15 Mart 2017 Çarşamba

Katkılar Plastikleri Biyobozunur Yapabilir Mi?

Bir malzemenin ya da ürünün biyobozunurluk özelliği, doğada bulunan bakteri, fungi ve alg gibi mikroorganizmaların davranışları sayesinde vuku bulan ve doğasında olan bir özelliktir. Bu proses sonucunda su, karbondioksit ve biyokütle ortaya çıkar. Hiçbir katkıya ihtiyaç yoktur ve herhangi bir fragman (küçük parça) çevrede kalmaz. Endüstriyel kompostlama özelindeki gereksinimler de uluslararası çapta kabul edilen EN 13432 ve ISO 18606 gibi standartlar tarafından açık bir şekilde tanımlanmıştır. Diğer ortamlardaki biyobozunurluk özelliği için, başka standartlar çerçeve koşullarını ya da geçti/kaldı kriterlerini belirleyebilir ya da belirlemesi gerekir.

Oxo-bozunur olarak ifade edilen plastikler ise genel olarak içine katkı maddesi olarak tuzar ve ya geçiş metalleri katılan fosil kaynaklı, biyobozunur olmayan poliolefinler ve ya polyesterlerdir (örnek olarak; PE ve ya PET). Bu katkıların biyobozunur olmayan bu plastiklerin biyobozunurluğunu sağlaması beklenmektedir. Fakat şimdiye kadar bu iddiayı temellendirebilecek herhangi bir tekrarlanabilir çalışma yapılamamıştır. Genel olarak biyobozunurluk karbondioksit oluşumunun ölçülmesi ile gösterilmekte ve onaylanmaktadır. Oxo-bozunur plastikleri destekleyen yayınlarda, örnek olarak, iki senelik bir sürede %60'lık biyobozunma iddia edilmiştir ve bu da kalan %40'ın kaderinin ne olacağı ile ilgili durumu spekülatif kılmaktadır. Göreceli olarak daha uzun süreli çalışmalara dayanmasının dışında (EN 13432 standardı %90'lık fragmanlaşma için 12 hafta, %90'lık biyobozunma için ise 6 ay gereksinimi ortaya koyar) farklı çıkarımlar da yapılmıştır: Oxo-bozunur malzemelerin ancak güneş ışığı (UV radyasyonu) ve oksijen varlığında fragmanlara ayrılıp gözle görülmez hale geldiği varsayılmaktadır.  Eğer bu süreçte aynı zamanda ve ya sonrasında gerçek biyobozunurluk (burada ''gerçek biyobozunurluktan'' kasıt karbondioksit oluşumunun ölçülmesidir) gerçekleşmediği takdirde, küçük parçalara ayrılma (disentegrasyon) sürecinde oluşan ve gözle görülmeyen plastik fragmanları, bu çevreye yayılan mikroplastiklerin oluşturduğu, çeşitli çevresel ve sağlık tehlikelerine sebep olabilir.

Bir diğer katkı ile biyobozunur olduğu iddia edilen plastik malzeme grubu ise enzim-aracılı plastiklerdir. Doğada gerçekleşen biyobozunma işlemi doğada bulunan organizmaların enzim tepkimelerine dayanmaktadır. Enzim-aracılı plastikleri üreticileri de konvansiyonel plastiklere enzim ekleyerek bu doğadaki durumu yapay bir şekilde taklit etmeye çalışırlar. Fakat şimdiye kadar herhangi bir bağımsız çalışma ya da bilimsel yayın biyobozunurluk adına bu tip malzemeler için olumlu bir sonuç göstermemiştir. Buna rağmen üretici firmalar ürünlerinin %100 biyobozunur olduklarını hatta kompostlama standartlarına dahi uygun olduğunu iddia etmektedirler. Bu iddialar genel olarak karbondiokside dönüşme yerine kütle kaybına dayandırılmaktadır. Bu da biyobozunurluk için bilimsel bir kanıt oluşturmamaktadır.

Yukarıda belirtilen tüm bilgiler ışığında, kavramlar arasındaki farkları doğru şekilde ayırt etmek gerekir.  Enzim-aracılı plastikleri günümüzde yapılan ve umut vaadeden enzim-aracılı geri dönüşüm çalışmalarıyla karıştırmamak gerekir. Enzim-aracılı geri dönüşümde PET ve ya PU gibi konvansiyonel plastiklerin atıkları özel üretilmiş enzimlerle depolimerize edilmektedir. Elde edilen monomerler ise PHA gibi herhangi bir katkı gereksinimi olmadan birçok çevre ortamında biyobozunur özellikte olan biyoplastiklerin üretiminde hammadde olarak kullanım alanı bulabilmektedir.

Kaynak: www.european-bioplastics.org
Issbrücker, Constance, Bioplastics Magazine 01/17 pp.41.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder