Ana içeriğe atla

Plastikler, biyobozunurluk ve risk değerlendirmesi

Biyoplastikler: gerçekler ve algılar


Pazarda geçen 25 yıllık sürelerinden sonra, biyoplastikler hakkında çok fazla şey biliyoruz. Standartlar terimin adını kesinleştirdi, test metodları uygun geri kazanımlarını doğruladı ve bütün bularının ötesinde endüstri kullanılma amaçları ile ilgili açık sebepler ortaya koyabildi. Fakat bütün bu temellere rağmen, biyoplastiklerin gerçekten ne olduğuna dair bilgi sadece küçük bir uzman döngüsü içerisinde sıkışmış olarak kaldı ve kamuoyunun bu konu hakkında hala kafası karşık durumda. Bu şartlar altında, efsaneler ve yanlış bilgilerin de yayılma potansiyeli sonucunda bir dalgalanma etkisiyle biyoplastiklerin toplum tarafından bütün olarak kabul edilmesi de etkileniyor. Bazı konseptler çoğunlukla yanlış anlaşılıyor, örnek olarak biyo-esaslılık çoğu zaman biyobozunurluk ile eş anlamlı olarak görülebiliyor. Bu makalede biyoplastik terimi biyobozunur plastikleri kast ederek kullanılmaktadır. Ek olarak standartların varlığı yeterince değer görmüyor ki bazen ''biyobozunur'' kelimesi tırnak içinde yazılarak biyobozunurluğun henüz tam olarak gösterilmediği gibi imalarda bulunuluyor.

Biyoplastikler ve deniz ortamı


Biyoplastiklerle ilgili belirsizlik son olarak deniz atığı konusunda gündeme tekrar geldi. Denizlerdeki plastik atık sorunu yeni olmamakla beraber, özensiz atık yönetimi kürsel ölçekte, ciddi miktarda farkındalık, önleme ve geri kazanım programlarına yatırım yapılma ihtiyacına yol açıyor. Biyoplastikler de istenmeden de olsa bu tartışmanın içine çekilerek, kronik deniz kirliliği problemine hemen çare olurlar yanlış algısına sebep oldu. Bu bağlamda, biyoplastik endüstrisinin aşağıda sayılacak olan sebeplerden dolayı, biyobozunurluk özelliğini çevreye çöp atabilmek için yeşil ışık olarak görmediğini belirtmek gerekir.

Resim 1- Akvaryum içinde bozunurluğun test edilmesi

Resim 2 - Sediment içerisinde bozunurluğun test edilmesi

Biyobozunurluğun değeri


Ambalaj ve tüketici ürünleri kullanım döngülerinin sonunda bir geri kazanım potansiyeli barındırmak zorundadır. Bazı durumlarda, biyobozunurluk organik geri dönüşüm aracılığıyla bu geri kazanımı sağlamaktadır. Bu seçenek Ambalajla ilgili olan Avrupa Direktifinde de belirtilmiş ve ne zaman ambalaj mutfak atığı (biyoatık) ile birleşiyorsa bu özellik faydalı olmuştur. Fakat biyoplastik/biyoatık bileşimi kompost içinde geri dönüştürülebilir. CEN standardı olan EN13432 organik geri dönüşüm için uygun olan ambalajları tanımlar fakat denizler de dahil herhangi bir ortamda (doğal çevre ortamı) biyobozunurlukla ilgili bir iddiayı desteklemez. EN13432'nin kapsamı kristal şeffaflığında açıktır ve herhangi bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemektedir.

Biyobozunur plastikler ve geri dönüşüm


Biyoplastiklerle ilgili herhangi bir tartışma başladığında gündeme gelen bir diğer konu da plastik geri dönüşümünün kontaminasyonu tehlikesidir. Daha şaşırtıcı olan ise, teknik olarak konuşulduğunda plastik geri dönüşümü aslında doğru kullanılmamaktadır çünkü plastik terimi kollektif bir terimdir ve birbiriyle uyumlu olmayan farklı malzemeleri kapsar ve her biri ancak ayrı geri dönüştürülebilir. Çapraz bulaşa geri dönüşüm için her zaman bir engel olmuştur (örneğin biyobozunur olmayan plastikler de biyoatıkların geri dönüşümüne engel teşkil eder). Ürünün kullanım döngüsü sonunun yönetimi de ürünün özelliğine ve atık çeşidine göre uygun olmalıdır. Eğer yerinde ayrı toplanma uygun bir şekilde yapılabilirse de biyoplastiklerin organik geri dönüşüm kapsamında geri kazanılabildiği ve uygun atık yönetimini teşvik ettiği görülmektedir.

Doğada biyobozunurluk


Yanlış yönlendiren iletişimlerden kaçınabilmek için biyobozunurluk terimini sadece ilgili bozunurluk ortamı (nerede)  ve koşullar (ne kadar ve ne sürede) ile birlikte ifade etmek doğru olacaktır. Tarımda yapılan testler toprağa özgü olup malç filmlerinin biyobozunurluklarına bu şekilde bakılır çünkü bu ortam mikrobiyolojik olarak kompost ortamından farklıdır. Benzer olarak, deniz ortamına özgü testler de geliştirilmektedir (Resim 1). FKuR firması biyobozunur film üretimi için uygun olan Bioflex grubu ürünlerini ASTM ve ISO test metodları ile test etmişlerdir (3,4) (Resim 2). Deniz tabanında yapılan testlerin sonucunda bir yıldan daha az sürede yüzde 90'dan fazla (selüloz ile oranlandığında ve mutlak olarak) biyobozunurluk (CO2 oluşumu şeklinde) ölçülmüştür. Milan'da bulunan Certiquality enstitüsü tarafından da bu sonuçlar onaylanarak Avrupa Komisyonunun pilot programı olan ETV (5) çerçevesinde olduğu görülmüştür.

Resim 3- Deniz çiftçiliğinde kullanılan filelerde
biyobozunurluk katma değer sağlayabilir.


Biyobozunurluk ve risk değerlendirmesi


Son olarak, bu umut vaadeden biyobozunurluk verilerini nasıl yorumlamamız gerekir? Genel manada, çevresel risk çevreye stres veren maddenin ortamdaki derişimine ve ortamda kalış süresine bağlıdır. Derişim ne kadar düşükse, ve kalış süresi ne kadar kısaysa o kadar iyidir. Biyoplastikler deniz ortamına girdikleri anda hemen ortadan kaybolmazlar. Fakat biyobozunurluk sayesinde ortama stres sağlayan maddenin kalış süresi azalmaktadır. Bu sebeple, okyanuslardaki plastik problemini sadece biyoplastiklere geçerek çözmek mümkün değildir. Diğer taraftan, kazayla ortama bulaşmanın kesin ve ya olası olduğu durumlarda biyobozunurluk riskin azaltılması konusunda rol oynayabilir. Denizde bulunan balık avlama aletleri gibi uzun süre boyunca yıpranıp denizde parçalarının kalması mümkün olan plastiklerin tamamen ve ya göreceli olarak hızlı bir şekilde biyobozunur olması bu sebepten uygun olacaktır. FKuR firmasının Bioflex ürün grubundaki gibi denizde biyobozunur olan malzemeler midye yetiştirmek için ağlar gibi deniz çiftçiliği uygulamalarında denizde biyobozunurluk özelliği umut vaadetmektedir.

Kaynaklar:
1) European Parliament and Council Directive 96/62/E0 of 20 December 1995 on packaging and packaging waste
2) EN 13432:2000 Packaging Requirements for packaging recoverable through composting and biodegradation. Test scheme and evaluation criteria for the final acceptance of packaging
3) ASTM D7991 - 15 Standard Test Method for Determining Aerobic Biodegradation of Plastics Buried in Sandy Marine Sediment Under Controlled Laboratory Conditions
4) ISO/DIS 19679 Plastics - Determination of aerobic biodegradation of non-floating plastic materials in seawater/sediment interface - Method by analysis of evolved carbon dioxide

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Kendi Biyoplastiğinizi Nasıl Üretebilirsiniz

Biyoplastiklerin en güzel tarafı tamamiyle petrolden bağımsız kaynaklardan üretilebilmeleridir. Buna ek olarak elinizde petrol dahi olsa normal plastik hammaddelerini üretebilmeniz için çok yüksek ısılara çıkabilecek teknolojik aletlere ve damıtma aletlerine ihtiyacınız vardır. Fakat biyoplastik tamamiyle evde bulunabilen basit maddeler ile üretilebilmektedir.

Greenplastics.net sitesinin desteğiyle hazırlanan ve 2008 yılında hazırlanmış olan 'Kendi biyoplastiğinizi yapın' adlı youtube videosu zamanında pek rağbet görmemiş olsa da son dönemdeki bazı haberler sonrasında tekrar gündeme getirilmesinde yarar olacağını düşünüyorum. Aşağıda İngilizce olarak seyredebileceğiniz videoyu anlayamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse; öncelikle gerekli malzemeler açıklanıyor, bir ısıtıcı, bir tencere, su, nişasta, gliserin ve sirke. Son olarak da üretilen biyoplastiği yayıp kurutmak için düz bir yüzey ve aluminyum folyo da gerekmekte.

İşin biraz kimyasına inilirse; nişasta amiloz ve ami…

Poliüretan Polimeri Nedir- Kullanım Alanları- Biyobazlı Poliüretanlar

Blogumuzda Poliüretan dosyasını da açıyoruz. İlk defa 75 sene önce Almanya'da bir laboratuvarda sentezlenen bu polimerin geçmişten günümüze olan macerasını size anlatıyoruz.
Bu yazımızda size geçmişten günümüze ve biyopolimerlere ulaşan serüvende poliüretanların tarihi, nasıl üretildiği, yapısı ve kullanım alanlarına dair bilgileri vereceğiz. Son olarak yeni teknoloji ile birlikte son yıllarda poliüretan üretiminde kullanılan petrol bazlı kimyasalların nasıl ve hangi yenilenebilir kaynaklarla üretildikleri yani Biyobazlı Poliüretanlar hakkında bilgiler de vereceğiz.
2012 yılında poliüretan endüstrisi, ilk olarak Leverkusen şehrinde bu çok yönlü malzemenin ilk formunun oluşturulmasının üzerinden 75 yıl geçmesini kutladı. İlk olarak Otto Bayer tarafından 1937 yılında yapılan araştırmalar, elyaf olarak örülmek amaçlı yapışkan bir reçineydi. Amaç Amerika'da üretilen naylon elyaflar ile rekabet edebilmekti. Araştırma 2.Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle dursa da, 1945 yılından …