Ana içeriğe atla

Katkılar Plastikleri Biyobozunur Yapabilir Mi?

Bir malzemenin ya da ürünün biyobozunurluk özelliği, doğada bulunan bakteri, fungi ve alg gibi mikroorganizmaların davranışları sayesinde vuku bulan ve doğasında olan bir özelliktir. Bu proses sonucunda su, karbondioksit ve biyokütle ortaya çıkar. Hiçbir katkıya ihtiyaç yoktur ve herhangi bir fragman (küçük parça) çevrede kalmaz. Endüstriyel kompostlama özelindeki gereksinimler de uluslararası çapta kabul edilen EN 13432 ve ISO 18606 gibi standartlar tarafından açık bir şekilde tanımlanmıştır. Diğer ortamlardaki biyobozunurluk özelliği için, başka standartlar çerçeve koşullarını ya da geçti/kaldı kriterlerini belirleyebilir ya da belirlemesi gerekir.

Oxo-bozunur olarak ifade edilen plastikler ise genel olarak içine katkı maddesi olarak tuzar ve ya geçiş metalleri katılan fosil kaynaklı, biyobozunur olmayan poliolefinler ve ya polyesterlerdir (örnek olarak; PE ve ya PET). Bu katkıların biyobozunur olmayan bu plastiklerin biyobozunurluğunu sağlaması beklenmektedir. Fakat şimdiye kadar bu iddiayı temellendirebilecek herhangi bir tekrarlanabilir çalışma yapılamamıştır. Genel olarak biyobozunurluk karbondioksit oluşumunun ölçülmesi ile gösterilmekte ve onaylanmaktadır. Oxo-bozunur plastikleri destekleyen yayınlarda, örnek olarak, iki senelik bir sürede %60'lık biyobozunma iddia edilmiştir ve bu da kalan %40'ın kaderinin ne olacağı ile ilgili durumu spekülatif kılmaktadır. Göreceli olarak daha uzun süreli çalışmalara dayanmasının dışında (EN 13432 standardı %90'lık fragmanlaşma için 12 hafta, %90'lık biyobozunma için ise 6 ay gereksinimi ortaya koyar) farklı çıkarımlar da yapılmıştır: Oxo-bozunur malzemelerin ancak güneş ışığı (UV radyasyonu) ve oksijen varlığında fragmanlara ayrılıp gözle görülmez hale geldiği varsayılmaktadır.  Eğer bu süreçte aynı zamanda ve ya sonrasında gerçek biyobozunurluk (burada ''gerçek biyobozunurluktan'' kasıt karbondioksit oluşumunun ölçülmesidir) gerçekleşmediği takdirde, küçük parçalara ayrılma (disentegrasyon) sürecinde oluşan ve gözle görülmeyen plastik fragmanları, bu çevreye yayılan mikroplastiklerin oluşturduğu, çeşitli çevresel ve sağlık tehlikelerine sebep olabilir.

Bir diğer katkı ile biyobozunur olduğu iddia edilen plastik malzeme grubu ise enzim-aracılı plastiklerdir. Doğada gerçekleşen biyobozunma işlemi doğada bulunan organizmaların enzim tepkimelerine dayanmaktadır. Enzim-aracılı plastikleri üreticileri de konvansiyonel plastiklere enzim ekleyerek bu doğadaki durumu yapay bir şekilde taklit etmeye çalışırlar. Fakat şimdiye kadar herhangi bir bağımsız çalışma ya da bilimsel yayın biyobozunurluk adına bu tip malzemeler için olumlu bir sonuç göstermemiştir. Buna rağmen üretici firmalar ürünlerinin %100 biyobozunur olduklarını hatta kompostlama standartlarına dahi uygun olduğunu iddia etmektedirler. Bu iddialar genel olarak karbondiokside dönüşme yerine kütle kaybına dayandırılmaktadır. Bu da biyobozunurluk için bilimsel bir kanıt oluşturmamaktadır.

Yukarıda belirtilen tüm bilgiler ışığında, kavramlar arasındaki farkları doğru şekilde ayırt etmek gerekir.  Enzim-aracılı plastikleri günümüzde yapılan ve umut vaadeden enzim-aracılı geri dönüşüm çalışmalarıyla karıştırmamak gerekir. Enzim-aracılı geri dönüşümde PET ve ya PU gibi konvansiyonel plastiklerin atıkları özel üretilmiş enzimlerle depolimerize edilmektedir. Elde edilen monomerler ise PHA gibi herhangi bir katkı gereksinimi olmadan birçok çevre ortamında biyobozunur özellikte olan biyoplastiklerin üretiminde hammadde olarak kullanım alanı bulabilmektedir.

Kaynak: www.european-bioplastics.org
Issbrücker, Constance, Bioplastics Magazine 01/17 pp.41.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evde Kendi Biyoplastiğinizi Nasıl Üretebilirsiniz

Biyoplastiklerin en güzel tarafı tamamiyle petrolden bağımsız kaynaklardan üretilebilmeleridir. Buna ek olarak elinizde petrol dahi olsa normal plastik hammaddelerini üretebilmeniz için çok yüksek ısılara çıkabilecek teknolojik aletlere ve damıtma aletlerine ihtiyacınız vardır. Fakat biyoplastik tamamiyle evde bulunabilen basit maddeler ile üretilebilmektedir. Greenplastics.net sitesinin desteğiyle hazırlanan ve 2008 yılında hazırlanmış olan 'Kendi biyoplastiğinizi yapın' adlı youtube videosu zamanında pek rağbet görmemiş olsa da son dönemdeki bazı haberler sonrasında tekrar gündeme getirilmesinde yarar olacağını düşünüyorum. Aşağıda İngilizce olarak seyredebileceğiniz videoyu anlayamayanlar için kısaca özetlemek gerekirse; öncelikle gerekli malzemeler açıklanıyor, bir ısıtıcı, bir tencere, su, nişasta, gliserin ve sirke. Son olarak da üretilen biyoplastiği yayıp kurutmak için düz bir yüzey ve aluminyum folyo da gerekmekte. İşin biraz kimyasına inilirse; nişasta amiloz ve

Biyopolimerlere Giriş.. Biyopolimer Nedir, Çeşitleri, Farkları

Biyopolimerler canlı organizmalar tarafından üretilen polimerlerdir. Selüloz, nişasta, kitin, proteinler, peptidler, DNA ve RNA biyopolimerlere örnek olarak gösterilebilir. Sayılan bu biyopolimerler sırasıyla şeker, amino asit ve nükleotid adı verilen monomerlerden oluşmaktadır (Mohanty ve ark., 2005). Selüloz Dünya’da hem en çok bulunan biyopolimer hem de organik bileşiktir. Bitkilerin yaklaşık %33’lük bir kısmını selüloz oluşturmaktadır. Pamuğun selüloz içeriği %90 iken, ağaçların %50’sini selüloz oluşturmaktadır (Klemm ve ark., 2004). Bazı biyopolimerler biyolojik olarak yıkılabilirler. Bu da mikroorganizmalar tarafından karbondioksit ve suya yıkılabildikleri anlamına gelir. Ek olarak biyoyıkılabilir biyopolimelerin bir kısmı kompost edilebilir. Bu da endüstriyel kompostlama prosesiyle altı ay içerisinde %90’ına kadar yıkılabilmeleri anlamına gelmektedir. Bu özelliğe sahip olan biyopolimerler Avrupa Standardı EN 13432 (2000)’e göre kompostlanabilir sembolü

Hollandalı Attero Organik Atıktan Biyoplastik Üretmeyi Hedefliyor

Hollandalı atık arıtma şirketi Attero; bitki, meyve ve bahçe atığından plastik üretebileceği bir işletmenin temellerini atmaya çalışıyor. Yerel medya kurumlarına göre şirket Venlo ana merkezinde biyoplastik üretim denemelerine başlamış durumda. Attero 2014 yılı itibariyle pilot tesisini çalıştırmayı planlarken, ticari üretime de önümüzdeki 3-4 sene içerisinde geçmeyi planlıyor. Attero'da 800 kişi çalışıyor ve 2012 yılında 325 milyon EUR'luk iş hacmine sahipti. 2012 yılında 685bin ton organik atığı işleyen şirket, ülkenin 15 bölgesinde biyogaz üretimi gerçekleştirirken, Hollanda'nın ev atıklarının %40'ını da arıtıyor.  Proje geliştiricisi, Olaf Fennis, firmanın finansal desteği Hollanda hükümeti tarafından alacağını ve bu destek sayesinde üretim fiyatı ile pazar fiyatı arasındaki farkın finansmanının sağlanacağı belirtiyor.