12 Aralık 2014 Cuma

Zandonella ve Beanarella 9.Biyoplastik Oskarlarını Paylaştı

Nick Schaude, Werner Oelschlaeger, Michael Thielen
Yaklaşık bir ay önce 5 adet finalistini duyurmuş olduğumuz ve her yıl Bioplastics Magazine tarafından dağıtılan biyoplastik oskarlarının 9.su bu sene Brüksel'de düzenlenen Biyoplastik Konferansı'nda sahiplerini buldu.

Finale kalan 5 ürüne aşağıdaki linkten göz atabilirsiniz.
http://www.biyoplastik.net/2014/10/9-biyoplastik-oskarlar-aralkta-acklanyor.html

2012 yılından sonra bir kez daha, akademik dünyanın beş jürisi, Amerika, Avrupa ve Asya'nın basın ve endüstri kurumlarının temsilcileriyle birlikte biyoplastik oskarları için iki adet adayı birinci seçti. Her iki aday da aynı puanı topladı. Jüriler için her iki ambalajın geliştirilmesinde holistik bir yaklaşımda bulunulması ve sadece bir ambalaj olarak değerlendirilmemesi önemliydi.

Zandonella, Sandro'nun Bio Box (Biyo Kutu) adlı 500ml'lik BioFoam malzemesinden üretilmiş olan gurme dondurma kutusu için ödüllendirildi. Bu tip bir ürünü geliştiren ilk dondurma firması olan Zandonella GmbH firması, Synbra firmasının geliştirdiği genleşmiş PLA köpükten ürünü piyasaya sürdü. Ek olarak ambalajda kullanılan diğer bütün bileşenler de yenilenebilir hammaddelerden üretilmişti ve endüstriyel kompostlama için uygundu. Ambalaj konseptinin geri kalan bileşenleri arasında; ambalajı saran kağıt, PLA'dan üretilen şrink film, PLA ve ya selülozdan üretilen etiket, PLA iç kaplama bulunuyordu.

İsviçreli kahve firması ise geliştirdikleri Beanarella ürününden dolayı ödüle layık görüldü. BASF firması ile işbirliğinde gerçekleştirilen ve ecovio IS1335 adlı malzemeden üretilen kahve kapsülü ve aromayı içeride tutan dış paket çoğunlukla yenilenebilir malzemelerden oluşuyor. Diğer kahve kapsülü üreticilerinden farklı olarak Swiss Coffee firması bütünleyici bir yaklaşımı kovalayarak ürünün yaşam döngüsünü de göz önünde bulundurmuş. Bunun için de kapsül, yüksek bariyer filmi, filtre medyası ve kahve makinesinin koşulları göz önünde bulundurularak ürünün kompost ve ya anaerobik dönüşüm seçenekleri de düşünülmüş.

Ödül alan firmaların yanında ilk defa Biyoplastik Ödülünün kendisi de biyoplastik yönüyle öne çıktı. Kazananlara verilen plaketler PLA/PHA karışımından üretilmiş olan filament ile 3 boyutlu olarak yazdırıldı ve yeni Biyoplastik Ödülü logosunu ön plana çıkardı. bioplastics Magazine bu konuda destek olan FKuR ve Helian Polymers firmalarına da teşekkürlerini sundu.

PLA/PHA karışımından elde edilen filamentle üretilmiş ödül plaketi



28 Kasım 2014 Cuma

Kumru Kimya Biyoplastik Polimer Çözümlerini Plast Eurasia 2014'te Sunuyor


Her sene gelenekselleşmiş olan ve Ortadoğu'nun en büyük Plastik Endüstri fuarı olan Plast Avrasya fuarı bu sene 24.süne kapılarını açacak. Sektörün önde gelenleri 4-7 Aralık 2014 tarihleri arasında Tüyap Fuar Merkezi'nde buluşacaklar. 

Geçen sene olduğu gibi bu sene de Kumru Kimya şirketi, Alman FKuR Kunststoff GmbH ortaklığında Türkiye pazarını oluşturmaya çalıştığı biyoplastik hammadde çeşitlerini tanıtıyor olacak. Tanıtılacak ürünlerin başında FKuR firmasının ürettiği PLA bazlı Bio-Flex ve selüloz asetat bazlı Biograde ürün grupları başta olmak üzere, ahşap-plastik kompozit ürün grubu Fibrolon ve Braskem firmasının ürettiği Yeşil Polietilen bazlı olan Terralene ürün grupları bulunuyor. Bu ürünlere ek olarak Kumru Kimya standında, her uygulamaya yönelik biyoplastik polimer seçeneklerini sunacak. Bu kapsamda da biyobazlı PET, Polietilen ve Polyamid malzemeleri de gösterimde olacak.

Bu senenin ön planda olacak ürün grupları arasında yüksek sıcaklık dayanımına sahip olan PLA kampaund ürünler olacak. Corbion firmasının geliştirdiği laktik asit monomerlerinden üretilen PLA hammaddesi sayesinde eskiden sıcaklık dayanımı açısından zayıf olan PLA malzemesi artık yüksek sıcaklık dayanımı gerektiren uygulamalarda da kullanılabilecek. Bu bağlamda enjeksiyonluk Bio-Flex F6513 ve termoformluk Bio-Flex F6611 malzemeleri ön planda olacak. Bu ürünlerin yanında son zamanlarda popülerliği gittikçe artmakta olan 3 boyutlu yazıcılar için filament üretimine uygun malzemeler de gösterimde olacak.

Bütün bunların yanında, daha henüz Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen tek kullanımlık plastik poşetlerin kullanımlarının azaltılmasına yönelik yasanın kabul edilmesiyle birlikte, özellikle Avrupa pazarına ihracat yapan firmalar için biyobozunur ve kompostlanabilir polimer malzemelerin daha cazip hale geleceği düşünülüyor.

Sizlerde Kumru Kimya firmasının Türkiye pazarına sunduğu biyoplastik hammadde çeşitleri hakkında bilgi almak istiyorsanız, firmanın 8.Salon 812C nolu standını ziyaret edebilirsiniz.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Renkli PLA elyaflar

PLA'dan yapılan elyafların üretimi ve boyanması


Daha önceki yazılarımızdan birinde bioplastics MAGAZINE dergisinin 06/13 nolu sayısında yayınlanmış olan ve IRT (kızılötesi geçirgen) biyobozunur plastik malç filmlerinin özelliklerinden bahsetmiştik.

Bu yazımıza aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:


Sonuçları tekrar özetlemek gerekirse; güçlü günışığı ve ya radyasyona maruz bırakıldığı zaman, koyu ve siyah plastikler radyasyon ypğunluğunun fonksiyonuna bağlı olarak ısınırlar. Bu etki yüzeyde bulunan ve 750 nanometre (nm) üzerindeki radyasyonu emen karbon karası (carbon black) sebebiyle oluşmaktadır. Aynı zamanda 200-400nm arasındaki ultraviyole ve 400-750nm arasındaki görünür ışınlar de benzer şekilde emilmektedir. Serin Siyah (Cool Black) terimi de koyu/siyah yüzeylerin azaltılmış ısı emilimi sebebiyle ısınmasından ziyade dokunmaya daha serin hissettirmesi etkisini açıklar.

Isı emilimini azaltan ve fizik prensipleri açısından farklılık gösteren üç yöntem bulunmaktadır.

Kullanılan elyaf eğirme makinası ve teknik titre parametreleri

a) Yansıma


Radyasyonu yansıtma amacıyla dolgu kullanımını içerir. Kullanılabilecek dolgular arasında titanyum dioksit (beyazlaştırır), çinko, sülfit, talk, tebeşir ve baryum sülfat vb. bulunmaktadır. Aluminyum ve gümüş de (kaplama gibi) kullanılabilir.

Bu yöntem, düşük malzeme maliyeti ve fizibilitesi sayesinde en popülerdir.

b) Girişim


Bu yöntemde mika bazlı malzemeler kullanılmaktadır. Mika levha şeklinde silikattır ve genellikle dört ayrı katman ve ya levhadan oluşur. Gelen radyasyon kırılır ve her bir ayrı katmana ve ya levhaya girdiğinde saçılır. Bu da azaltılmış ısı emilimini ve düşük sıcaklıklaro sağlar.

c) Isıl geçirgenlik 


Kızılötesi geçirgen renklendirme, ultraviyole ve görünür ışık dalgalarından gelen enerjiyi tamamen emilimini sağlarken yakın kızıl ötesi (NIR) ışınlarının enerjilerini olabildiğince geçirgenliğini sağlayabilen pigment karışımları sayesinde gerçekleştirilir.  Bu sayede malzeme ısıyı emmez sadece geçmesini izin verir. Her iki etki (geçirgenlik ve yansıtma) koyu/siyah renkli yüzeylerde düşük sıcaklıkları sağlar. Her iki durmda da, UV ve VIS aralığı bütün radyasyonu (ışık ve ısı) engellemek zorundadır. Hem organik hem de inorganik pigmentler kullanılabilir fakat karbon karasına artık izin verilmemektedir. Geçirgenlik için gerekli formüller yansıtma için olanlardan farklıdır. Hangi karışımın seçileceği aynı zamanda taşıyıcı polimerin kristallik özelliğine (amorf, yarı-kristal, kristal) göre de değişmektedir.

Polimer granüllerinden iplik oluşumuna şablon

Bu etkilerin PLA-bazlı elyaflar üzerinde uygulanması ise sürdürülen testler arasındadır.

Aşağıda laboratuvarda elyafların üretimi için gerekli olan teknik ekipman anlatılmaktadır. Bu ekipmanlar PLA malzemelerin elyafa eğrilme ve renklendirilmesi sırasında nasıl darandıklarının test edilmeside ve PA6 üzerinde IRT formulasyonlarının ilk defa olarak denenmesinde kullanılmıştır.

Eğirme sonuçları kullanılan PLA malzemesinin kimyasal, reolojik ve fiziksel parametrelerine bağlı olarak değişmektedir. Teknik sebeplerden dolayı (parametrelerin uyarlanması), tesis sürekli olarak PE ile başlatıldı. Elyaf üretiminde Natureworks Biyopolimer PLA 2051D, PLA Ingeo 3052 ve PLA Revode 190 denendi. Bütün varyasonlar için aynı iplik türü kullanıldı: BDF/CF, titre: 1300 dtex / 16 dpf, 2x40 delikler için plakalar. Sarıcının hızı 1000 metre/dakika olarak belirlendi. Kullanılan ısı değerleri ise Zone 1 için 160C Zone 5 için 200C oldu.

Eğirme makinasının diyagramı

Ingeo malzemesiyle, eğirme işlemi oldukça iyi gitti. Eğirme yağı ile de oldukça iyi çalıştı. Bobine sarma işlemi de sorunsuz bir şekilde gerçekleşti.

Revode malzemesi enjektör memesinden oldukça iyi bir şekilde aktı. Godelerin etrafına çok iyi bir şekilde sarılabilirdi. Fakat eğirme yağı kullanılır kullanılmaz sarma konusunda problemler oluştu. Eğer eğirme yağı kullanılmasaydı, filamentler gode üzerinde ayrılacaktır. Genel olarak esneme düşüktü ve ideal değildi. Bobine ipliği sarmak mümkün olmadı.

Natureworks 3251D malzemesi PLA iplikleri renklendirmek amaçlı taşıyıcı polimer olarak kulanıldı. Sarı ve kahverengi renkleri test edildi. Testler sonucunda elde edilen gözlemler: eğirme yağı olmadan gode üzerinde tutunma çok iyiydi fakat multifilamentler hala biraz sıkıştı. İplik bobinlerinde çok fazla tiftik vardı bu sebeple sarma ve geri sarma daha zordu. Malesef statik yükleri engellemek için eğirme yağı gerekliydi ve bu sebeple öneriliyordu. Görev IRT elyafların üretimi için eğrilebilir bir formulasyon geliştirmekti. Elyaflar için kullanılan 3 sentetik polimerden PA6 referans polimer olarak seçildi. Titre ayarı 1067 dtex /13dpf olarak belirlendi. Daha sonraki testler, temel formulasyonu kullanacak fakat PLA taşıyıcı malzeme olacak. Isıl simulasyon testleri için çoraplar ve benzeri ürünler örüldü. Karbon karası ile boyanmış PA6.6 çorapların değerleri karşılaştırma için kullanıldı.

Çoraplar daha sonra 5 dakika süreyle 4 x 1000-wattlık kızıl ötesi lambalarla radyasyona maruz bırakıldı. Bu işlem sonrası çorapların yüzey sıcaklığı ölçüldü. Sonuçlar aşağıdaki resimde sunulmaktadır.

Yukarıdan aşağıya doğru ilk üç eğri karbon karası ile boyanmış PA6 ipliğinin ısıl emilim davranışını göstermektedir. Değişken emilim davranışı karbon karası derişimine göre farklılık göstermiştir. Karbon karası ile boyanmış iplikler IRT renkli olanlara göre aynı zaman içerisinde daha hızlı ısınmaktadır. Yaklaşık 100 saniyenin sonunda yaklaşık 40-55C seviyesinde bir son sıcaklığa ulaşılmıştır.

PA6 PA66'ya göre daha hızlı ısınmaktadır


Isıl geçirgenlik derecesi (aşağıdaki eğriler) yeterli miktarda boyayan madde olup olmamasına ve ya UV ve VIS aralıklarının tamamen ve ya kısmı olarak emilmesine bağlıdır. Aynı zaman süresinde, ısınma hızı çok daha yavaştır ve dört dakika sonunda 40C'lik son sıcaklığa (karbon karasında 100 saniyede ulaşıldı) ulaşılmıştır. Sonuçlar IRT iplikler ve karbon karası ile boyanmış iplikler arasında 10-15 K'lik bir sıcaklık farkı olduğunu göstermektedir. Tabi bu değerlendirmeyi yapabilmek için karbon karası ve IRT aktif renklendiricilerin derişimleri de göz önünde bulundurulmalıdır.

Zamana karşı sıcaklık değişimi

Konuyla ilgili olarak ek çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu çalışmalarda kampaud ve masterbatch formüller, kullanım koşullarında ısıl emilimin belirlenmesi için ölçme yöntemlerinin optimizasyonu ve son olarak PLA uygulamalar için formüllerin incelenmesi gerekmektedir.

Genel olarak konuşulduğunda, soğuma etkisi oldukça iyidir. Fakat yeni yöntem, formulasyon, elyaf eğirme ve ölçüm yöntemleri konusunda özel teknik ihtiyaçları beraberinde getirmektedir.



7 Kasım 2014 Cuma

Yeni Nesil Kimyasal Yapı Taşları ve Biyoplastikler

AB projeleri SYNPOL & BioConSepT - iki yaklaşım, bir hedef


2012 yılında Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan Bioeconomy Strategy, petrol sonrası ekonomi için denizden ve karadan yenilenebilir kaynakların kullanılmasını teşvik ediyor. Bu sayede daha yenilikçi, kaynakları verimli kullanan rekabetçi bir toplum kurularak, gıda güvenliği, yenilenebilir kaynakların sürdürülebilir olarak endüstriyel alanlarda kullanılması ve çevre güvenliği konuları arasındaki dengenin kurulabileceği düşünülüyor. Stratejinin hedefi, yenilenebilir biyolojik kaynaklar üreterek, bu kaynakların ve bu kaynaklardan oluşacak atıkların, kimyasal yapı taşı bileşikleri ve biyoplastikler gibi katkı değeri olan ürünlere dönüştürülmesi. Avrupa'da yürütülen araştırma yeni ve farkı kaynaklardan besleme stoklarının geliştirilmesi ve işlenmesi için gerekli temel teknolojinin geliştirilmesine yardım ediyor. Belli bir noktaya kadar, bu iki tane AB'nin desteklediği proje olan BioConSepT ve SYNPOL ile gerçekleştiriliyor. Projelerin sırasıyla 2015 ve 2016 yıllarında sonuçlanması hedefleniyor.

Gıda dışı rekabetçi hammaddeler


Sınırlı fosil kaynaklara sahip olmamız sebebiyle, alternatif kaynaklara olan ihtiyaç genel olarak kabul görüyor. Örneğin biyoplastikler için pazarda rekabetçi bir alternatif olabilmek için herhangi bir uygulama için petrol bazlı plastiklerle aynı fiyat seviyesinde olması gerekmektedir. Fakat günümüzde her ne kadar petrol fiyatları değişkenlik gösterse de bu durum geçerli değildir.

Biyoplastikleri ve kimyasal yapıtaşlarını ekonomik olarak daha rekabetçi hale getirebilmek için en umut veren yaklaşım, evsel atıklar ve ya şu anda atık depolama tesislerinde son bulan kanalizasyon atıkları gibi atık kollarının kaynak olarak kullanılmasıdır.

İki Avrupa Birliği projesi SYNPOL ve BioConSepT, üretim (fermentasyon) ve ayırma teknolojilerini entegre ederek fiyat olarak rekabetçi yüksek katma değere sahip kimyasal yapı taşları ve biyoplastiklerin ticari olarak sentezlenmesi için kullanmayı hedeflemektedir. SYNPOL projesi gaz üretimi için biyoatığı kullanıp daha sonra fermente ederken, BioConSepT ise ahşap lignoelülozu ve yenilmeyen yağlar gibi ikinci nesil hammaddelere odaklanmaktadır.

BioConSepT projesi: Bitkiden Plastiğe


BioConSepT (Bio-Conversion and Separation Technology- Biyo-Çevrim ve Ayırma Teknolojisi) ikinci nesil biyokütlelerin kimyasal yapı taşlarını çevrilmesi için gerekli beyaz biyoteknoloji proseslerinin teknik ve ekonomik fizibilitelerini araştırmaktadır. Proje kapsamında lignoselülozik biyokütleler ve yağların yenilemeyen kısımları gibi gıda zinciriyle rekabet etmeyen iki çeşit biyokütle biyoplastik üretimi için uygunluk açısından değerlendirilmektedir.

BioConSepT projesinden beklenen başarı ölçüleri bu inatçı ikinci nesil hammaddeleri işlemeye uygun güçlü enzim ve mikroorganizmalar geliştirmek ve bu sayede ekipman ve prosesteki adım sayısını azaltarak maliyetleri düşürmektir. Bu da biyo ve kimyasal çevrimlerin entegre edilerek yüksek seçiciliğe sahip ayrıştırma teknolojileriyle birleştirilmesi ile mümkün olabilir. Bunların gerçekleştirilmesinden sonra ise endüstriyel ölçekte bu metodların uyarlanması gerekecektir. 

Proje kapsamında yapılacak yüksek seviyeli uygulamalı araştırmalar sayesinde laboratuvar ölçeğinden pilot ölçeğe kadar yeni teknolojiler ortaya çıkacaktır. Bunun sonucunda büyük endüstriyel kurumlar da yüzlerce milyon Euroluk potansiyel değere sahip yeni ürünler, prosesler beklemektedir.

Değer Zinciri Boyunca Entegrasyon


BioConSepT projesi kimyasal endüstrisinin gelişen konsepti olan ortaklıklar ve ittifaklar çerçevesinde yürütülüyor. Bu vizyonda her bir ortak kendi güçlerine odaklanırken kaynaktan tüketiciye oluşturulan iş zincirinde ise sahip oldukları iş birliklerinden yararlanıyorlar. Bütün zincire tek bir firma ve ya endüstrinin sahip olduğu gıda endüstrileriyle karşılaştırıldığında, bu durum açık bir şekilde kimyasal endüstrisine özel ve yeni bir gelişme. Tablo 1'de bazı kimyasal yapı taşlarının üretimi için biyoteknoloji girişimlerini ve büyük endüstrileri de içeren ortaklıkların ve ittifakların listesini görebilirsiniz. Bu bağlamda proje, yeni nesil endüstriyel biyoteknoloji proseslerinin temeli olarak öngörülen, entegre zincir yaklaşımının fizibilitesini göstermeyi amaçlamaktadır.

Kimyasal yapı taşı ve üretilmesi için işbirliği yapan firmalar listesi


BioConSepT projesinin teknolojik amaçları ise üretim zinciri boyunca, bitki biyokütlesinden pilot üretime kadar olan her bir adımı içermektedir (Resim 1). Proje itakonik asit ve furan-dikarboksilik asit gibi dikarboksilik asitlerin biyoplastik üretiminde kullanılmasına odaklanmaktadır.



Biyoçevrim ve ayrıştırma teknolojilerinin ikinci nesil biyokütleler üzerinden üretime entegre edilmesi

SYNPOL projesi: Avrupa'da yeni teknolojiler ve biyotek yaklaşımlar oluşturmak


Isıyla parçalanan, gazlaşan ve daha sonra mikroorganizmalar tarafından fermente edilen endüstriyel ve evsel atıklar gibi karmaşık organik atık malzemeleri SYNPOL (Biopolymers from syngas fermentation- Singaz fermentasyonundan biyopolimer) projesinin başlama noktasını oluşturmaktadır. Proje %100 biyobozunur biyoplastikler (PHA) ve butanediol, suksinik asit, hidroksibutirik asit ve krotonik asit gibi kimyasal yapı taşlarının üretilmesini hedeflemektedir.

Isıyla parçalanma ve gazlaşma yüksek ölçekte biyoatıkların bertaraf edilmesi için en uygun yöntemler olarak görülmektedir. Gazlaşmanın fermentasyonlar gibi biyosentez proses sistemleri ile birleştirilmesi gelecek vaadeden endüstriyel bir yöntem haline geldi. Yakın zamanda CO/CO2 gazlarından fermentasyon yolu ile kimyasal üretimi üzerine yapılan çalışmalarda büyük miktarda artış meydana gelmiştir. Özellikle biyoyakıtların üretimi için sentez gazlarının (singaz) fermentasyonu ilgi çekici bir hale gelmiştir ve bu proses yöntemi ABD, Yeni Zelanda ve Kanada'daki firmalar tarafından kullanılmaktadır, fakat henüz Avrupa'da kullanılmamaktadır. Bu sebepten dolayı SYNPOL'un Resim 2'de sunulan teknolojisi, karmaşık atıkları yeni biyopolimerlere, aynı zamanda mikrodalga destekli piroliz gibi yenilikçi işleme teknolojileri ile, inovatif Avrupa prosesi için rasyonel bir tasarım sunulması konusunda yeni bir pencere açmayı hedeflemektedir. Daha düşük enerji kullanılması ve atık kollarının saflaştırılmasının optimize edilmesi gibi amaçlar da son ürünlerin ekonomik olarak rekabetçi olmasına katkıda bulunacaktır.

SYNPOL projesi kapsamında yapılması öngörülen işlemler


Resim 3'te gösterilen projenin iş planlamasına göre, bakteriler fermentasyon yoluyla polihidroksialkonatlar (PHA) adlı verilen temel biyoplastik malzemeri singazın C1 karbon fraksiyonlarını kullanarak üretecektir. Biyopolimerlerin farklı prototipleri ve karışımları da SYNPOL çerçevesinde hazırlanacaktır. Son olarak PHA, plastikleştiriciler ve nanokiller, fiziksel ve mekanik özellikleri açısından incelenecek ve biyoplastik endüstrisinin farklı sektörlerinde kullanılabilmeleri açısından uygunlukları tespit edilecektir.

SYNPOL projesi yol haritası

PHA malzemesi neredeyse istenen bütün tasarımlara kalıplanabildiği için çok geniş uygulama alanına sahiptir.

SYNPOL karmaşık atıkları, fiyat faydası yüksek biyopolimerlere üç ana adımda çevirmeyi hedeflemektedir.

1) Farklı atık kollarının sentez gazı (singaz) üretimi için pirolizi

2) Üretilen gazın karbon fraksiyonlarının (karbon monoksit ve karbonsioksit) farklı doğal ve rekombinant ototrofik bakterileri kullanarak kimyasal yapı taşlarına ve PHA'lara dönüştürülmesi

3) Singaz fermentasyonu sonucunda üretilen monomer ve polimerleri kullanarak kimyasal ve enzimatik kataliz yöntemleri ile ticari kullanıma uygunluk için biyobazlı plastik prototiplerin (kampaund karışımların) sentezlenmesi.

Büyük beklentilere sahip iki proje


Her iki projenin bakış açısı dahilinde, geleceğin biyopolimerlerini ve kimyasal yapıtaşlarının çevresel yararını, üretimin ekonomik uygunluğu ile birleştirme açısından önemli bir aşama kaydedilecektir. Bu da tarım, atık oluşturan endüstriyel sektörler ve polimer endüstrilerinin sürdürülebilir üretim konusunda politika oluşturabilecek karar vericileri harekete geçirmek konusunda etkili olacaktır. Gelecekte gazlaştırma ve farklı ayrıştırma teknolojileri uygulanarak farklı biyokütle kollarından biyoplastikler ve kimyasal yapıtaşların üretilmesi, şu anda biyoteknolojik biyoplastik firmalarınca kullanılan üretim hatlarına entegre edilmesi gerekmektedir. Bütün bu sinerji etkisinden yararlanarak da üretim maliyetleri asgari düzeye düşürülebilecek ve bu sayede hem çevresel hem de ekonomik yararlar sağlanabilecektir. Bu sebepten dolayı, her iki proje AB'nin modern ve geleceğe bakan teknolojiler konusunda küresel ölçekte liderlik ederek organik atıkların değerlendirilmesi ve sürdürülebilir biyopolimer üretimi konularında stratejik adımları atmasına yardımcı olacaktır.

Yazarlar:

Oliver Drzyzga, Auxiliadora Prieto, Jose Luis Garcia CIB-CSIC, Madrid, Spain (SYNPOL)

Peter J. Punt, Ernst Geutjes, Dirk Verdoes TNO, Zeist/Delft, Hollanda

Ellen Fethke, RTD Service, Vienna, Austria (for BioConSepT)

Kaynaklar:

www.bioconsept.eu
www.synpol.org

Bioplastics Magazine (05/14) vol.9 pp.28-30

5 Kasım 2014 Çarşamba

PHA'dan Üretilen Kumsal Oyuncakları

 Üç genç çocuk annesi olan Fransa'da doğup ve yetişen ve şu anda Kuzey Carolina'da yaşamakta olan Valerie Lecoeur 2011 yılında Zoe b şirketini kurdu. Kendisine göre ebeveynler çocukları için daha güvenli ve dünyamız için daha sağlıklıklı seçimler hakediyorlar.

Kumsal oyuncakları örneğini ele alalım: Her şey Valerie'nin çocuklarıyla birlikte Amagansett New York'ta bir kumsala gitmeleriyle başladı. Geleneksel Hazine ve Çöp Avı oyunlarını oynarlarken, çocukları çoğunlukla çöp buluyorlardı. Bütün bu plastik çöp atıklara sinirlenen Valerie'nin aklına bir fikir geldi: Neden bütün ailelerin kumsala getirdiği bir şeyi biyobozunur yapmayalım, böylece eğer kazayla arkada bırakılırsa ve denize karışırsa birkaç sene içinde ortadan kaybolabilir. Ortada buna benzer bir ürün olmadığından dolayı, Valerie firmayı kurdu ve üretime başladı. Birinin yapması gerekiyordu ve bunun bu ülkede yapılmasını çok uzak bir ülkeden ithal edilmesini istemiyordum şeklinde açıklıyor durumu. Böylece dünyanın ilk biyobozunur kumsal oyuncakları doğmuş oldu (bioplastics MAGAZINE 02/2011). Bu girişimden önce Valerie biyoplastikle ilgili bilgileri Cradle to Cradle (beşikten beşiğe) adlı kitaptan edinmişti ve patates nişastasından elde edilen biyoplastiklerle bebek emziği üretme konusunda bazı deneyler yapmıştı. Fakat bu denemeleri başarılı olmamıştı, bu sebeple çabalarını kumsal oyuncaklarına yöneltti.

Beş parçadan oluşan kumsal oyuncak seti, Metabolix firmasının ürettiği ve toprak ve ya denizde bir mikrobiyal aktiviteye maruz kaldığı zaman tamamen biyobozunma özelliği olan Mirel PHA malzemesinden yapılan kova, kürek, tarak ve bardaklardan oluşuyor. 

Ek olarak PHA (polihidroksialkonat) BPA, fitalat ve ya PVC gbi maddeleri içermiyor. Hatta Zoe b'yi üretmekte kullanılan biyoplastiklerin FDA tarafından onaylanmış gıda temas özelliği de bulunuyor. Tabi ki firma çocukların kovalardan kum yemesini önermiyor. Ürünler ABD ve uluslararası güvenlik gereksinimlerine de sahip ve bu kapsamda EN71, ASTM F963 ve CPSIA gibi standartlara uyum sağlıyorlar.

Bunların yanında Zoe b oyuncakları sağlam ve normal kumsal oyuncakları gibi oynamaya dayanıklılar.

Oyuncakların sıcak yaz güneşine karşı dayanıklı oldukları da belirtiliyor. Kullanılan malzeme, sonsuz günışığı ve ısıya karşı dayanıklı olan ve hatta bulaşık makinesinde de yıkanabien bir yüksek performans biyoplastik malzemesi.

Eğer istisnai bir durum olmaz ise ve oyuncaklar kumsalda unutulup kaybedilmediği takdirde, normal bir kompostla bertaraf edilebiliyor. Biyoplastiklerin bir çoğundan farklı olarak, oyuncaklarda kullanılan malzeme biyobozunmak için yüksek sıcaklıklardaki endüstriyel kompostlama yöntemi gerektirmiyor. Bu da ABD gibi bir ülkede dahi bu tür tesislerin az olduğu düşünülünce oldukça önemli. Yani oyuncakların kullanım ömrü bittiğinde, kendi kompostunuza ve ya arka bahçenize gömebilirsiniz. Tabi daha da iyisi kullanabilecek başka birisine de verebilirsiniz.

Valerie Lecoeur, kumsal oyuncaklarının üretilmesi için Pennsylvania'da bir enjeksiyon kalıplama firması buldu. Özellikle kalıpları PHA malzemesi için adapte edip uygun hale getirmesi gerekti ki bu oldukça zorlu bir süreçti. Pennsylvania firması Çin'de yapılmış olan kalpları değiştirerek düzgün çalışır hale getirdiler. Fakat sonunda üç sene geçmiş olmasına rağmen Zoe b hala başarılı bir şekilde ürünlerini satabiliyor. Firma ürün çeşitlerini arttırarak PHA'dan üretilen çocuk yemek takımları da üretmeye başladı. Valerie bütün bu yatırımların ve harcamaların özellikle de tüketicilere pazarlama ve onlarla iletişim konusunda devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Birçok tüketicinin biyobozunmanın ne olduğu konusunda dahi fikri olmadığını da ekliyor. 


Firma sahibinin uzun vadedeki amacı ise bu tür ürünlerin tek tedarikçisi olmak değil. Valerie, piyasada bulunan her kumsal oyuncağının biyobozunur olması gerekli diyor. Keşke Walmart ve Target gibi büyük firmalar kendi tedarikçilerinden biyobozunur ürünler istese, bu şekilde malzeme fiyatlarının da aşağı inmesi mümkün olacaktır diye sözünü noktalıyor.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Oyuncaklar için Ahşap Kompozitler















Yaklaşık 20 yıllık süredir, Avusturya'da bulunan Doğal Malzemeler Teknolojileri Enstitüsü (Institute for Natural Materials Technology) FASAL markası altında ahşap kompozitler üzerinde çalışıyor. Malzemelerin enjeksiyon kalıplama ve profil ekstrüzyonu pazarlarında yer alması isteniyor. FASAL WOOD KG adlı Avusturya'nın Viyana şehri merkezli firma ile yürütülen ortak proje birkaç sene sürdü ve yeni karışımlar kampaud edilerek testleri gerçekleştirildi.

Fasal ahşap kompozitleri müşteri gereksinimlerine bağlı olarak:

-Yenilenebilir kaynak bazlı
-Biyobozunur temelli
-Konvansiyonel Ahşap Plastik Kompozit malzeme temelli üretilebiliyor.

En yüksek akışkanlığa sahip olan Fasal Bio 337 (ahşap ve polipropilen bazlı) özellikle tasarım ve fonksiyon açısından sunduğu olağanüstü fırsatlar sayesinde bazı oyuncak üreticileri tarafından tercih ediliyor. Fasal'ın genel müdürü Kresimir Hagljan, ürün çizimlerinden son ürünün üretimi için gerekli aletlerin sağlanmasına kadar müşterilerle yakın bir şekilde çalışıyor.

Oyuncak tasarımcısı Markus Hirche (rotordesign, Almanya firmasından), Fasal'ın avantajlarından yararlanarak Meine kleine Welt (Benim küçük dünyam) adlı tahta oyuncağı geliştirdi. Ürün Hape toys adlı İsviçre firmasının satışa sunduğu bir multi-oyun sistemi.

Benim küçük dünyam- 18 aylıktan 4 yaşa kadar çocuklar için tasarlamış bir rol üstlenme oyunu

18 aylıktan itibaren bebekler etrafındaki dünyayı gözlemlemeye ve keşfetmeye başlarlar.

Benim küçük dünyam adlı tahta multi-oyun sistemi de çocukların malzemeleri algılaması ve anlaması adına katı tahta, kontrplak ve Fasal elyafından oluşan yeni bir kombinasyon sunuyor.

Kısaca rol üstlenme oyunu sırasında, çocuklar için hayvan ve insan figürleri ile ilişki kurmak oldukça önemlidir.

18 aylıktan itibaren çocuklara ergonomik, doğal ama aynı zamanda fonksiyonel karakterler ve oyun elemanları sunmak amacıyla, ahşap plastik kompoziti Fasal Bio 337 ile birlikte ahşap bazlı malzemeler seçildi.

Fasal malzemesinin enjeksiyon kalıplanması sayesinde üç boyutlu karakterlerin ilgi çekici tasarımları ve hedef grup için oyun elemanları yapılabilmiştir. Aynı zamanda bir figürün kafasının dönebilmesi gibi fonksiyonel elemanlar da yapılabilmiştir. 

Baz malzemenin üretim prosesi sırasında boyanabilmesi sayesinde ek boyama işlemi gerekmemektedir. Yolluklar üretim sırasında %100 oranda geri dönüştürülebilir. Katı ahşap üretiminden elde edilen PEFC sertifikalı ahşap unu da modifiye edilerek standart baskı renklerinin uygulanması için uygun hale getirilmiştir.

Fasal malzemeleri oyuncak endüstrisinin gerektirdiği EN71 ve ASTM gibi standartlara da uyum sağlamaktadır. 

Sert ahşap ve Fasal malzemelerinin birleştirilmesi sayesinde oyun karakterleri tamamen tekrar tasarlanmış ve ahşap oyun dünyasına yeni bir boyut gelmiştir.

Bütün bu özellikler bir araya getirildiğinde çekici bir malzeme kombinasyonu ile birlikte Benim Küçük Dünyam oyunu oldukça dikkat çekmektedir.


31 Ekim 2014 Cuma

FKuR ve Playmobil Doğaya Sahip Çıkıyor





Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF- World Wildlife Fund) Almanya'nın ellinci yıl yıldönümünü kutlamak amacıyla, Playmobil şirketi biyoplastikten üretilmiş özel bir Panda anahtarlığı tasarladı. Bu sınırlı sayıda üretilen oyuncak ise FKuR firmasının hammaddeleri kullanılarak üretildi. Köpük enjeksiyon kalıplama (Foam injection molding - TGS) işleme yöntemi kullanılarak üretilen Panda için FKuR'un Bio-Flex F6510 adlı malzemesi kullanılmıştır. Kullanılan malzeme yüksek oranda yenilenebilir kaynaklı malzemeden üretilmiştir. Ek olarak Bio-Flex F6510 malzemesi BPA içermemektedir ve bu sayede oyuncakların üretiminde de kullanılabilmektedir.


24 Ekim 2014 Cuma

Biyoplastikleri Parlak Bir Gelecek mi Bekliyor?


Biyoplastik pazarını büyütmek adına engeller nedir ve bu engelleri nasıl aşabiliriz?


Avrupa biyoplastik pazarı hızlı bir şekilde genişlemeye devam ediyor. 2008 ve 2013 yılları arasında yıllık %20'lik büyüme hızıyla genişledi ve 2013 itibariyle 485milyon Euro'luk bir seviyeye ulaştı. Bu yukarı trendin 2030 yılına kadar korunması ve en mütevazi tahminlerde dahi Avrupa'daki biyoplastik talebinin 5.2-6.7 milyar Euro seviyelerine çıkması öngörülüyor. Doğru teşviklerin varlığında bu rakamlar dahi aşılabilir.

Son zamanlarda ortaya çıkarılan bazı politikalar Avrupa birliğinde (AB) biyoplastik pazarının gelişmesi konusunda önemli bir kıvılcım oldu. Bu durum hem ilginin artması hem de talebin patlaması şeklinde gerçekleşti. Bu görüşülen teklifler arasında, AB atık hedefleri (1) atık geri dönüşümünü ve tekrar kullanımını politikanın ve AR-GE ajandasının tepesine yerleştirmekle beraber, çöp birikim riskini azaltma arzusuyla birlikte de AB ve bazı üye eyaletlerin plastik torbalara vergi ve ya yasak teklifi getirilmesi sonucu ortaya çıktı (2,3,4). Bununla ilişkili olarak, AB Adalet Kurumu kısa bir süre önce Yunanistan'ı çöp döküm kanunu ihlal ederek çevreyi tehlikeye soktuğundan dolayı mahkum etti (5).

PLA ve ya PHA'dan üretilen gibi bazı biyoplastikler evsel çöplerin biyobozunur kısımlarıyla birlikte endüstriyel kompostlama tesislerinde kompost haline getirilebilmekteler. PLA'yı geri dönüştürme konusunda metodlar geliştirilme aşamasında. Bio PE ve PET gibi diğer biyoplastikler ise fosil kaynak bazlı eşdeğerleriyle kimyasal olarak aynı olduklarından dolayı aynı şekilde geri dönüştürülebilir ve aynı atık havuzuna girebilirler. Bu sebeple biyoplastikler komisyonun yayınladığı döngüsel ekonomi paketine (6) uyum sağlamaktadırlar. Bu paket tekrar kullanım ve geri dönüşümü bir norm olarak belirlerken malzemeleri olabildiğince uzun bir şekilde kullanılabilir tutmayı amaçlamaktadır. İster karides kabuğundan (7), atıksudan (8) ya da domatez kabuğundan olsun (9) biyoplastikler ambalaj, sağlık ürünleri, tarım, otomotiv ve tüketici ürünleri gibi birçok sektörde kullanım alanı bulabilirler. Özellikli polimerler ve ambalaj uygulamaları gelecekte öngörülen büyümede en büyük potansiyeli oluşturuyorlar.

Biyobazlı plastiklerin pazarda daha fazla yer almasını tetikleyen nedenler arasında: artan ve sürekli değişkenliği artan petrol fiyatları, malzemenin karbon nötral olması sayesinde oluşan karbondioksit emisyonlarının azaltılma potansiyeli, kaynakların verimli kullanılması ve AB atık hedeflerine potansiyel katkıları sayılabilir. Ek olarak her geçen gün daha fazla tüketici biyobazlı ve biyobozunur malzemelere karşı pozitif bir tavır gösteriyor. Fakat bütün bu tüketicilerin isteklerinin markaların ve ya firmaların Kurumsal Sosyal Sorumluluk çerçevesinde bu malzemeleri kullanmalarını etkileyip etkilemeyeceğini tespit etmek oldukça zor. Sebepler ne olursa olsun, biyoplastik pazarı 2030 yılına ve hatta ötesine kadar şimdiki gonca halinden çiçek haline gelmesi ve yayılması bekleniyor.

Avrupa'da biyoplastiklerin önündeki bariyerleri yıkmak


Zoe B firmasının PHA kumsal oyuncakları
Peki bu hedefe ulaşılmasını ve hatta aşılmasını nasıl sağlayabiliriz. Aşağıda belirtilen fikirler Çerçeve Projesi (FP7) kapsamında bütçelendirilen ve PLA ve PHA'yı ana odak noktası haline getiren BIO-TIC projesi kapsamında sunulmaktadır (10).

Biyobazlı ve biyobozunur plastiklerin önündeki en büyük engel fiyat rekabeti ve performans etrafında dolanıyor.

Ekonomik olarak canlı olabilme prosesi göreceli olarak uzun ve karmaşık olabilir, bu sebeple örneğin PLA gibi yeni polimerler 1940-50 senelerinde geliştirilmiş olmasına rağmen, önemli ölçüdeki pazar payına ancak önümüzdeki senelerde ulaşabilecekler. Fakat uygun bir çerçeve dahilinde, ticari boyuttaki bir üretim  aynı anda ekonomik ölçeğin sağlanmasıyla da desteklenebilir.  Bu bağlamda, fiyat rekabeti engelini aşabilmek için, hükümet desteği yoluyla geçici bir pazar yaratmak biyoplastik endüstrisi için oldukça faydalı olacaktır. Bu tür çözümler arasında biyobazlı plastiklerin geliştirilmesi adına yatırım teşvikleri ve vergi avantajları sağlamak ve ya Amerika'da olduğu gibi biyo tercih programları uygulamak bulunuyor. Aynı kapsamda biyobazlı ürünler için AB Lead Market Initiative de yenilenebilir hammaddelerden yapılan ürünlerin pazarlarını genişletmek amacıyla bazı tavsiyelerde bulundu. Sonuç olarak yasaklar ve ya yasakç engellemeler yerine pozitif regulasyonların tüketicileri de aynı yöne çekmek adına en etkili metod olduğu düşünülüyor. Bu tür politikaların değer zincirinin marka sahipleri, üreticiler, satıcılar ve üreticiler dahil bütün halkalarını kapsaması gerekiyor. Yine de marka sahiplerinin bu erken aşamada henüz fiyat rekabetini yakalayamamış olan biyoplastikleri üretimlerine entegre edip, fiyat farkını absorbe ederek biyoplastiklere pazar payı yaratma konusunda önemli bir gücü bulunuyor. Coca-Cola firmasının PlantBottle örneğinde olduğu gibi.

Supla PLA elektronik ürünü kılıfı

AB'de biyoplastiklerin yüksek ölçekli geliştirilmesi konusundaki ikinci büyük sorun ise, petrol bazlı alternatifleriyle karşılaştırıldıkları zaman performans ve özellikleri konusundaki yetersizlik algısı. Bu konuda biyoplastiklerin pozitif bir çevre sağlanması konusunda gerekliliğinin tüketici ve son kullanıcı tarafından farkındalığı oldukça önem teşkil ediyor. Bu sayede ısrarcı politikalar ve teknolojinin geliştirilmesi konusunda bazı ince ayarlar yapılabilir.

Biyoplastiklerin Avrupa'da parlak bir geleceği bulunuyor. Sadece bizi petrol kaynaklarına bağlı olmaktan kurtarmayacak aynı zamanda biyobozunurluk ve/veya geri dönüştürülebilirlik özellikleri sayesinde döngüsel ekonomiye yönlenme konusunda yardımcı olacak. Bunlara rağmen biyoplastiklerden alınacak tam anlamıyla verimlilik ancak fiyat-rekabetini ortadan kaldırmak ve tüketici algısı ve farkındalığı gibi sorunlara cevap vermekle mümkün olacaktır.

Kaynaklar:
1- Proposal for a DIRECTIVE OF THE EUROPEAN PARLIAMENT AND OF THE COUNCIL amending Directives 2008/98/EC on waste, 94/62/EC on packaging waste, 1999/31/EC on the landfill waste, 2000/53/EC on end-of-life vehicles, 2006/66/EC on batteries and accumulators and waste batteries and accumulators, and 2012/19/EU on waste electrical and electronic equipment (2014)
2- LE Goff F., Portugal plans environmental tax reform ENDS Europe
3- Bulleid R., Council could back plastic bag reduction target, ENDS Europe
4- Le Goff F., France to ban single-use plastic bags from 2016, ENDS Europe
5- Court of Justice of the European Union, PRESS RELEASE No 104/14, C-600/12 Commission v Greece
6- Communicatiın from the Commission to the European Parliament, The Council, The European Economic and Social Committee and The Committee of the Regions, Towards a circular economy: A zero waste program for Europe (2014)
7- Thielen M., Bioplastic from shrimp shell, Bioplastics Magazine vol9 no 3, p.31
8- Johnson R., Prague Post.com, available at http://www.praguepost.com/technology/40774-pilot-project-turns-wastewater-to-bioplastic.htm
9- European bioplastics News bulletin 03/2014 available at http://en.european-bioplastics.org/blog/2014/06/24/briefs-2/

10- 7th Framework Programme for Research and Technological Development (European Commission)

21 Ekim 2014 Salı

Kazein Bazlı Polimerler

Qmilk firmasının başarıya doğru yolculuğu


Yaklaşık bir sene kadar süre önce, bioplastics MAGAZINE dergisinde Qmilk adlı firmanın süt proteini ve kazeinden tekstil lifleri üretilmesi konusunda yenilikçi ve özgün bir teknoloji geliştirmesiyle ilgili yayınlanan makaleyi sizlerle paylaşmıştık. Geliştirilen ürünler arasında giyim, ev tekstili, endüstriyel uygulamalar ve tıbbı ekipmanlar gibi çeşitli uygulamalar için tekstil lifleri bulunuyor. Ek olarak firma lif dışı uygulamalar için farklı tür polimerler üzerinde de çalışıyor. Bioplastics MAGAZINE dergisi, Hanover, Almanya'daki Qmilk tesisini ziyaret etti.

Nasıl başladı


Başlangıç fikri satış için uygun olmayan ve şu andaki kanunlara göre gıda olarak da kullanılamıyan saf sütten elde edilen kazeini kullanmaktı. Sadece Almanya'da her yıl 1.9milyon tonluk süt atılmak durumunda kalıyor. Dünya çapında ise her yıl 100 milyon tondan fazla süt atılıyor. Bu gıda olmayan süt olarak da ifade edilebilecek olan malzeme Qmilk'in ana hammaddesi oldu.

Bremen'de bulunan Elyaf Enstitüsü (Fibre Institute) içinde yapılan ilk denemelerden sonra, Qmilk bazı yatırımcılardan para toplayarak 3000m2'lik bir binada üretim tesisi kurdu. Bu tesis içerisinde ofisler, laboratuvarlar ve içinde bazı enjeksiyon kalıplama makinelerinin ve çift vidalı ekstrüderlerin de bulunduğu küçük bir teknoloji merkezi kuruldu.

Pilot tesis

Qmilk pilot tesisinin görüntüsü

Yeni ve oldukça etkileyici olan ise devasa pilot üretim tesisiydi (Resim 1). Üç kattan oluşan bu ünite yıllık 1000 tonluk elyaf ya da diğer uygulamalar için granül üretimi için gerekli bütün ekipmanları içeriyor. Üretim prosesi üçüncü katta süt tozu için besleme kutuları ve diğer bileşenlerin dozajlamaları ile başlıyor. Bir alt katta 30mm Leistritz çift vidalı karıştırıcılar bulunuyor ve karışım daha sonra ya eğirme kalıplarına ya da granüle edici kısımlara ekstrüde ediliyor. En alt katta ise, eğrilmiş elyaf filamentleri diziliyor ve ısıtılmış silindirlerle uzatılıyor.

Hammaddeler


Firmanın kurucusu ve aynı zamanda CEO'su olan Anke Domaske gıda olmayan toz haline getirilmiş sütün süt firmalarından toplandığını belirtiyor. Fakat uzun vadede direk olarak çiftçilerden toplanılması hedefleniyor. Qmilk collect adlı özel firmada hali hazırda kurulmuş ve faaliyetlerini başlatmaya hazırlanıyor. Anke Domaske 2016 yılında ise firmanın kendi kazein üretim tesisini kurmayı hedeflediğini belirtiyor.

Telem olarak eğer bir süt bozulursa ve daha fazla gıda olarak kullanılamayacak ise, süt firmalarında ve ya çiftliklerde özel tanklarda toplanıyor. Daha sonra süt ekşileniyor ve ekşi sütün iki fazı olan kesik süt suyu ve pıhtı (curd) ayrılıyor. Daha sonra bu pıhtı biyopolimerin üretilmesinde kullanılan kazeini içeren süt tozu haline getiriliyor.

Peki sütün yağı ve şekerine ne oluyor? Ürün müdürü olan Ines Klinger, atıkları maksimum değerlendirme hedefi kapsamında bu kısımların da değerlendirileceğini belirtiyor.

Elyaflar


Pilot tesis bazı özel reçetelerin ve yen tür polimerlerin geliştirilmesi için kullanılıyor. Elyaflar için 3.3 ve 6.1 dtex seviyeleri standard olarak üretiliyor. Anke Domaske firmalarının 1.7 dtex üretimi gerçekleştirdiğini gururla belirtiyor. Elyafların ipliğe dönüştürülmesi ise müşteriler tarafından gerçekleştirilecek. 

Elyafların boyanması da hiçbir problem teşkil etmiyor. Hatta bunun aksine kazeinin boya pigmentleriyle çok iyi karışabildiği biliniyor. Bu sebeple kazein boya endüstrisi tarafından ticari olarak kullanılan maddeler arasında bulunuyor.

Qmilk tesisinin üretim hacmini yükseltmek konusunda da oldukça hızlı bir şekilde çalışıyor. An itibariyle 300'den fazla tekstil müsterisi kazein bazlı elyaflar ve iplikler için sırada bulunuyor. Bu isteklerin yaklaşık yarısı %100 Qmilk elyafları kullanmakla ilgilenirken, %50'si ise karışım haldeki elyaflarla ilgileniyor.

Malzemenin kullanım alanları arasında giyim sektörünün yanı sıra, ev tekstili, teknik tekstiller ve hatta lastiklerde güçlendirici lifler olarak kullanılması yönünde araştırmalar da devam ediyor.

Plastik


Qmilk-polimeri sadece elyaf üretiminde kullanılmıyor. Pilot tesiste elyaf üretim işlemi kenara ayrılıp granül üretim kısmı da devreye sokulabiliyor. Reçeteye ve işleme parametrelerine göre, farklı özelliklere sahip çok çeşitli plastik hammadde türevlerinin de üretilmesi mümkün. Bu durum da kesinlikle araştırma ve geliştirme alanlarının başında geliyor.

Hem elyaflar hem de plastiklerin ortak özellikleri arasında:

-biyobazlı atıklardan üretilmeleri
-antibakteriyel özelliğe sahip
-yanmazlık özelliği
-kimyasal direnç
-diğer biyopolimerler ile karşılaştırıldığı zaman düşük yoğunluk, 1.127g/cm3
-düşük erime sıcaklığı (erime ve soğuma sırasında enerji avantajı, düşük döngü zamanları)

İleriye Bakış


Anke Domaske ve büyüyen ekibi gelişim yolunda sıkı çalışıyor ve oldukça hevesliler. Pilot tesislerinin tam kapasiteyle çalışmasını gelecek senenin başı itibariyle öngörüyorlar. Sürekli bir şekilde yeni reçeteler geliştirmek ve üretim sistemini optimize etmek ise diğer büyük hedefler. Qmilk'i daha sürdürülebilir hale getirmek en önemli amaç. Hala harcanmakta olan sütün kendi içindeki suyun proseste kullanılması yönündeki çalışmalar da bu konuda bir örnek.


20 Ekim 2014 Pazartesi

Soma firması yenilikçi su filtresinin üretimi için biyoplastik kullanıyor

Biyoplastikten yapılan ödüllü su filtresi


Willich- Ekim 2014 - Soma dünyada ilk defa doğal kaynaklardan üretilen su filtresini tasarlardı. Filtrenin üretiminde kullanılan biyoplastik malzemesi ise FKuR firmasının Fraunhofer UMSICHT ortaklığında geliştirdiği Bio-Flex adlı bir malzeme.

Bio-Flex S9533 filtre ünitesi ve hindistan cevizi kabuğundan aktif karbon

Her şey Mike Del Ponte adlı Soma'nın kurucusunun bir akşam yemeği partisinde, şık masada bulunan ucuz plastik su filtresini gönülsüz bir şekilde değiştirmesiyle başladı. Bunu yapmak yerine, filtrelenmiş suyu şık bir şarap karafına dökmeye karar verdi.

Karafı doldurma esnasında, sürahinin kapağı düştü ve su mutfak yüzeyine döküldü.  Soma fikri de tam bu anda ortaya çıktı: saf ve modern tasarımı sürdürülebilir ve bütünsel bir yaklaşımla birleştirmek. Fakat bütün bu gereksinimleri karşılamak çok basit değildi.

Soma'nın tasarımcıları filtre ünietisi için uygun malzemeyi bulmak adına uzun zaman harcadılar. Malzeme hem fonksiyonel olması gerekiyordu, hem de bertaraf edildiğinde biyobozunur ve yenilenebilir kaynaklardan oluşmalıydı. Sona sonunda aradığını biyoplastik uzmanı FKuR firmasında buldu. Soma filtresinin üretiminde kullanılan Bio-Flex S9533 malzemesi FKuR ve Fraunhofer UMSICHT ortaklığında geliştirildi ve PLA (polilaktik asit) bazlıydı.

Soma su filtresi: Cam karaf ve biyoplastikten yapılmış su filtresi
Fraunhofer UMSICHT kurumundan Hendrik Roch, kendileri için önemli olan hususun konvansiyonel enjeksiyon kalıplama ekipmanlarında işlenebilecek bir malzeme geliştirmek olduğunu belirtti. Fakat saf PLA hem rijit hem de göreceli olarak daha düşük darbe mukavemetine sahipti. Akıllı bir kampaund reçetesiyle ve özel kampaund yapma teknolojisiyle bütün bu özelliklere sahip bir PLA kampaund malzeme ortaya çıkmış oldu.

Filtre ünitesinin dış tarafı biyobozunur Bio-Flex S9533 malzemesinden yapılıyorken içinde hindistan cevizi kabuklarından elde edilen emici karbon bulunuyor.

Müşteriler Soma firmasından her 60 günde bir taze bir filtre ediniyorlar. Satılan her bir filtre için, Soma kar gütmeyen bir organizasyon olan ve ihtiyacı olanlara temiz içme suyu tedarik eden 'charity:water' (su bağışı) kurumuna bağış yapıyor. Böylece Soma filtresi, firma kurucusu Mike Del Ponte'nin şık ve sürdürülebilir ve aynı zamanda topluma da kazandıran bir tasarımın bütün gereksinimlerini karşılıyor.

Filtrenin klorin, tat ve koku gibi su kalitesini etkileyen faktörleri azalttığı kanıtlanmış ve 42 nolu NSF/ANSI standardına göre Su Kalitesi Kurumu'nun bütün gereksinimlerini de karşılıyor.

Soma su filtresi: Cam karaf ve biyoplastikten yapılmış su filtresi

Soma hakkında


2012 yılında Mike Del Ponte (Sparkseed), Ido Leffler (Yes To), ve Rohan Oza (vitaminwater & smartwater) tarafından kurulan firma Aralık 2012'de yatırım toplama kampanyası başlattı ve kampanyalarının ilk 9 gününde 100bin dolar topladılar. 2013 yılında Inc.Magazine Soma'yı 'en cesur firmalar'dan biri olarak gösterdi. Fast Company ise firmayı '2012'nin en iyi tasarım hikayeleri' arasında duyurdu. Soma firmasının merkezi Kaliforniya'nın San Francisco kentinde bulunuyor.

FKuR hakkında


FKuR firması, esnek ambalaj çözümleri ve teknik uygulamalar konusunda dünyanın lider biyoplastik-kampaud üreticileri arasında bulunuyor. FKuR'un ürettiği ürün çeşitleri arasında; Bio-Flex, Biograde, Fibrolon ve Terralene ürünleri yanında çeşitli biyobazlı ürünlerinin dağıtıcılığı bulunuyor.

Firma Türkiye'de Kumru Kimya şirketi tarafından temsil ediliyor.


13 Ekim 2014 Pazartesi

Tekstilde Yeni Biyobazlı Monofilamentler

Teknik tekstil pazarı, performans, kalite seviyesi, fiyatlar ve uyumluluk açısından çok geleneksel ve talep eden bir pazardır. Geleneksel olarak kullanılan polimerler, özellikle de monofilament ekstrüzyonu ve eğirme ile ilgili olanlar çoğunlukla petrolden (polipropilen, polyester ve polyamidler) üretilmektedir.

2009 yılında İtalya bazlı Sider Arc Ar-Ge grubu monofilament eğirme konusunda yeni polimer malzeme arayışına girdiler ve yönlerini biyo ve ya yeşile çevirdiler.

Bu aktivitenin amacı, özellikle yenilenebilir kaynaklardan gelen yeni malzemeler seçmek ve bu malzemelerden petrol bazlı polimerlerden elde ettikleri performansı elde etmekti.

Sider Arc'ın üzerinde çalıştığı ilk polimer PLA ve ya polilaktik asitti. Bu seçimin arkasındaki sebep bu polimerin kimyasında bulunabilirdi; polimer yenilenebilir kaynaklardan üretiliyordu ama aynı zamanda termoplastik biyopolimerdi. Bu sayede pazarda bulunabiliyor ve aynı zamanda çeşitli katkılarla özellikleri geliştirilebiliyordu. Hidrolitik bozunma sonucu da mantar ve bakteriler tarafından kolayca özümsenebilen ürünler oluşarak kullanım ömrü sonunda da özgün bir fark yaratıyordu.

Bu bağlamda, yüksek kristalleşme (%37 civarı) ve yavaş bozunması sayesinde, L-laktik asit izomerinden üretilen PLLA polimeri Sider Arc'ın işlediği ilk polimer oldu.

Polimer işlenmesi açısından PLA'nın ektrüzyonda işlenmesi malzemenin hidrolize olan hassaslığı ile direk olarak bağlantılıydı. Bu sebeple kurutma özenle yapılmalı ve nem seviyesi ppm seviyesinde olmalıydı. Aksi takdirde moleküler ağırlık çok düşük olacak ve erime akışkanlığı eğirme işlemi için yeterli olmayacaktı.

Reolojik (akışla ilgili) davranışları poliolefinlerle karşılaştırılabilir seviyedeydi fakat erime elastikliği çok az daha düşüktü. 

Esnetme fazında ve ısı ile sabitleme sırasında kristalizasyon hızı ve ısı kontrolü doğru monofilament eğirme bitirişi seçimi ile birlikte ekstrüzyon ve polimerin ipliğe dönüştürülmesi sırasında en önemli sorunlardı.

%100 PLA'dan üretilen Biolene monofilamentleri, 2009 yılının sonundan beri Sider Arc'ın ürün çeşitleri arasında bulunmaktadır. Filament çapları 50um-200um arasında değişmekte ve genel olarak medikal pazar için geliştirilmiştir. Uygulama örnekleri arasında doku mühendisliği, iyileşen dokuların geri kazanılması gibi radyo transparan ve toksik olmayan malzemelerin avantajlı olduğu alanlardır.

Bu monofilamentlerin diğer kullanım alanları arasında ise pul kumaşı (3 boyutlu kumaş) pazarı bulunmaktadır. Bükülmezlik ve elastik geri kazanım özellikleri bunu mümkün kılmaktadır. Ek olarak sıcak sıvı filtrasyonu, çay poşetleri (ince filamentler) ve 3D yazıcı teknolojisinde de uygulanabilmektedir.

Geçtiğimiz iki senede Sider Arc polimer malzemeler konusunda yeni kaynakları değerlendirmeye başlamıştır.

Yeşil YYPE (şeker kamışı bazlı biyo-etanolden üretilen): Bu polimerin kullanılmasının ardındaki fikir, petrol-bazlı polietilenden üretilen elyaflarla aynı performansa sahip olmak fakat ekolojik olarak üretilen yenilenebilir bir polimeri kullanabilmektir.

Yeşil AYPE ile petrol bazlı AYPE'lerin uzama ve direnç karşılaştırılması


Geliştirme işi Sider Arc'ın Ar-Ge ekibi tarafından polimer üreticisi ile ortak olarak yapılmıştır. Özellikle monofilament ekstrüzyonu ve eğirme - esneme özelliklerinin sağlanması için doğru türün seçilmesinde üretici rol oynamıştır. Bu sayede standart türlere elde edilen mekanik parametreler ve boyutsal kararılık elde edilebilmiştir.

Bu tür monofilamentlerin uygulama alanları arasında gölgeleme, koruma fileleri, borular için kaplama fileleri (korozyona karşı korumak amaçlı), halatlar ve giysi etiketleri bulunmaktadır.

Yukarıda bahsi geçen bütün gelişmeler (geri dönüştürülmüş PET uyglamaları dahil) gelenekselden başlayıp, yeşil yönüne doğru ilerlemektedir. Bu sayede teknik tekstil pazarı muhtemel en yüksek kalite ve performansa erişebilecekken, sürdürülebilir monofilamentleri kullanabilecektir.

Kaynak: www.siderarc.com


Bioplastics MAGAZINE 05/14 pp.19

10 Ekim 2014 Cuma

Yüksek Sağlamlıktaki Biyopolimer Elyaflar

Biyopolimer dünyasında teknik elyaflara ait biyopolimer uygulamaları sadece bir niş olmasına rağmen, biyopolimer bazlı özel iplik geliştirilmesi konusunda artan bir talep söz konusudur. Bu konuda en kritik mesele, hem mekanik özellik hem de fiyat açısından çekici olabilecek iplik geliştirilebilmektir.

Biyobazlı polyamidler


Birçok uygulamada PET ve ya PA multifilament iplikleri kuvvetlendirici olarak kullanılırlar. Bu ipliklerin yüksek sağlamlığı (> 800 mN/tex) ve erime sıcaklığı  (200C'nin üzerinde) bulunmaktadır. Farklı uygulamalarda bu iplikleri biyobazlı analoglarıyla değiştirmek tercih edilmektedir. Bu durumun en iyi bilinen örneği PLA'dan üretilen ipliklerdir. Fakat bazı uygulamalar için PLA'nın termal ve kimyasal kararlılığı yeterli değildir. Bu gibi durumlarda biyobazlı polyamidler önemli bir alternatif olabilir. PA11'den üretilen elyafla hali hazırda pazarda bilinmektedir. API Enstitüsü de başarılı bir şekilde PA11 elyaf üretmiştir fakat pratikte bu polimerin kullanılması polimerin yüksek fiyatı sebebiyle mümkün olamamaktadır. Bu sebepten dolayı daha ucuz ve teknik elyafların üretilebileceği biyobazlı polyamid arayışına girilmiştir. Şu an itibariyle en iyi seçenek PA10.10 olarak gözükmektedir. Termal ve kimyasal özelliklerin mükemmel olmasının yanı sıra sağlamlık açısından da 400 mN/tex değerine ulaşılabilmektedir. Her ne kadar PET ve ya PA ipliklerle aynı seviyede olmasa da birçok uygulama için halen yeterlidir.

Yüksek Sağlamlıktaki PLA iplikler


Fiyat ve bulunabilirlik göz önünde bulundurulduğunda, PLA en çok araştırılan biyopolimerdir. Teknik uygulamalarda, sağlamlığı geliştirmek önemlidir. Örneğin PET ile karşılaştırıldığında, fiyat yüksektir fakat sağlamlık düşüktür. Bu da PET ipliklerin PLA ile değiştirilmesini zorlaştırmaktadır. Bu sebepten dolayı daha yüksek sağlamlık değerlerine ulaşmak için sürekli bir yarış söz konusudur. API enstitüsü ekibi de polimer kalitesi ve eğirme koşulları gibi bu özellikte rol alabilecek faktörleri inceleme altına aldılar.

Resim 1'de gösterilen grafik normal eğrilmiş PLA multifilament elyafın daha düşük D-izomer içeriğine sahip PLA'lardan üretilmiş elyaflar ile olan karşılaştırılmasını göstermektedir. Gösterilen veriler küçük ölçekte yapılmış denemelerin sonucunu göstermektedir.

Resim 1 - Farklı PLA polimer türlerinin sağlamlık vs. uzama karşılaştırılması


Bir diğer sonuç ise eğirme koşullarının önemli rol oynadğını göstermektedir. Eğirme koşullarını ve polimer kalitesini kombine ederek yapılacak optimizasyon sonucunda, endüstriyel ölçekte yüksek sağlamlıktaki elyafların üretilmesi olanaklı gözükmektedir. Bu konudaki çalışmalar için fırsatlar devam etmektedir.

Düşük sürünmeli (low creep) PLA


PLA elyaflar, özellikle yüksek sıcaklıklar ve ıslak koşullarda, önemli miktarda sürünme davranışı göstermektedir. Bu da PLA elyafları sera gibi ortamlarda kullanılmasını sınırlamaktadır. Bu fenomenin yapısal arkaplanını inceleyerek, özellikleri geliştirmek mümkün olmuştur. Ekstrem koşullarda yapılan başarısızlık zamanı testlerinin sonuçları Resim 2'de gösterilmektedir.

Resim 2 Sürünme vs. zaman (saat) grafiği özel işleme koşulundaki değişimi



An itibariyle testler gerçek koşullarda uzun süreli davranışların incelenmesi için sera içinde sürdürülmektedir.

8 Ekim 2014 Çarşamba

9. Biyoplastik Oskarları Aralık'ta Açıklanıyor

9.Küresel Biyoplastik Ödülleri Adayları Açıklandı

Bioplastics MAGAZINE dergisi 5.kere Biyoplastik Ödüllerinin 5 finalistini sunma göreviyle onurlandırıldı. Akademik dünyadan, basından ve Amerika, Avrupa ve Asya'nın endüstri kurumlarından oluşan beş jüri bir kez daha çok enteresan teklifleri değerlendirdiler. Aşağıda bu önerilerden finale kalan beş tanesinin detaylarını bulabileceksiniz.

9.Biyoplastik Ödülleri, üreticiler, malzeme işleyicileri, marka sahipleri ya da biyoplastik malzeme kullanıcılarının inovasyon, başarı ve hedeflerine ulaşmaları konularını değerlendiriyor. Ödüller çerçevesinde değerlendirilmek için önerilen şirket, ürün ya da servisin 2013 ya da 2014 senesi içerisinde geliştirilmiş ve ya pazarda olmuş olması gerekiyor.

Aşağıda görmüş olduğunuz firmalar/ürünler herhangi bir sıra olmaksızın listelenmiştir. Kazanan ise 2 Aralık 2014'te düzenlenecek olan 9. Avrupa Biyoplastik Konferansında duyurulacak.

Supla (SuQian) New Materials Co. (Çin)


Kişiye özgü dayanıklı biyoplastik mobil cihaz koruması


PLA bazlı polimerden yapılmış kılıflar
2013 yılında verilen 8. Biyoplastik Ödüllerindeki ikincilik ödülü sonrasında, Supla firması yeni modifiye PLA çeşitleri geliştirmeye devam etti. Geliştirilen malzeme sağlamlık, üretim kolaylığı ve montajın yanında, şok direncine ve en önemlisi antibakteriyel özelliklere sahipti.

Corbion firmasından tedarik ettiği laktik asitler olan PLLA ve PDLA'yı Sulzer PLA Biriminde polimerize etti. Bu yüksek görsel saflığa sahip olan malzemeleri temel alarak, Supla firması SUPLA 158 malzemesini 2014 yılında geliştirdi ve mobil sektörü tüketicilerinin pazarına yakın zamanda girebilecek bir ürünle cevap vermiş oldu. Enjeksiyon kalıplama ve elektronik muhafazaları konusunda uzman olan Kuender firması SUPLA 158 malzemesini Şangay'da bulunan Dikon Information Technology firmasının geliştirdiği çocuk cep telefonlarına ve farklı diğer yenilikçi ürünlere uyguladı.

Elde tutulan cihazlar 3C pazarında odak noktası haline geldiğinden, Supla bu tür uygulamalar için gerekli olan fiziksel özellikleri içeren SUPLA 158'i geliştirdi.  Ek olarak pazarın özel gereksinimini de karşılamak için, malzemenin E.coli ve S.aureus gibi bakterilere karşı sırasıyla %99.2 ve %99.6'lık antibakteriyel etkisi bulunuyor.

Supla (SuQian) New Materials Co. Ltd. firmasının 2014 yılı sonu itibariyle yeni kampaund hatları ve yıllık 10bin tonluk PLA polimerizasyon kapasitesi olacak. Supla'nın çevre dostu ve yüksek performans plastikleri hali hazırda bulunan plastik işleme makinelerinde çok büyük değişiklikler yapmadan işlenebiliyor.

www.supla-bioplastics.cn

Zandonella (Almanya)


BioFoam malzemesinden yapılan yalıtımla dondurma kutusu


Sandro'nun BioFoam dondurma kutusu
Sandro'nun 500ml'lik BioFoam'dan yapılmış olan kutusu dünyanın en elit dondurmalarından birini muhafaza ediyor.

Zandonella GmbH, 2014 yılı baharında, Sandro's Bio olarak yeni bir marka yarattı ve bu markanın ambalajını BioFoam'dan yapılan kutuda gerçekleştirdi. Bu malzeme Synbra firmasının genleşmiş polilaktik asit parçacık köpüğünden yapılıyor ve neredeyse genleşmiş polistiren (EPS) ile aynı özelliklere sahip. Sıcak bir arabada dahil bu kutu, dondurmayı bir saati aşkın süre donmuş olarak tutabiliyor.

Ek olarak ambalajın diğer bütün bileşenleri de yenilenebilir hammaddelerden yapılmş ve endüstriyel kompostlama işlemi için uygun. Ambalaj konseptinin diğer kısımları: kağıt kaplama,  PLA'dan yapılmış şrink film, selüloz ve ya PLA'dan yapılmış etiket, PLA'dan yapılmış kaplama film.

Ambalajın bütünü ise bir takım sertifika ve etiketlere sahip. Bunların arasında BioFoam Beşikten Beşiğe sertifikasına sahip olan dünyadaki ilk biyolojik köpük olması geliyor. Aynı zamanda EN13432'ye göre kompostlanabilir olarak sertifikalandırılmış ve ambalajda herhangi bir genetiği değiştirilmiş bileşen bulunmadığını ve yenilenebilir olduğunu gösteren Alman Ohne Gentechnik etiketine sahip.

Fikir gerçekten yeni ve sürdürülebilir. Genellikle tüketiciler alışverişleri sonrasında dondurmaları erimeden eve hemen getirmek için bir acele içinde olurlar. Bu durum Sandro'nun Bio kutusu için geçerli değil. Bu yalıtım etkisi sayesinde, dondurmayı herhangi bir soğutma olmaksızın bir saatin üzerinde donmuş tutabiliyorsunuz. Ek olarak bu ürün kişinin dondurma yiyebileceği yerler konusunda yeni olasılıkları da beraberinde getiriyor. Neden bu kutuyu pikniğe yanınızda götürmeyesiniz!

www.sandros-bio.de

Swiss Coffee Company (İsviçre)


Beanarella: kompostlanabilir kahve kapsülleri


Beanarella kahve kapsülleri
BASF ve Swiss Coffe Company birlikte çalışarak kahve kapsülü ve aroma geçirmez  bir yapıya sahip dış ambalajdan oluşan bir sistemi oluşturdular. Ürünü korumak ve kahvenin yüksek basınçta hazırlanması için gerekli olan gereksinimleri karşılayan ve kompostlanabilir olan bir ürün geliştirildi. Aynı zamanda ürün büyük oranda yenilenebilir kaynaklardan oluşuyor.

Diğer kapsül üreticilerinden farklı olarak, İsviçre firması tamamlayıcı bir yaklaşım izledi. İlk üretim sürecinden ürünün kullanım sonrası bertaraf edilmesine kadar bütün adımlar göz önünde bulunduruldu. Bu durum da geniş çaplı geliştirme çalışmaları gerektirdi. Kapsül, yüksek bariyerli film, tela filtresi ve kahve makinesinde çeşitli geliştirmeler yapıldı. Sertifikasyon ayağında ise EN13432 ve ASTM D6400 için çeşitli tesislerde pratik kompostlama testleri yapıldı.

Kahve kapsüllerinin kendisi ecovio IS1335 malzemesinden yapılıyor ve EN13432'ye göre malzeme kompostlanabilir. Ayrıca bariyer ambalajı (üç fonksiyonel katman) biyobozunur bileşenlerden oluşuyor. Dıştaki kağıt bazlı taşıyıcı katmanı ortada ince bariyer film takip ediyer ve içte ecovio katmanla tamamlanıyor. Her üç tekli katman da EN13432'ye göre kompostlanabilir. Katmanlar BASF'in Epotal Eco adlı kompostlanabilir laminasyon yapıştırıcısı ile birbirine bağlanıyor. Ambalaj kahve ambalajının gerektirdiği nem, oksijen ve aroma bariyer gereksinimlerini sağlamak için tasarlandı.

www.beanarella.ch

Rodenburg (Hollanda)


Habitat geliştirilmesi için biyobozunur yapı


Geçtiğimiz yıl boyunca, Bureau Waardenburg, Rodenburg Biopolymers ve GEA 2H Water Technologies firmaları birlikte çalışarak özellikle yapıların geliştirilmesinde kullanılmak üzere nişasta bazlı üç boyutlu bir biyobozunur yapı geliştirdiler. Bu 3 boyutlu biyobozunur yapının potansiyel kullanım alanları neredeyse sınırsız. Firmalar bu sınırsız kullanım alan potansiyelini keşfetme safhasındalar.

Midye yataklarının kendilerini yenilemesi konusunda yapay yapılar ararken, midyelerin habitatlarını geliştirebilecek ve tekrar eski hallerine getirebilecek biyobozunur bir yapı geliştirdiler. Diğer biyoplastiklerden farklı olarak, herhangi bir kompostlama ajanı da olmadan malzeme tamamiyle bozunabiliyor.

İlk başta midye ya da istridye yataklarının tamiri uygulaması için yapılsa da birçok potansiyel uygulama olabileceği görülüyor. Ek olarak su saflaştırması, kanalizasyon sistemi, toprak havalandırması, sahillerin korunması gibi alanlarda uygulamalar olabileceği belirtiliyor.

Bu uygulamalardan bir örnek yöntem, zebra midyelerini biyolojik filre olarak kullanarak su kalitesini geliştirmek. Bu metod güney Hollanda'da Waterschap Brabantse Delta'nın yerine test ediliyor.

Zebra midyeleri (Dreissena spp.) beslenmek amacıyla suyu filtre ederler. Alg ve küçük parçacıkları ortamdan alırlar. Eğer yeterli sayıda olurlarsa sudaki bulanıklığı ve alg patlamasını önlerler. Bu da ekolojik su kalitesinin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

www.biopolymers.nl

UHU (Almanya)


Bitki bazlı konteynere sahip ilk yapıştırıcı


UHU ReNATURE
UHU ReNATURE markasıyla kağıt yapıştırmak sürdürülebilir hale geliyor. Meşhur yapıştırıcı yeni çekici tasarımıyla birlikte tüketicilere yeni ve daha çevre dostu bir alternatif sunuyor. Yeni ürün yapıştırmanın gerektirdiği bütün zorlukları aşmasının yanısıra çok küçük bir ürünün dahi fosil kaynakların korunması ve çevre korunmasına önemli bir katkıda bulunabileceğini gösteriyor.

UHU reNATURE'ın kabının %58'i sürdürülebilir hammaddelerden oluşuyor. Kullanılan malzeme şeker kamışından elde edilmiş biyo-PE. Kabın bazı kısımları halen konvansiyonel plastiklerden yapılması gerekiyor. Örneğin sıkı bir kapanmayı sağlayan vida şeklinde kapak yapıştırıcının kurumasını engelliyor ve bu sayede uzun ömürlü olmasını sağlıyor.

Tamamen geri dönüştürülebilir olmasının yanı sıra, yeni UHU tamamen çözücü içermiyor ve yapıştırıcı formülünün %70'i doğal. Bir diğer ekolojij ve ekonomik avantaj ise uygulama açısından çok daha etkili ve rakip ürünlere göre ekonomik olması. Orta boyuttaki UHU ile kullanıcılar, ana rakibine göre 200 sayfa A4 daha fazla yapıştırma imkanı bulacaklar.

UHU ReNATURE birkaç yıl süren yoğun geliştirme ve testlerin sonucunda ortaya çıkan, yenilikçi, sürdürülebilir, güvenli ve yüksek kalitede bir ürün.  UHU firması böylece daha sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunuyor. Ürün Ocak 2014'den beri dükkanlarda 21g ve 8.2g'lık çeşitleriyle satılıyor ve 40g'lık yeni boyutu da Aralık 2014'te satılmaya başlanıcak.


www.uhu.de

Kaynak: Bioplastics Magazine 05/14

10 Eylül 2014 Çarşamba

FKuR firmasından yeni 3 boyutlu baskı malzemeleri

FKuR firması, 7-9 Ekim tarihleri arasında Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan Composites Europe fuarı kapsamında;

Özellikle 3 boyutlu baskı için tasarlanmış olan doğal elyaf destekli biyoplastikler, bu senenin fuarında ön plana çıkarılacak.

FKuR ve Helian Polymers firmaları 3Boyutlu baskı için özel olarak geliştirilmiş olan PLA kampaund malzemelerinin geliştirilmesi konusunda iş birliği yapıyor.

Willich, Eylül 2014 - Biyoplastik uzmanı FKuR Kunststoff GmbH firması, Helian Polymers adlı 3 Boyutlu yazıcı filamenti tedarikçisi ile işbirliği yaparak 3 boyutlu baskı işi için uygun yeni PLA karışımları geliştiriyorlar. Bu işbirliği sonucunda ortaya çıkan ön sonuçlar ve uygulamalar bu seneki Composites Europe fuarında gösterimde olacak (Salon 8, Stand A36). Standda doğal elyaf destekli biyoplastik malzemesinin 3 boyutlu olarak yazdırılması izlenebilecek.

Biyoplastikler, başta PLA olmak üzere sahip olduğu düşük sıcaklıktaki izafi olarak dar olan erime sıcaklığı penceresinden dolayı, FDM (fused deposition modeling - ''kaynaşmış katman modellemesi'') prosesi için oldukça uygundur. Ek olarak, düşük işleme sıcaklığı, yazıcının daha kolay kontrol edilmesini ve yazdırma işleminin daha basit bir şekilde düzenlenmesini sağlamaktadır. Konvansiyonel olarak kullanılan ABS ile karşılaştırıldığı zaman, baskı kalitesi de geliştirilmiştir. Ayrıca, ABS işlendiği sırada, stiren buharı ortama salınır ve henüz bilinmeyen sağlık sorunlarına sebep olarabilir. Bu sebeple biyoplastik PLA sağlığa kesinlikle zararı olmayan bir alternatif olarak ortaya çıkmaktadır.

Fakat, saf halinde değiştirilmeden kullanılan PLA'nın kırılganlığı ve düşük darbe direnci gibi dezavantajları bulunmaktadır. Bunun sonucunda da son ürün kalitesi olumsuz yönde etkilenmektedir. Yeni nesil PLA bazlı filament formulasyonları sayesinde, işbirliği içindeki ortaklar hem istenilen düzeyde malzeme kalitesini hem de geliştirilmiş işleme olanağını sağlamış oldular. Firmaların sahip olduğu özel ve kapsamlı ürün portföyü sayesinde, 3 boyutlu baskı pazarında PLA uygulamaları ve pazarı genişleyecektir.

Photo: Designer shoes from von 
Chris van den Elzen (leather & ‚woodFill Fine‘) 
[Copyright: Fanny van Poppel] 
Colorfabb firması çok geniş renk skalasında filament tedarik etmektedir. Yakın zamanda ürün çeşitlerine yeni tasarım malzemeleri eklenmiştir. Bu doğal elyaflarla desteklenen malzemeler 'woodFill Fine' ve 'BambooFill'dir.

Yukarıda bahsi geçen ahşap elyaflarıyla desteklenmiş olan malzemeler, özel ahşap görünümüne sahip objelerin üretimine olanak sağlayacaktir. Konvansiyonel ahşapla karşılaştırıldığı zaman, tasarım özgürlüğü olağanüstü seviyededir. Bu tasarım özgürlüğü sayesinde, tasarımcılar, mimarlar ve özel kullanıcılar yaratıcı seçeneklere sahip olacaktır.









Bioplastics:
Biyoplastikler yenilenebilir kaynaklardan üretilen ve/ya bu polimerlerden üretilen ürünlerin biyobozunur olmasını sağlayan özgün malzemelerdir.

FKuR hakkında:
FKuR esnek ambalaj çözümleri ve teknik uygulamalar için Biyoplastik-Kampaundları konusunda lider üreticilerden biridir. FKuR'ün ürün çeşitleri arasında; Bio-Flex, Biograde, Fibrolon, Terralene yanı sıra çeşitli biyobazlı ürün çeşitlerinin distribütörlüğü bulunmaktadır.

Kumru Kimya hakkında: 

Kumru Kimya firması FKuR firmasının 2011 yılından beri Türkiye yetkili temsilciliğini yürütmektedir.

Photo: Pen holder "Zombie Hunter " Design by Ola Sundberg from ‚woodFill Fine‘ 
[Copyright: Colorfabb] 


Photo: Cup made from ‚BambooFill’ 
[Copyright: Colorfabb]