Ana içeriğe atla

Biyobazlı Poliüretan için Kilometre taşı

21-23 Nisan arasında Almanya'nın Nuremberg kentinde düzenlenen ve konusunun dünya çapında en büyük fuarı olan Avrupa Kaplama Fuarında (European Coatings Show) Bayer MaterialScience şirketi poliüretan endüstrisi için yeni bir kilometre taşını sundu. Bu sayede kaplama ve tutkal endüstrileri için çevreyle uyumlu ve müşteri ihtiyaçlarını karşılayan poliüretan hammaddeleri konusundaki küresel liderliğini de kanıtlamış oldu.

PDI: biyükütleden elde edilen yeni bir izosiyanat


Poliüretan endüstrisinde pazarda bulunan ve halihazırda geliştirilmekte olan birkaç poliol bulunuyor fakat biyobazlı poliüretan geliştirilmesi konusunda sınırlayıcı faktör biyobazlı sertleştirici geliştirilmesindeki zorluk olmuştur.

Müşterilerin yenilenebilir hammaddelerden üretilen ürünler konusundaki talepleri giderek artıyor. Çevresel uyumluluk artık bir pazar gerekliliği haline geldi. Avrupa Kaplama Fuarı'nda da Bayer MaterialScience firması bu alan için bir kilometre taşını görücüye çıkarıyor: DESMODUR eco N, çözücüsüz alifatik poliizosiyanat ve pazardaki önemli miktarda yenilenebilir hammadde içeren ilk poliüretan çapraz bağlayıcısı. Bu çapraz bağlayıcı, Pentametilen diizosiyanat (PDI) adlı yeni bir izosiyanat bazlı üretilmiş. PDI'nın karbon içeriğinin %70'inin herhangi bir gıda rekabeti oluşturmadan biyokütleden geldiği belirtiliyor. Şu anda biyokütle kaynağı olan nişasta  yenilebilir bitki kaynaklarından elde edilmiyor. Bunun yerine insanların tükettiği tatlı mısır dışında bir tür olan yemlik mısır kullanılıyor. Yemlik mısır hayvan yemi olarak kullanılmasının yanında, endüstride kağıt temizleyici ve deterjan gibi alanlarda da kullanılıyor. Bayer'in tedarikçileri hali hazırda birinci nesil besleme stoklarından ikinci nesle (selülozik ve biyoatık) değişim konusunda çalışmalarına devam ediyorlar. Bu tip kaynakların kullanılması büyük tesisler için biyoetanolde kullanılmaya başlandı fakat PDI için daha karmaşık bir proses olduğundan dolayı, ticari boyutlara ulaşması için birkaç sene daha gerekiyor.

Bayer'in PDI ürünü heksametilen diizosiyanat kullanılan bütün alanlarda potansiyel olarak kullanılabilir.


Bayer MaterialScience her zaman yeni keşfedilen biyobazlı yapı taşlarını değerlendirmiştir. Bayer'de Küresel Yeni Teknolojiler bölümü sorumlusu Dr.Gesa Behnken, PDI'nin ilk defa sentezlenmesinin poliüretanın mucidi olan Dr.Otto Bayer'e kadar dayandığını belirtiyor. Geçtiğimiz on yılda ise poliüretan çapraz bağlayıcıları sentezlenmesi açısından farklı biyobazlı hammaddeler değerlendirilerek PDI teknik ve çevresel olarak en iyi seçenek olarak tespit edildi.

Ürün portföyüne eklenmesiyle beraber, Bayer MaterialScience firması müşterilerine ilk defa çevre dostu bir sertleştirici bileşeni sunabilecek, bu da firmanın farklılaşması için oldukça önemli bir faktör olacaktır. Kapsamlı bir teknoloji platformu kurularak PDI-bazlı hammaddelerin kaplama, tutkal ve diğer uygulamalarda nasıl kullanılabileceği konusunda araştırmalar da devam ediyor.


Bayer firması Nisan 2015'ten itibaren PDI-bazlı ürünleri piyasaya sunuyor. Ticari ölçekte üretimin 2016 yılından itibaren yıllık 20bin ton kapasiteyle gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu ürünler hali hazırda kullanılan tesislerde enerji verimli gaz fazı teknolojisiyle üretilecek.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Kendi Biyoplastiğinizi Nasıl Üretebilirsiniz

Biyoplastiklerin en güzel tarafı tamamiyle petrolden bağımsız kaynaklardan üretilebilmeleridir. Buna ek olarak elinizde petrol dahi olsa normal plastik hammaddelerini üretebilmeniz için çok yüksek ısılara çıkabilecek teknolojik aletlere ve damıtma aletlerine ihtiyacınız vardır. Fakat biyoplastik tamamiyle evde bulunabilen basit maddeler ile üretilebilmektedir. Greenplastics.net sitesinin desteğiyle hazırlanan ve 2008 yılında hazırlanmış olan 'Kendi biyoplastiğinizi yapın' adlı youtube videosu zamanında pek rağbet görmemiş olsa da son dönemdeki bazı haberler sonrasında tekrar gündeme getirilmesinde yarar olacağını düşünüyorum. Aşağıda İngilizce olarak seyredebileceğiniz videoyu anlayamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse; öncelikle gerekli malzemeler açıklanıyor, bir ısıtıcı, bir tencere, su, nişasta, gliserin ve sirke. Son olarak da üretilen biyoplastiği yayıp kurutmak için düz bir yüzey ve aluminyum folyo da gerekmekte. İşin biraz kimyasına inilirse; nişasta amiloz ve

Biyopolimerlere Giriş.. Biyopolimer Nedir, Çeşitleri, Farkları

Biyopolimerler canlı organizmalar tarafından üretilen polimerlerdir. Selüloz, nişasta, kitin, proteinler, peptidler, DNA ve RNA biyopolimerlere örnek olarak gösterilebilir. Sayılan bu biyopolimerler sırasıyla şeker, amino asit ve nükleotid adı verilen monomerlerden oluşmaktadır (Mohanty ve ark., 2005). Selüloz Dünya’da hem en çok bulunan biyopolimer hem de organik bileşiktir. Bitkilerin yaklaşık %33’lük bir kısmını selüloz oluşturmaktadır. Pamuğun selüloz içeriği %90 iken, ağaçların %50’sini selüloz oluşturmaktadır (Klemm ve ark., 2004). Bazı biyopolimerler biyolojik olarak yıkılabilirler. Bu da mikroorganizmalar tarafından karbondioksit ve suya yıkılabildikleri anlamına gelir. Ek olarak biyoyıkılabilir biyopolimelerin bir kısmı kompost edilebilir. Bu da endüstriyel kompostlama prosesiyle altı ay içerisinde %90’ına kadar yıkılabilmeleri anlamına gelmektedir. Bu özelliğe sahip olan biyopolimerler Avrupa Standardı EN 13432 (2000)’e göre kompostlanabilir sembolü

Hollandalı Attero Organik Atıktan Biyoplastik Üretmeyi Hedefliyor

Hollandalı atık arıtma şirketi Attero; bitki, meyve ve bahçe atığından plastik üretebileceği bir işletmenin temellerini atmaya çalışıyor. Yerel medya kurumlarına göre şirket Venlo ana merkezinde biyoplastik üretim denemelerine başlamış durumda. Attero 2014 yılı itibariyle pilot tesisini çalıştırmayı planlarken, ticari üretime de önümüzdeki 3-4 sene içerisinde geçmeyi planlıyor. Attero'da 800 kişi çalışıyor ve 2012 yılında 325 milyon EUR'luk iş hacmine sahipti. 2012 yılında 685bin ton organik atığı işleyen şirket, ülkenin 15 bölgesinde biyogaz üretimi gerçekleştirirken, Hollanda'nın ev atıklarının %40'ını da arıtıyor.  Proje geliştiricisi, Olaf Fennis, firmanın finansal desteği Hollanda hükümeti tarafından alacağını ve bu destek sayesinde üretim fiyatı ile pazar fiyatı arasındaki farkın finansmanının sağlanacağı belirtiyor.