli, halı ipliği gibi, uygulamalarda kullanılabilir. Fakat düşük hacimlerde bu metod gereken esnekliği sağlayamamakta.

Süperkritik Karbon dioksit ile boyama yöntemi en yeni yöntemlerden biri olarak ortaya çıkıyor. Bu işlem çok orta sıcaklıklarda gerçekleşmesinin yanında hem su harcamıyor hem de atıksu oluşumunu engelliyor. Basınçlı karbondioksit boya malzemesinin elyafa migrasyonunu teşvik ediyor. Bu yöntem kullanılarak piyasada bulunan birçok farklı boya PET üzerinde başarıyla uygulanabilmiş.(2) Bu uygulamalar Grafik 5'te görülebiliyor. PLA ile yapılan testler ise henüz sadece birkaç boya (3) ile yapılmasına rağmen yöntemin potansiyelini ve optimizasyon ihtiyacını gösteriyor.

Polimer üretimi, elyaf çekimi ve boyama PLA tekstilleri yönündeki uzun yolda sadece birkaç işlem. Bitmiş bir tekstil ürünü elde etmek için daha birçok adım gerekiyor. Bu adımlar arasında diğer elyaflar ile karıştırma, makaslama, dokuma, dikme ve örme gibi birçok adım bulunuyor.

Tekstil endüstrisi aşırı fazla segmentlerden oluşuyor. Neredeyse her işleme adımı farklı firmalar tarafından gerçekleştiriliyor. Bu sebeple çok az tekstil üreticisi PLA'dan üretilmiş bitmiş tekstil ürünü ile testle yapmış durumda. Eğer PLA tekstillerinin herhangi bir zayıflığı tespit edilirse, bütün üretim zincirinin düzeltilmesi yönünde optimizasyonu gerekiyor. Polimer üreticisine kadar üretim zincirinin bütün halkalarının kendilerini geliştirmesi gerekiyor.

Örneğin; eğer boyama işlemi sırasında tekstil ürününün dayanımı polimerin kısmı bozunması sonucunda yetersiz kalabiliyor olabilir. Bu durumda ya boyama işleminin bu yönde optimizasyonu ya da polimer reçetesinin değiştirilmesi gerekecektir.

Şimdiye kadar tekstil pazarında PLA çok sınırlı bir role sahip oldu. Bunun sebepleri arasında göreceli olarak yüksek fiyat faktörü dışında tekstil üretim zincirinde PLA'nın işlenme hassaslığı gibi sebepler de bulunuyor. Yine de bu tür hassasiyetleri aşmak için çözümler hali hazırda dahi mevcut. Aynı zamanda bu konudaki çabalar da devam ediyor.  PLA'nın çekici özellikleri ve devasa büyüme potansiyeli göz önünde bulundurulduğunda, işleme makinesi üreticileri ve dönüştürücüler ortaklığında PLA'nın tekstil pazarı için çekici bir polimer olması kaçınılmaz olarak gözüküyor.

Kaynaklar:
1- Viju, S; Thilagavathi, G; Chem. Fibers. Int. 2/2009
2- Courtesy of Uhde High Pressure Technolgy 2013
3- Bach, E; Knittel, D; Schollmeyer, E; Color. Technol. I22, 252-258 2006

Bioplastics MAGAZINE (05/13) Vol.8 page 12-15

Author: Rainer Hagen Uhde Inventa-Fischer Berlin, Almanya

21 Ekim 2013 Pazartesi

FKuR yenilikler: Evlerde kullanılan filmler için kompostlanabilir malzemeler

Bio-Flex® F 1137 ve Bio-Flex® F 1138 film üretiminde kullanılmak üzere Bio-Flex reçine portföyüne eklenen yeni ürünler olarak göze çarpıyor.

İki ürün de EN13432 kompostlanabilirlik standardına göre kompostlanabilir olarak sertifikalandırılmış ve evde kullanılmak üzere üretilen filmlerin yüksek taleplerini karşılamakta. Çöp torbası ve ya alışveriş poşeti olarak işlendiği takdirde, aşağıda bahsi geçen birçok ürün avantajını sağlarlar:

Öncelikle, Bio-Flex® F 1137'den üretilen biyo-atık torbaları ile evde organik atıkları hijyenik bir yolla toplamak mümkün hale geliyor. Mükemmel nem direnci sayesinde mutfak atığından toplanan suyun torba içerisinde tutulması sağlanıyor. Bu sayede çöp kovaları da temiz ve kuru kalmış oluyor ve kağıt torbalarda yaşanan bu tipik problem engelleniyor. İkinci olarak kompostlanabilir çöp torbaları kaynak korunumuna değerli katkıda bulunuyor. Evlerde ortaya çıkan organik atıkların kolay bir şekilde toplanması ve elimine edilmesi atık miktarlarının azalmasını da sağlıyor. Bu sayede, değerli kaynaklar tekrar kullanılabiliyor ve doğal kompostlama döngüsü de tamamlanmış oluyor. Oluşan kompost ise tarım alanında diğer uygulamalarda değerli bir gübre olarak kullanılabiliyor.

Şaşırtıcı malzeme kalitesi ve özellikle de yırtılma direncinin yüksekliği sayesinde, torbaların kalınlığını 10mikrona kadar düşürmek de mümkün oluyor.


Bio-Flex® F 1138'den yapılan alışveriş torbaları da İtalya'da başarıyla kullanılıyor. Birçok kez alışveriş torbası olarak tekrar kullanılabilecek olan bu torbalar daha sonra organik atıkların toplanması amacıyla çöp torbası olarak kullanılabiliyorlar.

18 Ekim 2013 Cuma

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 9

K2013'teki firmalar arasından Plastika Kritis adlı Yunan firması PLA için renk masterbatch ürünleri ile ön plana çıkıyor.

PLA için KRITILEN masterbatch ürünleri PLA taşıyıcısı içerisinde dikkatlice seçilen hammaddelerin konsantrelerinden oluşan ve çeşitli son ürün uygulamalarında kullanılmak üzere hazırlanan ürünlerdir. Ürün çeşitleri arasında aşağıda belirtilen gruplar bulunmaktadır.

Siyah-Beyaz: P tipi karbon siyah ve titanyum dioksit kaplamalı esaslı tiplerdir. Mükemmel dağılım özelliğine sahip olmakla birlikte, film, enjeksiyon ve üfürmeli kalıplama uygulamaları için idealdir.

Renkler: PLA esaslı ürün grubu ana renk tonlarını içermektedir. Bunlar arasında sarı, turuncu, kırmızı, mavi, yeşil ve kahverengi vardır ve kompostlanabilir filmlerin renklendirilmesi amacıyla kullanılırlar. Aynı zamanda gıda temas uygulamalarında da BIR IX Tavsiyelerine uyar ve Resolution AP 89'un gerektirdiği saflık kritelerine uyar.

Dolgular: Kalsiyum karbonat, baryum sülfat ve ya mineral dolgu kombinasyonu bazlıdırlar.


Katkılar: Bu ürünler arasında optik parlatıcı, antiblok, antistatik, erime gücü arttırıcı, darbe arttırıcı ve nükleasyon masterbatchleri bulunmaktadır.

17 Ekim 2013 Perşembe

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 8


İsveç merkezli Perstorp firması, özel kimyasalların üretiminde başı çeken firmalardan biri olarak K'2013'te Capa Termoplastik adlı teknoloji ürünlerini sunacak.  Capa biyoplastik karışımları için mükemmel bir polyester olarak öne çıkıyor ve mekanik özellikleri geliştirip biyobozunurluğu hızlandırırken polimerlerin işlenmesini kolaylaştırıyor. Capa'nın aynı zamanda esnekliği arttırmasıyla ve düşük sıcaklık performansıyla biyoplastiklerin soğuk ortamlarda da kullanılmasına olanak sağlıyor. Capa'nın kullanılmasıyla birlikte daha uzun ömürlü ürünler elde edilirken kullanım ömrü sonunda da kompostlanabilirlik özellikleri daha üstün oluyor. Düşük erime sıcaklığı işlenme sırasında enerji tüketimini de minimuma indiriyor. Capa özellikle yenilenebilir polyester uygulamalarında tavsiye ediliyor. Bu tip ürünler arasında tek kullanımlık servisler, tepsiler ve bir iki yıl ömürlü eşyalar dışında, plastik torbalar, komposta uygun torbalar, kaplanmış kağıtlar ve tek kullanımlık plastik eşyalar bulunuyor.

16 Ekim 2013 Çarşamba

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 7

K2013'te Estane Mühendislik Polimerlerine ek olarak Lubrizol firması yüksek performans özel TPU (termoplastik poliüretan) reçinelerini ön plana çıkarak. Bu ürünler küresel pazarda Pearlthane, Pearlthane ECO, Pearlbond, Pearlbond ECO, Pearlstick ve Pearlcoat isimleri ile pazarlanıyor. Bu geniş ürün portföyü, ki içinde alifatik, aromatik, biyo-esaslı, polikaprolakton (PCL) kopolyester elastomeri, polieter ve kopolimer bazlı ürünler bulunyor, günümüzün en zorlu uygulamaları için bile çözümler sunabilecek ürünlerden oluşuyor.


Fuardaki uygulamalar arasında yeni geliştirilen TPU'dan yapımış BRECO firmasının triger kayışı da sunumda olacak. Bu ürün Merquinsa ürün grubundaki Biyo TPU'dan üretilmiş. Bu ürün grubu polyester TPU ürünleriyle aynı ısıl, kimyasal ve hidroliz direncine de sahip. Yeni BRECOgreen ve BRECOFLEXgreen triger kayışları Pearlthane ECO D12T90 adlı malzemeden üretiliyor. Malzeme ASTM-D6866 standardına göre %38 biyo-esaslı içeriğe sahip. Malzeme mükemmel işlenebilirlik, hidroliz ve aşınma direnci sağlarken düşük yoğunluğa ve diğer aynı son ürün uygulamalarında kullanılan polimer seçeneklerine göre düşük sıcaklıkta daha esnekliğe sahip bir ürün olarak göze çarpıyor.

15 Ekim 2013 Salı

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 6


Kaneka'nın PHB biyopolimeri AONILEX, biyobozunurluğunun yanında ısıya ve hidrolize güçlü direnci ve su buharına karşı bariyer özelliğiyle öne çıkıyor. Dünyanın ilk %100 bitki bazlı biyopolimeri hem esneklik hem de ısı direnci sağlıyor.  Polietilen ve polipropilen gibi malzemelerin anahtar özellikleri dahil olmak üzere sertten yumuşağa değişen bir aralıkta çeşitleri bulunuyor. Bitkisel yağlar ve diğer biyokütlelere birincil hammadde olarak sahip, biyobozunur polimer zamanla karbondioksit ve suya bozunuyor. Mükemmel biyobozunurluk ve ısı direnci özellikleri ile birçok uygulama için uygun bulunuyor. Bu alanlar arasında tarımda kullanılan malzemeler, inşaat, ambalaj, otomobil iç aksamları bulunuyor. Bunun dışında petrol bazlı polimerlerle karşılandığı zaman daha düşük karbon ayakizi ile çevrenin korunmasına da katkıda bulunuyor.

14 Ekim 2013 Pazartesi

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 5


Grafe grubu yeni ürün serisi olan Biocolen adlı masterbatch ürününü sunacak. Bu ürün PLA gibi biyoplastiklerin boyanmasının yanında ambalaj üreticileri için performansı da arttıran bir özellik sunuyor. Kullanılan bu katkı maddesi aynı zamanda sağlamlığı geliştiriyor, daha yüksek esneklik sağlıyor ve kırılganlığı azaltıyor. Bunları yaparken de transparanlıktan ödün verilmiyor. Malzemenin içeriği sayesinde de paketleme ürünü çok kolay bir şekilde işlenip kesilebiliyor. Firma aynı zamanda yenilikçi Bio-Compalen-Paperlike adlı ürününü de sunacak. Bu sayede her yönde yırtılabilen folyolar ilk defa piyasaya çıkacak. Bu özellikle güvenlik işaretleri alanında çok önemli bir avantaj sağlayacak. Şimdiye dek bu ürünler sadece ekztrüzyon yönünde yırtılabiliyordu. Yeni bileşik ürünüyle, Grafe grubu hem yatay hem de dikey yönde aynı yırtılma özelliklerine sahip folyı üretmiş oldu. Ek olarak, folyo kağıta benzer bir yüzeye sahip ve yazım için oldukça uygun. Kağıt gibi beyaz renkte olduğu gibi diğer renklerde de piyasaya sunulacak. 

11 Ekim 2013 Cuma

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 4

K2013 kapsamında mercek aldığımız bir diğer firma ise DSM.

2009 yılında EcoPaXX adlı kastor yağından türetilen PA410 ürün gamının başlatılmasıyla, DSM sürdürülebilirlik amacına bağlılığını göstermiş oldu. %70'lik biyo-esaslı içeriğiyle EcoPaXX %100 seviyesinde karbok nötr olarak sertifikalandırıldı. Ürün aynı zamanda mükemmel özelliklere sahip ve birçok uygulamada kullanılmaya başlandı.

Daimler şirketi EcoPaXX ürününü turbo motorların motor koruma kapaklarında kullanmak için seçti. Bu durum ürünün diğer ürünlerden farklı olarak kendine has yüksek sıcaklık direnci, boyutsal kararlılığı ve yüksek kalitedeki yüzeyinin birleşiminden kaynaklanıyordu. Bir diğer otomotiv uygulaması da Vokswagen grubunun yeni nesil dizel motorlarında, boyutsal kararlılık, ısı ve kimyasal direncin anahtar gereksinimler olduğu durumdaydı.


İnşaat sektöründe de alüminyum pencere profillerinde EcoPaxx yalıtım profillerinde kullanılmakta. Son olarak MF Folien GmbH firması da polyamid 410 bazlı filmi gıda esnek ambalajında kullanan ilk firma oldu.

10 Ekim 2013 Perşembe

Rennovia yüzde yüz biyobazlı naylon üretti

Rennovia'nın yaptığı duyuru ile ve %100 biyobazlı RENNLON naylon 6,6 numunelerinin gönderilmesi ile birlikte birlikte %100 biyo-esaslı naylon 6,6 üretme yönündeki macera meyvelerini vermiş oldu. Böylelikle dünya çapında ilk olarak tamamen biyo-esaslı naylon 6,6 üretilmiş oldu. Biyo-esaslı naylon Rennovia'nın biyobazlı adipik asit ve heksametilenediamin (HMD ya da HMDA) ürünlerinden oluşuyor. Rennovia'nın ürettiği bu ürünün ilk numunelerini test edecek olan firmanın ismi ise henüz açıklanmıyor.

Geçen Nisan ayında Rennovia'nın biyobazlı adipik asit ve HMDA ürettiğine dair haberler gelmişti. Rennovia, HMD'yi kendi özel kimyasal katalitik proses teknolojisi ile glikozdan üretirken, adipik asidi ise glikozun aerobik oksidasyonu ile glukarik aside dönüştürülmesinden ve daha sonra hidrodeoksijenasyon yolu ile adipik asite dönüştürülmesinden elde ediyor.

Rennovia'nın biyo-HMDA'sı için glikoz hidrodeoksijenasyon ile anahtar ara ürüne çevriliyor ve daha sonra aminasyon reaksiyonu ile biyo-HMDA üretimi sonlanıyor. Hem biyo-adipik asit hem de biyo-HMDA için üretim maliyetleri de konvansiyonel petrol bazlı türevlerine %20-25 daha düşük olması tahmin ediliyor.

Firma küresel naylon 6,6 pazarının 6 milyar dolar değerinde yıllık 3milyar ton olduğunu belirtiyor. Naylon 6,6 polimeri yüksek performansa sahip bir mühendislik reçinesi olmakla beraber, özellikle gücü, hafifliği ve yüksek sıcaklıktaki performansı ile otomotiv pazarında sıkça tercih ediliyor. Bunlara ek olarak tekstil, halı ve teknik elyaflar gibi çeşitli elyaf uygulamalarında da kullanılıyor.

Rennovia biyo-adipik asit için ticari ünitesini 2014 yılı itibariyle pilot tesisi ile başlatmayı planlıyor ve kısa sürede yıllık 135bin tonluk üretime çıkmayı planlıyor. 2018 yılı itibariyle de ticari olarak üretime geçmeyi planlıyor. Her iki üretim de dışarıdan ortaklarla gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Biyo-HDMA için ise hali hazırda başlatılmış bir pilot tesis bulunuyor. 2014 sonu itibariyle küçük ölçekte üretime başlanması hedefleniyor. Pilot tesislerde üretilecek olan ürünün ticari ürünü tamamen temsil etmesi bekleniyor. Rennovia'ya göre naylon 6,6 uygulamalarında kullanılabilmesi için hem biyo-bazlı adipik asit hem de HDMA'nın çok sıkı saflık özelliklerini sağlaması gerekiyor.

Hali hazırda biyo-adipik asit üretimi üzerinde çalışan diğer firmalar arasında Verdezyne, DSM, Amyris, Genomatica, BioAmber ve Aemetis firmaları bulunuyor. Bu firmaların kullandığı çeşitli yol izlerini aşağıda özetlenmiş olarak bulabilirsiniz.

-Adipik asite direk olarak fermentasyon
- Biyo-esaslı benzenden, kastor yağından, adipik aside
-Mukonik asitten adipik aside
-Biyobazlı butadienden adipik aside

-Glukarik asitten adipik aside

9 Ekim 2013 Çarşamba

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 3

Nişasta üretim endüstrisinin 5 küresel liderinden biri olan Roquette firması da, plastik endüstrisi için yenilikçi ve sürdürülebilir bitki esaslı çözümler sunan firmalar arasında.

Firmanın Gaialene, Polysorb ve Polysorb ID adlı üç ayrı ürün grubu K fuarında sunumda olacak.

Gailene ürünü ekotasarım bir bitki esaslı plastik olarak göze çarpıyor. Film, enjeksiyon ve köpük gibi çeşitlere uygun türlerden oluşan ve geleneksel plastik işleme makinelerinden oluşan çeşitli malzemeleri içeriyor. Sıcak, ipeksi, doğal ve antistatik özellikleri yanında, düşük yoğunluğa sahip, tamamen geri dönüştürülebilir olan bu malzemeler geniş bir uygulama alanına sahipler.

Polysorb ise fosil bazlı diyollerin yerine geçmek üzere tasarlanmış polimer sentezinde kullanılan yüksek oranda saflıkta izosobid çeşitlerini içeriyor. Güvenli ve %100 biyobazlı olan ürünün kendine has kimyasal yapısı sayesinde polikarbonatta gelişmiş optik ve ısıl özellikler sağlanabiliyor. Ek olarak PET ve PEIT (izosorbid içeren PET)'ten farklı olarak bu polimerler sıcak doluma da uygunlar.


Polysorb ID ürünü ise tamamen bitki bazlı ve fitalat içermeyen PVC plastikleştiricisi olarak göze çarpıyor. Polysorb ID ürünleri herhangi bir formül değişikliği olmaksızın DINP ve DINCH gibi ürünlerin yerine direk olarak kullanılabiliyor.

8 Ekim 2013 Salı

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 2

K2013 kapsamında hazırladığımız yazı dizisinde bahsedeceğimiz ikinci firma INVISTA.

Invista polyamid polimerleri değer halkasında yenilikler peşinde koşmaya devam ediyor. Firmanın Mühendislik polimer ürünlerinin yaında, şirket kendi biyoteknoloji kapasitesini yaratarak ürünlerinin ve ara ürünlerinin üretimi için biyolojik yollar bulmak için fırsatlar arıyor.

2012 Ağustos ayından itibaren, INVISTA üç adet biyoteknoloji alakalı iş birliğini duyurmuştu. Bu işbirliklerinin öncelikle odak noktalarından biri de biyolojik esaslı bütadien üretmek.


LanzaTech, Arzeda ve SilicoLife firmaları ile yapılan bu işbirlikleri sayesinde INVISTA'nın biyo-esaslı bütadien üretimi ve diğer yenilikler konusundaki gelişmeleri hızlandırması bekleniyor. Biyoteknoloji inovasyonları ve mühendislik polimer ürünleri kapasitesiyle, INVISTA'nın biyoplastik alanına önemli bir katkıda bulunması bekleniyor.

7 Ekim 2013 Pazartesi

K-Fair 2013'te Biyoplastik Firmaları Serisi- 1

16-23 Ekim tarihleri arasında Almanya'nın Düsseldorf kentindeki Messe fuar alanında, her 3 senede bir düzenlenen ve dünyanın en büyük plastik fuarı hatta şovu olarak kabul edilen K fuarı düzenlenecek.

Kumru Kimya firması olarak bu 22-23 Ekim tarihleri arasında fuarda bulunarak sizlere elimizden geldiğince biyoplastikler üzerinde firmalardan son gelişmeleri, yeni polimer alternatiflerini sunmaya çalışacağız. Bu bağlamda fuar başlayana kadar sizlere fuardan seçtiğimiz biyopolimerler alanında faaliyet gösteren ve çeşitli yeni ürünlerini bu seneki fuarda görücüye çıkaracak olan firma ve enstitülerle ilgili olarak bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdik.

Yazı serimizin ilk konusu BASF şirketi olacak.

K'2013'te BASF şirketi birçok farklı ürün de dahil olmak üzere, firmanın Ecoflex ve Ecovio adlı biyoesaslı malzemelerini tanıtacak. Firmanın öne çıkaracağı ürünler arasında yeni enjeksiyon kalıplamaya uygun Ecovio IS1335 adlı ürün olacak: İsviçre Kahve firması Widnau'nun kahve kapsüllerini yaptığı tamamen kompostlanabilir bir malzeme. Malzeme Ecovio bazlı çok katmanlı sistemle kombinasyon halinde kullanılıyor ve özel bariyer özelliklerine de sahip olmasıyla öne çıkıyor. Vitrinde bunun dışında Ecovio biyobozunur ve kompostlanabilir biyo-atık torbaları da bulunuyor. Bu torbalar organik atık çöplerinde kullanılmak amaçla birçok belediye tarafından da onaylanıyor.

BASF aynı zamanda kısmi olarak biyoesaslı olan polyamidden üretilmiş tasarım lambayı da sunacak. Ultramid Balance serisi ürünler arasında iki yeni ekztrüzyon ürünü Ultramid S4Z5 Balance ve Ultramid S4Z4 Balance adlı türler bulunuyor. Bu iki uzun zincirli polyamid bileşikleri özellikle düşük nem tutma ve kimyasallara karşı iyi direnç ve düşük sıcaklıkta darbe direnci gibi özellikleri ile göze çarpıyor. Kasım 2013 itibariyle numune bazında bu ürünler de piyasada olacaklar.

4 Ekim 2013 Cuma

Biyoplastik Uzmanı FKuRdan Yeşil PE Esaslı Terralene grubu



Kaynakların Korunması: Biyoplastik Uzmanı FKuR ambalajlama için yeni biyoesaslı malzemeyi Fachpack 2013'te sundu

FKuR Kuststoff GmbH'nin Fachpack fuarında bu seneki bulunma amacı 'Yenilikçi ambalaj için biyoplastikler' şeklindeydi.

Biyoplastik uzmanı firma bu seneki altıncı defa katıldığı fuarda biyobozunur ve biyoesaslı plastikler kullanarak doğal kaynaklarımızın korunmasını sağlayacak yenilikçi ambalaj çözümlerini tartışıyor.

Yenilik: Bariyer ambalajı için biyoesaslı hammaddeler

Ambalaj değer katar: içinde bulunan eşyaların güvenli olarak depolanmasını sağlar, raf ömrünü uzatır, taşıma sırasında gelebilecek zararı önler ve çeşitli çevresel faktörlere karşı korur. Şimdiye kadar, birçok biyoplastik bariyer özellikleri ile ilgili yüksek gereksinimleri karşılayamadı.

Terralene markası ile pazarlanan polimer bileşikleri ile FKuR gıda endüstrisi için yeni biyoesaslı çözümler sunuyor. Terralene ürününün mükemmel bariyer özellikleri, nem ve oksijene hassas olan ürünlerin raf ömürlerini önemli ölçüde uzatarak biyoplastik ambalaj içerisinde bulunmasını sağlıyor.


Terralene Braskem S.A. firmasının ürettiği Yeşil Polietilen (Yeşil PE) ürününden elde ediliyor. Bu hammaddenin üretilmesi için kullanılan etilen ise ham petrolden değil yenilenebilir bir kaynak olan şeker kamışından üretiliyor. Bu sayede, Terralene ve Yeşil PE fosil kaynakların korunmasına önemli bir katkıda bulunuyorlar. Terralene ve Yeşil PE'den üretilen ambalajlar, fabrikalarda bulunan geleneksel üretim makinelerinde üretilebilirken her zaman kullanılan polietilen geri dönüşüm akışında da geri dönüştürülebiliyor.

3 Ekim 2013 Perşembe

Biyoplastik Evrimi: İzlenmesi gereken 6 yeni alan

Biyoplastikler petrol esaslı polimerlerin alternatifi olarak ortaya çıkıyorlar. Bu sessiz devrim sürdürülebilir kaynaklı ve ya kompostlanabilir malzemeler tabanlı olarak bilinen standart yönlendiricilerin daha ötesinde. Packaging Digest dergisinin editörlerinden Kari Embree de katıldığı 2013 BioPlastek konferansında bunu gözlemleyenler arasında. Haziran ayında San Fransisco'da düzenlenen konferansta yenilenebilir ekonomi inşa etme ümidi adına çok önemli adımların atıldığını görmek mümkün.

Bu gelişmeleri göstermek amacıyla da biyoplastik geliştirme alanındaki 6 anahtar alandan ve yeni biyoplastik üretim stratejilerinden bahsediliyor.

1. Bitki esaslı hammaddeler için yeni kaynak alternatifleri

Bitki bazlı hammalzemelerin kaynakları geleneksel mısır ve şeker kamışı gibi ekinlerden üretilirken artık gıda kaynaklı olmayan kaynaklardan da artan bir oranda türetilmekte. Selüloz bazlı şekerler ucuz besleme kaynakları olan, tarımsal atıklar, orman atıkları ve çöp atıklarından elde edilebiliyor. Ucuz DNA dizileme teknolojileri sayesinde biyokütle yıkımından sormlu olan enzimlerin üretilmesinden sorumlu genler tespit edilebiliyor. Aynı zamanda daha fazla işleme gerektirmeden nakliyeyi sağlayabilecek bu besleme stoklarındaki şeker derişimini arttırıcı teknolojiler de ortaya çıkıyor. Bu teknolojiler sayesinde de maliyetler azalıyor ve yeni besleme kaynak fırsatları pazara giriyor. Konsantre edilen ve elde edilen bu gıda kaynaklı olmayan şekerler 5 ve 6 karbonlu monomerere çevrilebiliyor.  Bu biyomonomerler de yüksek değerli plastiklerin eldesi için uygun.

2. İstenmeyen biyopolimerler ve kimyasal ara ürünler

Hali hazırda şeker kamışından etilen eldesi gibi basit çevrimler görülebiliyor. Bu arada çeşitli biyolojik yolizleri ve şekerlerden yeni kimyasal ve ara ürünlerin oluşumuna da dikkat etmek gerekiyor. Hedefler arasında PET için MEG (mono-etilen glikol), PTA (saflaştırılmış tereftalik asit) ve naylon 6,6 için de adipik asit ve HMD bulunuyor.

Özellikle kaya doğalgazı çıkarmak için etilen talebi arttı. Kaya gazına bağımlılığın bu kadar artması da polipropilen gibi geleneksel polimerlerin yan ürünlerinin azalmasıa yol açtı. Bu şekilde elde edilecek biyomonomerler bu açığı da kapatabilecektir.

3. Yeni polimerler, yeni fonksiyonlar

Avantium şirketi biyobazlı FDCA ve biyobazlı MEG'i birşeştirerek PEF adı verilen yeni bir monomer üretmek üzerine çalışıyor. Bu yeni polimerin 10 kat oksijen bariyer, 3 kat karbondioksit bariyer ve 2 kat su bariyeri ve termal performans olarak da PET'e göre daha üstün olduğu rapor ediliyor.

PLA gibi hazırda kullanılan biyopolimerlerde ısı dayanımı gibi özellikler açısından özel izomerlerin seçilimi ile geliştiriliyor.

4. Hibrit polimerler, geliştirilmiş fonksiyonlar

Biyopolimerlerin geleneksel petrol esaslı polimerler ile birleştirilmesi ile de yeni fonksiyonlar ortaya çıkıyor. Performans kumaşlarda ve esnek malzeme karışımlarında gelişmeler sağlandı. Bu durum özellikle yeni özelliklere sahip film üretme arzusu ile tetikleniyor. Bu durumun bir örneği de geleneksel polimerlere alglerin katılması ile elde edilen hibrit polimer. 

5. Karbon ve Metan üretim teknolojileri ile İklim dönüştürme 

Atmosferdeki Karbon ve metanı yakalamak biyoplastik endüstrisi için oldukça özgün bir strateji. Newlight Technologies firması da havadaki karbondan bu bağlamda PHA polimeri üretiyor. Yakın zamanda teknolojide yapılan geliştirmeler ile havadaki karbonu PHA'ye çevirmenin maliyeti de oldukça azaltıldı. 

6. Geri dönüşüm stratejileri

Biyopolimer geri kazanım stratejileri de kompostlamadan öte toplama ve tekrar kullanım yönüne kayacak gibi gözüküyor.

Örneğin Çin Yeşil Çit kampanyası sayesinde Kuzey Amerika'da kullanılan malzemelerin çeşidine göre nasıl ayrılması gerektiği yönünde bir kampanya başlatıldı. Bu sayede yeni biyobazlı malzemelerin de nasıl sınıflanacağı yönünde bilinçlendirme hedefleniyor.

Aynı zamanda gıda atığı gibi ürünler biyopolimerler için besleme stoğu olarak kullanılabilir. Öğütücüler kullanılarak geri dönüştürülen biyopolimerler yeni üretilenler için kaynak olarak eklenebilir.


Sonuç olarak görüldüğü gibi biyopolastik polimerleri daha çok ambalaj sektöründe öne çıksa da fırsatlar daha derinden incelendiği zaman birçok ara ürün ve birçok farklı alanlarda seçeneklerin mevcut olduğu ortaya çıkıyor.