Ana içeriğe atla

Vincotte'den OK Biyobozunur Marine Sertifikası

Deniz ortamında biyobozunurluk iddiasını garanti ediyor


Vincotte sertifikasyon kurumu marine ortamıda biyobozunurluk, bundan sonra yazıda deniz ortamı olarak bahsedilecektir, iddialarını doğrulamak amacıyla yeni bir sertifika sunuyor: OK biodegradable MARINE. Fakat herhangi bir ürünü pazara denizde biyobozunur olarak sunmak oldukça hassas bir konu ve hemen olumsuz tepkilerle karşı karşıya kalabileceğinden dolayı birçok sertifikasyon kurumu kendini bu konuyla riske atmak istemiyor. Bu yazıda denizde biyobozunur olan ürünlerle ilgili olan ana eleştirilere ve bütün bunlara rağmen Vincotte'nin neden bu ürünler için bir sertifika imkanı sunduğuna dair açıklamalar kapsamlı şekilde ele alınıcaktır.

Deniz Kirliliğini Teşvik Ediyor mu?


Konuyla ilgili önemli bir eleştiri, eğer tüketici bir ürünün ve ya ambalajın deniz ortamında biyobozunur olduğunu bilirse, bu ürünlere ait çöplere ve kim bilir olmayanları da denize atmakta tereddüt etmeyecekleri şeklinde. Bir başka deyişle, problemi azaltmak yerine daha fazla okyanus kirliliğine sonucunu doğurabilir fikri ortaya çıkıyor. 

Bu varsayımda, denizde bulunan çökeltilerin denize direk olarak atıldığı düşünülüyor. Fakat durum gerçekten böyle mi?

Deniz atıklarının kaynağı nedir?


Deniz tabanında bulunan atıkların kaynağı sınırsız bir şekilde çeşitliliğe sahip. Ek olarak çöpler denizde çok uzun mesafeler kaydedebiliyor ve bu sebepten dolayı atılan çöpün kaynağını izlemek de oldukça zorlu bir iş. Genellikle deniz kirliliği iki kaynaktan geliyor; karadan gelenler, okyanustan gelenler.

Deniz kirliliğine sebep olan karasal kaynaklar genel olarak, sahil kenarındaki çöp depolama sahalarından, akarsu yataklarından, endüstriyel atıklardan, malzeme üreticilerinden, işleyicilerinden ve nakliyecilerinden kaynaklanıyor.

Okyanus kaynaklı oluşan kirlilikler ise genelde deniz taşımacılığı, balıkçılık aktiviteleri ve deniz altı keşiflerinden ve son olarak yasal ve yasal olmayan denize çöp atımından kaynaklanıyor.

1991 yılında Birleşmiş Milletlerden bir grup uzman, deniz kirliliği üzerine yaptıkları araştırma sonucunda deniz kirliliğinin %80'inin karasal kaynaklı olduğunu tahmin ettiler. 2001 yılında, Ulusal Deniz Kirliliği Takip Programı (NMDMP) başlatıldı. bu çalışma Eylül 2001 ile Eylül 2006 arasında sürdürüldü ve sonuçlar deniz krililiğinin %49'unun karasal kaynaklı, %18'inin okyanus kaynaklı ve %33'ünün (plastik torbalar, şişeler vs.) ise kaynağının tespit edilemediği belirlendi.

Bütün bu bilgiler ışığında, denizde biyobozunur ürünlerin denizdeki kirletme davranışına olumsuz etki edeceği gerçeği önemli olsa da deniz kirliliğinde karasal kaynakların daha büyük bir etkisi olduğunu da belirtmek gerekir.

OK biyobuzunur Deniz sertifikalı ürünler bir çözüm müdür?


Denizde biyobozunur ürünlerin sertifikasyonunun problemi çözüp çözmeyeceği aslında başlangıç noktası ve ya yanıtlanması gereken bir soru değil. Bu sertifika denizde biyobozunur ürünler sunan ve bu iddialarının bağımsız bir kurum tarafından onaylanmasını isteyen üreticiler ve tedarikçiler için bir çözüm sunuyor.

Fakat, tüketicilerde oluşabilecek yanlış anlaşılmaların önüne geçmek amacıyla, OK biyoozunur Deniz sertifikasyon planı iki ana konuyu birbirinden ayırıyor.

  • Denizde biyobozunuruk iddiasının sertifikalandırılması
  • Sertifika durumunun yayınlanma yetkisinin verilmesi


Bu sayede sadece çok sınırlı ürün grupları için ürün üzerinde sertifikayı kullanarak tüketiciyle iletişim imkanı tanınmış olacak. Bu ürünler de gerçekten deniz ortamında kullanılan, balık ağları, balık yemleri ve av panelleri gibi ürünler olacak ve bu sayede denizde biyobozunurluğun tüketiciyi direk olarak ilgilendireceği durumlarda bu tarz bir iletişim sağlanabilecek. 

Tüketicilerin denize çöp atmalarını teşvik edebileceği durumlar için diğer bütün ürünlerde OK Biyobozunur Deniz logosunun kullanılmasına izin verilmeyecek. Bu tip ürünlerde denizde biyobozunurluk ürüne içten katma değer katan bilinmeyen bir fonksiyon olacak. Eğer istenmeyen bir şekilde bu ürünler kendilerini denizde bulursa da mikroorganizmalar tarafından tüketilerek yok olabilecekler.

Deniz kirliliğinin kaynağının büyük bir bölümünün karasal kaynaklı olduğu düşünüldüğünde, denizde biyobozunurluk özelliği herhangi bir ürün ve ya ambalaj için nerede tüketilirse tüketilsin bir katma değer sağlayacaktır. Bu ürünün bir şekilde denize ulaşması her zaman mümkündür. Ürününe bu tarz bir katma değeri katmak için yatırım yapan herhangi bir tedarikçinin de bu bilgiyi uluslararası standartlara göre doğrulama imkanına sahip olması gerekir.

Bu doğrulama iddianın desteklenmesi yönünde bir referans olmakla beraber aynı zamanda gerçekten denizde biyobozunur olan ürünlerin piyasada bulunan ve şüpheli iddialarda bulunan rakip ürünlerden ayrılmasını da sağlayacaktır.

Sertifikasyon nasıl işliyor: aysberg örneği



Sertifikasyon işlemi adeta bir aysberg (buz dağı) yapısında organize edilmiştir.

Üst kısımda; buzdağının tepesi ilgiyi çekmektedir, sertifikasyon logosunda olduğu gibi, fakat en büyük kısım denizin altındadır.

Alt kısımda; Sertifika sahipleri ürünlerinin denizde biyobozunurluk iddiasını ürünleri hakkındaki gizli bilgileri ve reçeteleri açıklamak zorunda olmadan kanıtlamak istiyorlar. Bu da sertifikasyonun gerçek amacını oluşturuyor; üçüncü bağımsız bir kurum ürünü detayları halka açıklamadan tamamiyle değerlendiriyor ve sadece sonucu açıklıyor. Değerlendirme ''suyun altında'' gerçekleşiyor.

İlgili Standartlar

- ASTM D 7081- 05 (Deniz Ortamında Batmayan Biyobozunur Plastikler için Standart Özellikler)

- ASTM D 6691 (Belirli mikrobiyal topluluklar ve ya doğal deniz suyu inokulumu aracılığıyla plastik malzemelerin deniz ortamında aerobik biyobozunurluğunun belirlenmesi için standart test metodu)

OK Marine test uygulamasına özet bakış



Deniz ortamında biyobozunurluğn sertifikalandırımasından önce ürünler dört farklı şekilde test edilmektedir.

Yapının bozulması (Disintegration)


Yapının bozulmasının testi sırasında ürünün küçük parçacıklara yeterli miktarda ayrılıp ayrılmadığına bakılır. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse 84 günlük bir periyod sonunda test malzemesinin %90'lık kısmının 2-2.5mm'lik elekten geçmesi gerekmektedir.

Biyobozunurluk (Biodegradation)


Biyobozunurluk testinde test numunesi CO2 ve H2O seviyesinde moleküllerine parçalanıp parçalanmadığı kontrol edilir. 6 aylık bir süre sonunda deniz ortamında, ürünün en az %90'lık kısmının bu moleküllere dönüşmesi gerekmektedir. Test tuzlu su ortamında doğal deniz mikroorganizmalarından oluşan bir aşı ile gerçekleştirilir.

Ekotoksisite (Ecotoxicity)


Ekotoksisite testi sırasında, bozunan test malzemesinin deniz organizmalarına (omurgasızlar, dafnia, balık, algler ve mavi-yeşil algler) herhangi bir negatif etkisinin olup olmadığına bakılır.

Ağır metal ve florine içeriği


Avrupa'da kullanılan kompostlanabilirlik standardı olan EN 13432 için belirlenmiş olan ağır metal ve florin standartları limitleri geçerlidir. Ek olarak kobalt için daha yüksek bir sınır belirlenmiştir.



Kaynaklar:

1) National Marine Debris Monitoring Programm (NMDMP): http://water.epa.gov/type/oceb/marinedebris/nmdmp.cfm
2) Certification OK biodegradable MARINE: www.OKbiodegradable.be
3) GESAMP Joint Group of Experts on the Scientific Aspects of Marine Environment Protection: http://www.gesamp.org/

Bioplastics Magazine 02/2015 pp.20-21

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Kendi Biyoplastiğinizi Nasıl Üretebilirsiniz

Biyoplastiklerin en güzel tarafı tamamiyle petrolden bağımsız kaynaklardan üretilebilmeleridir. Buna ek olarak elinizde petrol dahi olsa normal plastik hammaddelerini üretebilmeniz için çok yüksek ısılara çıkabilecek teknolojik aletlere ve damıtma aletlerine ihtiyacınız vardır. Fakat biyoplastik tamamiyle evde bulunabilen basit maddeler ile üretilebilmektedir.

Greenplastics.net sitesinin desteğiyle hazırlanan ve 2008 yılında hazırlanmış olan 'Kendi biyoplastiğinizi yapın' adlı youtube videosu zamanında pek rağbet görmemiş olsa da son dönemdeki bazı haberler sonrasında tekrar gündeme getirilmesinde yarar olacağını düşünüyorum. Aşağıda İngilizce olarak seyredebileceğiniz videoyu anlayamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse; öncelikle gerekli malzemeler açıklanıyor, bir ısıtıcı, bir tencere, su, nişasta, gliserin ve sirke. Son olarak da üretilen biyoplastiği yayıp kurutmak için düz bir yüzey ve aluminyum folyo da gerekmekte.

İşin biraz kimyasına inilirse; nişasta amiloz ve ami…

Hollandalı Attero Organik Atıktan Biyoplastik Üretmeyi Hedefliyor

Hollandalı atık arıtma şirketi Attero; bitki, meyve ve bahçe atığından plastik üretebileceği bir işletmenin temellerini atmaya çalışıyor. Yerel medya kurumlarına göre şirket Venlo ana merkezinde biyoplastik üretim denemelerine başlamış durumda. Attero 2014 yılı itibariyle pilot tesisini çalıştırmayı planlarken, ticari üretime de önümüzdeki 3-4 sene içerisinde geçmeyi planlıyor.
Attero'da 800 kişi çalışıyor ve 2012 yılında 325 milyon EUR'luk iş hacmine sahipti. 2012 yılında 685bin ton organik atığı işleyen şirket, ülkenin 15 bölgesinde biyogaz üretimi gerçekleştirirken, Hollanda'nın ev atıklarının %40'ını da arıtıyor. 
Proje geliştiricisi, Olaf Fennis, firmanın finansal desteği Hollanda hükümeti tarafından alacağını ve bu destek sayesinde üretim fiyatı ile pazar fiyatı arasındaki farkın finansmanının sağlanacağı belirtiyor.