31 Ekim 2013 Perşembe

Tela (Nonwoven) Endüstrisinde Biyoplastik Fırsatları


Tela endüstrisi petrol bazlı polimerleri artan bir şekilde kullanan büyük bir endüstri. Bu sebeple de biyoplastiklerin bu polimerlerin yerine geçebilme potansiyelini incelemek çok doğal bir durum. Gerçekten bir olasılık mı yoksa hayal mı? Öncelikle bu soruya cevap vermeden tela kumaşların ne olduğunun tam olarak anlaşılması gerekiyor.

Telalar her gun etkileşim halinde olduğumuz çok çeşitli son ürünlerde kullanılan mühendislik kumaşlarıdır. Tela (örgüsüz, dokusuz) kumaş ise kimyasal, mekanik ve ya ısıl olarak birbirine bağlanmış elyaf tabakaları ya da kesintisiz filamanlardır. Tela kağıt olmamakla birlikte, örülmüş ya da dokunmuş kumaş da değillerdir. Genellikle petrol esaslı plastiklerden, polipropilen, polyester (PET) ve en az da polietilenden yapılırlar. Örneğin, bebek bezlerinin neredeyse tüm kısımları tela kumaşlardan yapılmaktadır. Bunun dışında ıslak tuvalet mendilleri, bebek mendilleri ve diğer kişisel bakım mendillerinde de bu tür kumaşlar kullanılmaktadır. Kişisel bakıma ek olarak bu tür mendil türlerine ev temizlik bezleri ve endüstri bezleri de eklenmektedir. Bütün kadın bakım ürünleri ve idrar torbaları gibi ürünler de tela kumaşları içerirler. Hava filtreleri ve çay poşetleri gibi sıvı filtre ürünlerinden endüstriyel toz toplama sistemlerine kadar ürünlerde de telakumaşlar bulunmaktadır. Bunun dışında otomobillerdeki yaklaşık 25 kadar filtre türünde de bu ürünler yer bulmaktadır. Doktor ve ya hastane ziyaretlerinde gördüğümüz, ameliyat önlüğü, ameliyat odası perdeleri, sterilizasyon örtüleri, yara bakım ürünleri gibi birçok eşyada tela kumaşlar bulunmaktadır. Bunların dışında tek kullanımlık acil müdahele ürünleri, kimyasal ve tehlikeli atık koruma ürünleri ve bazı tarım ürünlerinde de tela kumaşlar bulunmaktadır. Her ne kadar bahsi geçen tek kullanımlık ürünlerde yaygın olsalar da, daha uzun ömürlü ürünlerde de kullanılırlar. Bu tür ürünler arasında jeotekstil ürüneri, döşeme ile kaplanmış mobilyalar, çatı destekleri, halı komponentleri, otomobil döşemeleri ve yalıtımı gibi alanlar bulunmaktadır. Kısaca telaların binlerce kullanım alanı bulunmaktadır ve her geçen gün bu alanlara yenileri eklenmektedir.

Tela endüstrisi küresel ve büyümekte olan bir endüstridir. 2012 yılı itibariyle tela kumaş satışları 28.2 milyar dolara ulaştı ve 2007-2012 yılları arasında yıllık %6'lık bir oranda artış gösterdi. 2017 yılı itibariyle küresel satışların 39.2 milyar dolara ulaşması ve yıllık büyüme oranının %6.8 oranında olması bekleniyor.

Bütün bu bilgiler ışığında, biyoplastikler çerçevesinde akla gelen ilk soru ise bu sık kullanılan petrol bazlı polimerlerin bazılarını biyo-esaslı polimerler ile değiştirmek mümkün müdür. Aşağıdaki tabloda farklı alanlar için biyoplastik potansiyelleri gösteriliyor. Her bir alanın potansiyeli 5 yıldız üzerinden değerlendirilmiş ve 5 yıldız en yüksek potansiyel olarak notlandırılmış. Değerlendirilen alanlar arasında, Emici Hijyen Ürün Komponentleri, Tüketim mendilleri, Tıbbi/Cerrahi ürünler, Tekrar kullanılabilen alışveriş torbaları, Otomotiv bileşenleri/Mühendislik yapıları, Tarımsal/Peyzaj Kumaşları.

Emici Hijyen Bileşenleri

Emici hijyen kategorisinde, bebek bezleri, kadın bakım ürünleri ve idrar torbaları ürünleri bulunuyor. Tela kumaş kullanımında yıllık 1milyar dolarlık satış ve 2012 yılında Kuzey Amerika'da 404bin tonluk polimer kullanımıyla birinci sırada bulunuyorlar. Bu segmentteki üreticiler sayı olarak azlar fakat büyüklük olarak devler. Sektördeki etmenler olarak genellikle tüketicilerden ve ya Proctar&Gamble ve Kimberly-Clark gibi çok uluslu şirketler öne çıkıyor. Sürümü yüksek ve karı düşük bir iş kolu olarak, yüksek maliyet ve riskleri çok fazla kaldırmayan bir sektör olarak göze çapıyor. Ürün uygulamalarında biyo-esaslı reçinelerle ilgili bazı teknik endişelerle karşı karşıya gelmeye hazırlıklı olunması gerekiyor. Son olarak hijyen ürünleri söz konusu olduğu için zorlu bir ürün kalite kontrol sürecinin atlatılması gerekiyor. Örneğin bebek bezinde 30 tanesi petrol-bazlı olan 32 bileşen bulunuyor ve her bir bileşenin ayrı kalite kontrolden geçmesi gerekiyor. Sektör çok büyük olduğu için biyo-esaslı polimerler için fırsatlar bulunuyor. Fakat maliyet baskısı, kalifikasyon ve performans gibi etmenler sebebiyle, bu geçiş yavaşlatılacaktır. Özel marka üreticileri biyo-bazlı reçineleri kabul etme konusunda biraz daha cömert olabilir çünkü bu nişte daha yüksek fiyatlar için yer bulunmaktadır. İyi bir örnek olarak iç ve dış katmanlarında PLA bulunan bebek bezlerini verebiliriz. Bütün bu sebeplerden dolayı bu sektör beş üzerinden üç yıldız alıyor.

Tüketim Mendilleri

Kuzey Amerika'da 2012 yılında Tüketim mendilleri sektörüne tela kumaş satışları 846 milyon doları bulurken, polimer tüketimi ise 328bin oldu. 2017 yılına kadar Kuzey Amerika'da bu sektörün ortalama %6'lık büyüme oranıyla büyümesi bekleniyor. Bu ürün grubu içerisinde çok çeşitli ürünler, demografik faktörler ve farklı fiyat hassasiyetleri bulunuyor. Bu sayede ve çevre duyarlılığı yüksek tüketiciler sayesinde tüketici mendilleri biyoplastikler için çekici bir fırsat olarak ortaya çıkıyor. Bebek bezleri ile karşılaştırıldığı zaman, mendiller üretim açısından çok daha basit bir işlemden geçiyorlar. Yine de başarıya ulaşmak amacıyla aşılması gereken bazı zorluklar bulunuyor. Öncelikle biyo-reçinenin filaman olarak çekilmesi ve elyaf olarak kesilmesi gerekiyor. Bundan sonra da ıslak mendillerde bulunan losyon ve diğer katkılar ile etkileşimlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu zorluklara rağmen, tüketici mendilleri ve özellikle kişisel bakım mendilleri tela kumaşlarda biyoplastiklerin potansiyeli açısından en büyük ve en gelecek vaadeden sektör olarak ön plana çıkıyor ve beş üzerinden dört yıldız alıyor.

Tıbbi/Cerrahi

Tıbbi/Cerrahi sektörü telalarda biyo-reçinelere fırsat tanıyan bir başka sektör. 2012 yılında bu sektöre yapılan tela satışları Kuzey Amerika'da 783 milyan dolar seviyesindeydi ve 166bin tonluk polimer tüketimi gerçekleştirildi. Diğer sektörlerden farklı olarak bu sektörde, biyoplastikler için tamemen yeni bir ürün kategorisinde fırsat doğuyor. Biyopolimer esaslı telalar vücut içerisinde bozunabilen doku iskeletlerinin inşaasında kullanılabilir. Bunun dışında vücut içerisinde bozunan bandajlar da ayrı bir seçenek. Bu alanlar çok büyük bir ilgiyi çekiyor çünkü çekici bir katma değer katıyor. Aynı zamanda bu ürünlerin petrol bazlı polimerlerden yapılması mümkün olmadığı için avantajları yüksek. Günümüz itibariyle tıpta tela kumaşlarının en yüksek miktarda kullanımı cerrahi önlüklerde ve ameliyat perdelerinde gerçekleşiyor. Bu ürünlerde ise FDA onayı ve alım yapan grupların yüksek fiyatları kabul etmek istememesi gibi sebeplerden biyo-reçinelerin çok büyük bir şansı bulunmuyor. Fakat bunlara rağmen hastanelerin daha çevre dostu olma yönünde baskı altında olmaları sebebiyle Tıbbi/Cerrahi sektörü beş üzerinden iki yıldız alıyor.

Kumaş Alışveriş Torbaları 

Kumaş alışveriş torbalarının popülerliğindeki artışı görebilmek için yerel mağazalara gidip alışveriş yapmak yeterli olacaktır. Özellikle Kuzey Amerika ülkelerinde son birkaç senedir bu durumu görmek mümkün. Bazı ülkeler, eyaletler ve şehirler ise plastik alışveriş torbalarının yasaklanması ve ya ekstra vergilendirilmesi konusunda çalışmalar yapıyorlar. Hatta Los Angeles de bu kapsamda plastik torbaları yasaklayan en büyük Amerika şehri oldu. Bazı mağazalar ise marka stratejilerinin bir parçası olarak plastik torbaları kullanmayı bıraktılar. Sadece Amerika'da her yıl milyarlarca plastik torba kullanılıyor ve sadece %0.06'sı geri dönüştürülüyor. Kumaş plastik torbalarında biyoplastik reçinelerin kullanılması için tek problem maliyet. Fakat kumaş torbaların daha geniş boyutlarda kullanılması yönünde ekolojik baskılar bukunuyor. Bu ürünlerin tek tipteki tasarımları üretimlerini de kolaylaştırıyor. Aynı zamanda farklı marka amaçları sağlamak ve fiyat çeşitlendirmesi oluşturmak amacıyla çeşitli türdeki torbaların üretilmesi için fırsatlar da mevcut. Bu sebeplerden dolayı bu sektör beş üzerinden iki yıldız alıyor.

Otomotiv

Tela kumaşlar ortalama bir arabanın 40'dan fazla kısmında kullanılıyorlar. Kuzey Amerika otomotiv pazarına 2012 yılında yapılan satışlar 291milyon doları buldu ve 57bin ton polimer tüketildi. Otomotiv endüstrisi sağlıklı bir şekilde büyümeye devam eden küresel bir endüstri. Tela kumaşların arabalardaki özel uygulamalar için mühendislik ile geliştirilebilmeleri sayesinde çok yüksek dayanıklılığa sahip çok hafif kumaşlar üretilebiliyor ve bu durum da tasarımcı ve planlayıcıların dikkatini çekiyor. Özellikle bu sektörde otomobil alıcılarının ''daha yeşil arabalar'' için daha fazla ödemek isteyeceğine dair kanıtlar buluuyor. Bu sektördeki en büyük zorluk maliyetler ile birlikte biyoplastik üretim kapasiteleri. Eğer biyo-reçineler bu sektörde pay almaya başlarlarsa ve daha fazla araba firması bu ürünleri kendi arabalarına uygulamaya başlarlarsa acaba tedarik zinciri talebi karşılayabilecek mi? Otomobil sektöründe biyo-reçineler için akustik yalıtım, halı ve tavan döşemelerinde potansiyel bulunuyor ve bu sektör de beş üzerinden 2 yıldız alıyor.

Tarım/Peyzaj

İncelenecek olan son potansiyel alan ise Tarım/Peyzaj sektörü. Bu sektöre 2012 yılında Kuzey Amerika'da yapılan satışlar 90 milyon doları buldu ve yaklaşık 31bin ton polimer tüketildi. Peyzaj/Tarım kumaşları fideleri gölgede tutmak için, erozyonu engellemek için ve yabani ot büyümesini engellemek amacıyla kullanılıyor. İdeal olarak çiftçiler ekin sezonu bittiğinde bu kumaşları genellikle toprağın içine sürmek istiyorlar. Bu sebeple malzemenin biyo-esaslı kaynaklardan üretilmesinden çok biyobozunurluk ve yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi daha fazla önem taşıyor. Organik ve sürdürülebilir tarıma karşı olan ilginin büyümesi ile birlikte bu trend de artıyor. Fakat maliyetler bu sektör için çok önemli vir etken ve bu sebeple hem biyo-esaslı hem de biyobozunur tela ürünler için fırsat çok sınırlı gözüküyor. Bu sebeple de bu sektör beş üzerinden sadece bir yıldız alabiliyor.

Bütün bu bilgiler ışığında, acaba tela kumaşların üretiminde biyo-reçine kullanımı artacak mı? Kesinlikle artacak. Bir hayal olmaktan öte, bir pazar fırsatı olarak öne çıkıyorlar. Olanaklar olumlu ve şu anda dahi biyopolimerlerin uygulamaları gerçekleşiyor. Fakat birçok sektörde maliyetler çok hassas olduğu için, biyo-reçine fiyatları her zaman problem olacak, özellikle de fiyat açısından petrol-esaslı malzemeler ile rekabet söz konusu ise. Bu sebeple biyopolimerlerin tamamen yeni ürün alanlarında (doku iskeleti gibi) kullanılması fikrinin akıllarda tutulması önemli. Son olarak da beklentiler konusunda dikkatlı olunması gerekiyor. Günümüzde sadece 2.5milyon tonluk biyopolimer kapasitesi varken, 230 milyon tonluk petrol bazlı polimer kapasitesinin yaklaşık 10milyon tonu tela için kullanılıyor. Bu sebeple petrol bazlı polimerlerin önemli bir kısmının biyo alternatifleri ile değiştirilmesi için teknoloji mevcut olsa da bu kapasite (henüz) bulunmuyor.


Kaynak:
Bioplastics MAGAZINE (05/13) Vol.8 page 20-23

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder